Hukuk bülteniYayın: 4 Kasım 2026·6 dk okuma

Resmî Gazete 4 Kasım 2026: AYM: Meslekten alıkoyma cezası ihlal

Anayasa Mahkemesi, bir hekim ve akademisyene medyadaki tıbbi açıklamaları nedeniyle verilen geçici meslekten alıkoyma cezasını, disiplin kuralının hangi fiile hangi cezanın uygulanacağını belirli bir açıklıkta göstermediği gerekçesiyle ifade özgürlüğü ihlali saydı. Aynı gün yayımlanan diğer kararlarda AYM, bir zorunlu geçit hakkı bedelinin düşük belirlenmesini mülkiyet hakkı ihlali, idari para cezasına yapılan itirazın hatalı biçimde kesin olarak reddedilmesini ise mahkemeye erişim hakkı ihlali olarak değerlendirdi. Ayrıca 1 üniversite yönetmeliği yayımlandı.

Bu yazı, Resmî Gazete'de yayımlanan metinlere dayanan bilgilendirme amaçlı bir özettir; hukuki görüş yerine geçmez.

Tabip disiplin cezasının kanuni dayanağı belirsiz bulundu

Hekim ve akademisyen olan başvurucuya, medyada yaptığı tıbbi içerikli açıklamalar nedeniyle İstanbul Tabip Odası tarafından 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu'nun 39. maddesi uyarınca bir ay süreyle geçici meslekten alıkoyma cezası verilmişti. Başvurucunun açtığı iptal davası idare mahkemesince reddedilmiş, istinaf ve temyiz başvuruları da sonuçsuz kalmıştı.

Anayasa Mahkemesi, 39. maddenin hangi fiile hangi disiplin cezasının uygulanacağını belirli bir açıklıkta göstermediğini, haysiyet divanına sınırsız takdir yetkisi tanıdığını belirterek, başvuruya uygulanan disiplin cezasının kanuni dayanağının belirlilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaştı. Mahkeme bu gerekçeyle müdahalenin kanunilik şartını taşımadığına ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi.

Kararın bir örneği yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 14. İdare Mahkemesine gönderildi. Başvurucuya 40.664,10 TL yargılama gideri ödenmesine hükmedildi.

Kaynak: Anayasa Mahkemesinin 21/4/2026 Tarihli ve 2022/92607 Başvuru Numaralı Kararı (Resmî Gazete, 4 Kasım 2026, sayı 33420)

Tam metni ayrı sayfada okuyun (OCR ile okunmuş metin)

Geçit hakkı bedelinin dava tarihine göre sabitlenmesi mülkiyet hakkını ihlal etti

Mahkeme süreci boyunca farklı bilirkişi raporlarında metrekare bedeli değişmiş, nihai bedel dava tarihine göre sabitlenerek hükme bağlanmıştı.

Anayasa Mahkemesi, aradan geçen uzun sürede taşınmazın değerinde yaşanabilecek artışın dikkate alınmamasının başvurucuya aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Bedelin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması iddiası ise bu tespit karşısında ayrıca incelenmedi.

Dosya, yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderildi; tazminat talebi reddedilip başvurucuya yargılama gideri ödenmesine karar verildi.

Kaynak: Anayasa Mahkemesinin 5/5/2026 Tarihli ve 2020/22340 Başvuru Numaralı Kararı (Resmî Gazete, 4 Kasım 2026, sayı 33420)

Tam metni ayrı sayfada okuyun (OCR ile okunmuş metin)

20.072 TL'lik idari para cezasına itirazın kesin reddi mahkemeye erişimi ihlal etti

Başvurucuya, aracının azami yüklü ağırlığı aşması nedeniyle 20.072 TL idari para cezası kesilmiş, buna karşı yaptığı itiraz sulh ceza hâkimliğince kesin olarak reddedilmişti. Hâkimlik, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3.000 TL'lik kesinlik sınırını hatalı uygulayarak kararı itiraz yolu kapalı şekilde vermişti.

Anayasa Mahkemesi, Kabahatler Kanunu uyarınca 3.000 TL'yi aşan idari para cezalarına ilişkin itiraz üzerine verilen kararlarda itiraz kanun yolunun açık olması gerektiğini, hâkimliğin kararı kesin vermesinin kanuni dayanağı bulunmadığını belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

Karar, yeniden yargılama yapılmak üzere Tunceli Sulh Ceza Hâkimliğine gönderildi. Tazminat talepleri reddedilirken başvurucuya 40.000 TL vekâlet ücretinin ödenmesine karar verildi.

Kaynak: Anayasa Mahkemesinin 17/6/2026 Tarihli ve 2023/4554 Başvuru Numaralı Kararı (Resmî Gazete, 4 Kasım 2026, sayı 33420)

Tam metni göster

Bu metin Resmî Gazete'deki görüntüden otomatik okunmuştur (OCR); okuma hatası olabilir, esas metin Resmî Gazete'dedir.

