Hukuk bülteniYayın: 22 Ekim 2026·8 dk okuma

Resmî Gazete 22 Ekim 2026: AYM'nin polis okulu ilişik kesme kararı

Anayasa Mahkemesi, hakkında henüz kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmayan bir polis meslek yüksekokulu öğrencisinin, devam eden ceza kovuşturması gerekçesiyle okulla ilişiğinin kesilmesini eğitim hakkı ihlali saydı. Aynı gün Resmî Gazete'de yayımlanan bir başka kararda ise AYM, hücreye koyma disiplin cezasının infazından sonra kaldırılmasına rağmen oluşan zararın giderilmesi için etkili bir hukuk yolu bulunmadığını tespit ederek konuyu TBMM'ye bildirdi. Ayrıca 2 üniversite yönetmeliği yayımlandı.

Bu yazı, Resmî Gazete'de yayımlanan metinlere dayanan bilgilendirme amaçlı bir özettir; hukuki görüş yerine geçmez.

Devam eden kovuşturma tek başına ilişik kesme nedeni sayılamadı

Anayasa Mahkemesi, polis meslek yüksekokulu öğrencisi olan başvurucunun, hakkında devam eden bir ceza kovuşturması bulunduğu gerekçesiyle okulla ilişiğinin kesilmesini eğitim hakkının ihlali olarak değerlendirdi. Başvurucu hakkında bir mahkemede beraat kararı verilmişken diğerinde yargılama sürmekteydi; idare bu ikinci yargılamayı esas alarak ilişik kesme kararı vermişti. Mahkeme, bu değerlendirmeyi oyçokluğuyla Anayasa'nın 42. maddesindeki eğitim hakkına aykırı buldu.

Karara göre dava, yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 16. İdare Mahkemesine gönderildi. Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ile 41.480,40 TL yargılama gideri ödenmesine hükmedildi. Beş üye karşıoy kullanarak ilgili yönetmelik hükmünün yasal dayanağının bulunduğunu ve işlemde hukuka aykırılık olmadığını savundu.

Karar, idarenin güvenlik soruşturması sonucunda devam eden kovuşturmaları gerekçe göstererek yaptığı ilişik kesme işlemlerinin denetiminde kullanılabilecek bir emsal niteliği taşıyor.

Kaynak: Anayasa Mahkemesinin 5/3/2026 Tarihli ve 2023/59815 Başvuru Numaralı Kararı (Resmî Gazete, 22 Ekim 2026, sayı 33408)

Tam metni ayrı sayfada okuyun (OCR ile okunmuş metin)

Kaldırılan disiplin cezasının zararı için tazminat yolu yok

Anayasa Mahkemesi, hücreye koyma disiplin cezası infaz edildikten uzun süre sonra kanun yararına bozma yoluyla kaldırılan bir hükümlünün, bu cezadan doğan maddi ve manevi zararlarının giderilmesi için başvurabileceği açık bir hukuk yolu bulunmadığını tespit etti. Başvurucu hakkındaki disiplin cezası, aynı olaydan ceza alan başka bir hükümlünün girişimi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kanun yararına bozma kararı sonrasında infaz hâkimliğince iptal edilmişti; ancak başvurucunun infaz edilmiş cezadan kaynaklanan zararlarını telafi edecek bir düzenleme bulunmadığı belirlendi.

Mahkeme, başvurucunun mağduriyetini giderecek şekilde karar verilmesini düzenleyen açık bir hükmün ve etkili bir başvuru yolunun mevzuatta bulunmamasını Anayasa'nın 26. maddesiyle bağlantılı 40. maddesindeki etkili başvuru hakkının ihlali saydı. Bu durumun yapısal bir sorun olduğu belirtilerek çözüm için keyfiyetin TBMM'ye bildirilmesine karar verildi; kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren dört aylık sürenin sonunda konunun yeniden değerlendirileceği ifade edildi.

Başvurucuya net 40.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildi. Karar, infaz sırasında verilen disiplin cezalarından doğan zararların giderilmesi için mevzuatta açık bir hukuk yolunun bulunmadığına dikkat çekiyor.

Kaynak: Anayasa Mahkemesinin 2/4/2026 Tarihli ve 2021/40650 Başvuru Numaralı Kararı (Resmî Gazete, 22 Ekim 2026, sayı 33408)

Tam metni ayrı sayfada okuyun (OCR ile okunmuş metin)

Keşan Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi genişletildi

Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu, Malatya ilçesini Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresinden çıkararak Keşan Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresine bağladı. Aynı kararla Gelibolu ve Eceabat ilçeleri de Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresinden çıkarılarak Keşan Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresine dahil edildi.

Kurul, değişikliği ilgili ilçelerin coğrafi durumu ile Keşan ilçesine ulaşım imkânları gerekçesiyle yaptı. Karar 21.10.2026 tarihinden itibaren uygulanacak.

Değişiklik, bu ilçelerde görülen ağır ceza mahkemesi görev alanına giren davalarda yetkili mahkemeyi doğrudan etkiliyor; söz konusu ilçelerdeki avukatlar ve taraflar için başvuru mercii Keşan Ağır Ceza Mahkemesi olacak.

Kaynak: Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 21/10/2026 Tarihli ve 1160 Sayılı Kararı (Resmî Gazete, 22 Ekim 2026, sayı 33408)

Tam metni göster

Bu metin Resmî Gazete'deki görüntüden otomatik okunmuştur (OCR); okuma hatası olabilir, esas metin Resmî Gazete'dedir.

--- Sayfa 1 --- 22 Ekim 2026 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 33408 HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU KARARI Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığından: HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU GENEL KURULUNUN KARARI Karar Tarihi : 21.10.2026 Karar No : 1150 Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün, Malatya ilçesinin Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresinden çıkartılarak Keşan Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresine bağlanması ile Gelibolu ve Eceabat ilçelerinin Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresinden çıkartılarak Keşan Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresine bağlanması teklifine ilişkin 30.09.2026 tarihli ve E-43807993-601.01-446/22481 sayılı yazısı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca görüşülerek; - Malatya ilçesinin coğrafi durumu ile Keşan ilçesine ulaşım imkânı göz önüne alınarak Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresinden çıkartılarak Keşan Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresine bağlanmasına, - Gelibolu ve Eceabat ilçelerinin coğrafi durumu ile Keşan ilçesine ulaşım imkânı göz önüne alınarak Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresinden çıkartılarak Keşan Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresine bağlanmasına, İşbu kararın 21.10.2026 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verildi.

Sözleşmeli sağlık personelinin eş tayininde 'kadrolu statü' şartı Anayasa'ya aykırı bulunmadı

Anayasa Mahkemesi, 663 sayılı KHK'nın 45/A maddesinin (3) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesindeki "...kadrolu statüde..." ibaresini inceledi. Kural, sözleşmeli sağlık personelinin aile birliği mazeretine dayalı yer değiştirme talebinde bulunabilmesini, eşinin kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolu statüde çalışması şartına bağlıyor; eşi sözleşmeli statüde çalışanlar bu imkândan yararlanamıyor.

Mahkeme, kuralın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine oyçokluğuyla karar verdi. Üç üye, kuralın aile hayatına saygı hakkını ölçüsüz biçimde sınırladığı gerekçesiyle karşıoy kullandı.

Karar, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarında sözleşmeli statüde görev yapan sağlık personelinin aile birliği mazeretine dayalı atama taleplerini ve bu konudaki idari dava süreçlerini ilgilendiriyor.

Kaynak: Anayasa Mahkemesinin 25/6/2026 Tarihli ve E: 2026/46, K: 2026/145 Sayılı Kararı (Resmî Gazete, 22 Ekim 2026, sayı 33408)

Tam metni ayrı sayfada okuyun (OCR ile okunmuş metin)

Çocuk istismarı davasında tanık sorgulama hakkı: bir suçta ihlal yok, diğerinde var

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, çocukların cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetle sonuçlanan bir ceza yargılamasına ilişkin iki bireysel başvuruyu birleştirerek inceledi. Başvurucu, mahkûmiyette belirleyici delil olarak kullanılan tanıkların duruşmada sorgulanmasına imkân verilmediğini ileri sürmüştü.

Mahkeme, çocukların cinsel istismarı suçu yönünden tanık sorgulama hakkının ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar verdi. Gerekçede, kırılgan mağdurların Çocuk İzlem Merkezindeki ifadelerine ilişkin video kaydının başvurucuya izletilmiş olması belirleyici kabul edildi. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ise aynı video kaydı izletilmediğinden, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine oyçokluğuyla hükmedildi.

İhlal kararının sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosya, yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Başvurucuya harç ve vekâlet ücretinden oluşan yargılama gideri ödenmesine karar verildi. Karşıoyda, aynı maddi vakıa ve ispat temeline dayanan iki suç bakımından farklı sonuçlara varılmasının yargılamanın bütünlüğüyle bağdaşmadığı ve yeniden yargılamada aynı çelişkinin tekrar ortaya çıkacağı ileri sürüldü.

Karar, çocuğa karşı işlenen suçlarda video kayıtlı ifadelerin duruşmada izletilmesinin tanık sorgulama hakkı bakımından taşıdığı ağırlığı somut bir olay üzerinden gösteriyor; ceza avukatlarını ve çocuk istismarı davalarına bakan uygulayıcıları ilgilendiriyor.

Kaynak: Anayasa Mahkemesinin 24/2/2026 Tarihli ve 2020/9807 Başvuru Numaralı Kararı (Resmî Gazete, 22 Ekim 2026, sayı 33408)

Tam metni ayrı sayfada okuyun (OCR ile okunmuş metin)

15 Temmuz sonrası mahkûmiyette gerekçeli karar hakkı ihlal edilmedi

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım suçundan mahkûm edilen bir astsubayın bireysel başvurusunu karara bağladı. Başvurucu, ilk derece mahkemesinde beraat etmiş, bu karar Yargıtay tarafından bozulmuş ve bozma sonrası 13 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm edilmişti.

Mahkeme, kararın sonucunu değiştirebilecek esaslı iddiaların karşılanmadığı iddiasına dayanan gerekçeli karar hakkı ihlali başvurusunu kabul edilebilir buldu, ancak esastan incelemede bu hakkın ihlal edilmediğine oyçokluğuyla karar verdi. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkına ilişkin iddia ise, temyiz incelemesinde yer alan hâkimlerin sonradan itirazı inceleyen Ceza Genel Kurulunda da görev almasına dayandırılmıştı; bu iddia açıkça dayanaktan yoksun bulunarak oyçokluğuyla kabul edilemez sayıldı.

Karşıoyda, bozma kararı veren daire başkanı ile üyenin daha sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını inceleyen Ceza Genel Kurulunda başkan ve daire başkanı sıfatıyla yer almasının, kararın sonucunu etkileyebilecek bir konum oluşturduğu ve bu nedenle ihlal sonucuna ulaşılması gerektiği belirtildi.

Başvurunun adli yardım talebi kabul edildi, başvurucunun kimliği gizli tutuldu ve yargılama giderlerinden tamamen muaf tutulmasına karar verildi.

Kaynak: Anayasa Mahkemesinin 5/3/2026 Tarihli ve 2021/7687 Başvuru Numaralı Kararı (Resmî Gazete, 22 Ekim 2026, sayı 33408)

Tam metni ayrı sayfada okuyun (OCR ile okunmuş metin)

2026 sürdürülebilirlik raporlarında geçiş muafiyetleri uzatıldı

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu, TSRS 1 standardında işletmelere tanınan bazı geçiş muafiyetlerinin 2026 yılı raporlama dönemine ilişkin sürdürülebilirlik raporları için de uygulanmasına karar verdi.

Buna göre, işletmelerin sürdürülebilirlik raporlarını finansal raporlarından daha sonraki bir tarihte yayımlamalarına imkân tanıyan muafiyet tüm işletmeler için 2026 yılı raporlama dönemine ilişkin raporlarda geçerli olacak. TSRS 1'in yalnızca TSRS 2 ile sınırlı uygulanmasına izin veren muafiyet ise, önceki raporlama dönemlerinde bu muafiyetten faydalanmış olan işletmeler için 2026 yılı raporlama dönemine ilişkin raporlarda da geçerli kılındı.

Ayrıca, 2026 yılı raporlama döneminde TSRS 1'in TSRS 2 ile sınırlı uygulanmasına izin veren muafiyetten faydalanmaya devam eden işletmeler için, iklim dışındaki sürdürülebilirlikle ilgili risk ve fırsatların karşılaştırmalı bilgilerinin açıklanmamasına yönelik muafiyetin 2027 yılı raporlama dönemine ilişkin raporlarda da geçerli olmasına karar verildi. Karar, sürdürülebilirlik raporlaması yükümlülüğü bulunan şirketleri ve bu alanda danışmanlık veren hukukçuları ilgilendiriyor.

Kaynak: Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulunun 19/10/2026 Tarihli ve 75935942-050.01.04-[01/46753] Sayılı Kararı (Resmî Gazete, 22 Ekim 2026, sayı 33408)

Tam metni göster

Bu metin Resmî Gazete'deki görüntüden otomatik okunmuştur (OCR); okuma hatası olabilir, esas metin Resmî Gazete'dedir.

--- Sayfa 1 --- 22 Ekim 2026 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 33408 KURUL KARARI Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan: KURUL KARARI Karar No: 75935942-050.01.04-[01/46753] Karar Tarihi: 19/10/2026 Konu: 2026 Yılı Raporlama Dönemine İlişkin Sürdürülebilirlik Raporlarının Hazırlanmasında Uygulanacak Muafiyetler TSRS 1 Sürdürülebilirlikle İlgili Finansal Bilgilerin Açıklanmasına İlişkin Genel Hükümler Standardında işletmelere tanınan geçiş muafiyetlerinden; a) TSRS 1'in F4 paragrafında yer alan ve işletmelerin TSRS'leri uyguladıkları ilk yıllık raporlama dönemine ilişkin sürdürülebilirlik raporlarını finansal raporlarından daha sonraki bir tarihte yayımlamalarına imkân tanıyan muafiyetin, tüm işletmelerin 2026 yılı raporlama dönemine ilişkin sürdürülebilirlik raporları için de geçerli kılınmasına, b) TSRS 1'in F5 paragrafında yer alan ve TSRS 1'in TSRS 2'yle sınırlı uygulanmasına izin veren muafiyetin, önceki raporlama dönemlerinde söz konusu muafiyetten faydalanan işletmelerin 2026 yılı raporlama dönemine ilişkin sürdürülebilirlik raporları için de geçerli kılınmasına, c) 2026 yılı raporlama döneminde TSRS 1'in TSRS 2'yle sınırlı uygulanmasına izin veren muafiyetten faydalanmaya devam eden işletmeler için; iklim dışındaki sürdürülebilirlikle ilgili risk ve fırsatların karşılaştırmalı bilgilerinin açıklanmamasına yönelik muafiyetin 2027 yılı raporlama dönemine ilişkin sürdürülebilirlik raporlarında da geçerli kılınmasına, karar verilmiştir.

Küçük banka ve mali kuruluşlar için Kapsam 3 raporlamasında ihtiyarilik kaldırıldı

Kaldırılan hüküm, Borsa İstanbul A.Ş. piyasasında payları işlem görmeyen ve bir önceki yılsonu itibarıyla şube sayısı 1'i veya çalışan sayısı 250 kişiyi aşmayan banka ve banka dışı mali kuruluşların, Kapsam 3 sera gazı emisyonlarını açıklama zorunluluğundan muaf oldukları dönemlerde raporlama yapıp yapmayacaklarını kendi tercihlerine bırakıyordu.

Karar, bu ihtiyarilik hükmünün 1/1/2026 veya sonrasında başlayan raporlama dönemlerinde geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmasını öngörüyor. Değişiklik, kapsama giren küçük ölçekli banka ve banka dışı mali kuruluşları ile bunlara sürdürülebilirlik raporlaması konusunda danışmanlık veren hukuk ve denetim uygulayıcılarını ilgilendiriyor.

Kaynak: Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulunun 19/10/2026 Tarihli ve 75935942-050.01.04-[01/46754] Sayılı Kararı (Resmî Gazete, 22 Ekim 2026, sayı 33408)

Tam metni göster

Bu metin Resmî Gazete'deki görüntüden otomatik okunmuştur (OCR); okuma hatası olabilir, esas metin Resmî Gazete'dedir.

--- Sayfa 1 --- 22 Ekim 2026 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 33408 KURUL KARARI Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan; KURUL KARARI Karar No: 75935942-050.01.04-[01/46754] Karar Tarihi: 19/10/2026 Konu: Banka ve Banka Dışı Mali Kuruluşların Kapsam 3 Sera Gazı Emisyonlarını Açıklama Zorunluluğundan Muaf Oldukları Dönemlerde Raporlama Yapmalarının İhtiyari Bırakılmasına İlişkin Hükmün Yürürlükten Kaldırılması 18/12/2024 tarihli ve 32756 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 28294 sayılı "Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) Uygulama Kapsamına İlişkin Kurul Kararı"nın 1 inci maddesinde yer alan "3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan bankalar ve banka dışı mali kuruluşlardan; Borsa İstanbul A.Ş. piyasasında payları işlem görenler hariç olmak üzere, bir önceki yılsonu itibarıyla şube sayısı 1'i veya çalışan sayısı 250 kişiyi aşmayanların, anılan Kararın Geçici 3 üncü maddesi kapsamında Kapsam 3 sera gazı emisyonlarını açıklama zorunluluğundan muaf oldukları dönemlerde raporlama yapmalarının ihtiyari bırakılmasına," hükmünün 1/1/2026 veya sonrasında başlayan raporlama dönemlerinde geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmasına karar verilmiştir.

Günün diğer düzenlemeleri

Büronuzu üç dakikada kurun.

Kart vermeden ücretsiz deneyin: araştırma, dilekçe ve analiz dahil. Sorularınız için satış ekibimize yazın.

Ücretsiz deneSatış ile görüş