--- Sayfa 1 --- 4 Kasım 2026 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 33420 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Anayasa Mahkemesi Başkanlığından: BİRİNCİ BÖLÜM KARAR FEVZİ BUDAK BAŞVURUSU Başvuru Numarası : 2023/4554 Karar Tarihi : 17/6/2026 Başkan : İrfan FİDAN Üyeler : Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Yılmaz AKÇİL Raportör : Leyla Nur ODUNCU Başvurucu : Fevzi BUDAK Vekili : Av. Mehmet Fatih KAYA I. BAŞVURUNUN ÖZETİ 1. Başvuru, itiraz kanun yolu incelemesine tabi bir kararın kesin olarak verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. 2. Başvuru konusu olayın gerçekleştiği tarihte tescili kayıtlarına göre başvurucu adına kayıtlı çekici cinsi araç yolda seyir hâlinde olduğu sırada rutin trafik kontrolü yapan görevliler tarafından durdurulmuştur. 3. 29/1/2022 tarihli trafik idari para cezası karar tutanağında (tutanak) söz konusu aracın azami yüklü ağırlığının ve izin verilen azami yüklü ağırlığını aştığı, 15.350 kg fazla yükünün olduğu tespitine yer verilmiştir. Bu tespit doğrultusunda başvurucu hakkında 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 65. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca belirlenen 20.072 TL idari para cezası verilmiştir. 4. Başvurucu, idari para cezasına karşı Sivas 1. Sulh Ceza Hâkimliğine başvuruda bulunmuştur. Sivas 1. Sulh Ceza Hâkimliği itiraza bakma yetkisinin kabahatin işlendiği yer mahkemesine ait olduğu gerekçesi ile yetkisizliğine, dosyanın yetkili ve görevli mahkeme olduğu değerlendirilen Erzincan Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) gönderilmesine karar vermiştir. 5. Başvurucu; itiraz dilekçesinde azami yüklü ağırlığının ve izin verilen azami yüklü ağırlığının aşıldığından bahisle idari para cezası verildiği, bu kapsamda yüksek tonaj cezasına ilişkin kanun kayıtlarının getirilmesi gerektiği, idari para cezası miktarının mevzuatta belirtilen oranlardan çok yüksek belirlendiği hususlarına dayanmıştır. --- Sayfa 2 --- 6. Hâkimlik 24/8/2022 tarihli ve 2022/1474 D.İş sayılı kararıyla başvurucunun itirazını kesin olarak reddetmiştir. Ret kararında, yapılan denetimlerde aracın taşıdığı yük miktarının elektronik tartım neticesinde %3,75+500 kg'lık tolerans da dâhil azami yüklü ağırlığını geçtiğinin ve 15.350 kg fazla yükünün olduğunun tespit edildiği, başvurucunun hakkı ve geçerli bir mazeretinin olmadığı, başvurucunun isnat edilen kabahati işlediği, idari yaptırımın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesine dayanmıştır. Başvurunun reddinin kesin olduğuna ilişkin kararda yer alan ifade şöyledir: "evrak üzerinden yapılan inceleme sonucunda 5326 sayılı Kabahatler Kanunu 28/10 hükmü gereğince idari para cezasının 3.000 TL altında bir meblağ teşkil etmesi dolayısıyla miktar itibarı ile KESİN olarak karar verildi." 7. Başvurucu, anılan karara karşı diğerlerinin yanında itirazının idari para cezası miktarı 20.072 TL olmasına rağmen 3.000 TL'nin altında olduğu ifade edilerek hatalı şekilde kesin nitelikte reddedildiğini dile getirmiş; Tunceli Sulh Ceza Hâkimliğine itirazda bulunmuştur. 8. Tunceli Sulh Ceza Hâkimliği, kesin olarak verilen karara karşı itiraz yolu kapalı olduğu gerekçesi ile başvurucunun itirazı hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. 9. Anılan kararın 7/1/2023 tarihinde mevzuat gereği okunmuş sayılması üzerine başvurucu vekili 12/1/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 10. Adli yardım talebinin kabulüne ve bu kapsamda başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten geçici olarak muaf tutulmasına Komisyonca karar verilmiştir. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. II. DEĞERLENDİRME 11. Başvurucu, uyuşmazlığın esasına ilişkin olarak Hâkimlik tarafından verilen başvurunun reddine dair kararın kesin nitelikte olması ve kendisine itiraz kanun yoluna başvurma imkânı tanınmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır. 12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Anayasa Mahkemesinin adil yargılanma hakkına yönelik kararlarına atıfla bulunularak mevcut başvuruda başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca görüşte, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğünün yazısı ve ekleri sunulmuştur. Sunulan belgede somut uyuşmazlığa ilişkin süreç aktarılarak mer'i mevzuat hükümleri uyarınca idari para cezası miktarının, muhatabının hukuka uygun tespit edildiği belirtilmiştir. Yazı ekinde somut başvurunun konusuna ilişkin idari yaptırım aşaması ile yukarıda anılan yargılama aşamasına ilişkin evraklar sunulmuştur. 13. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. --- Sayfa 3 --- 14. Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmiştir. 15. Başvurucu, kararın kesin olmadığı iddiasını öncelikle itiraz mercii önünde dile getirmiştir. Somut olayda üst kanun yoluna başvurma konusunda tarafların bir durumu olduğu zira kanun yoluna başvurma konusunda miktar yönünden açık hüküm bulunmakla birlikte ölçüven kesin nitelikte karar verildiği, başvurucunun eylemine uygulanan idari para cezası miktarının mevzuatta yer alan hükümdeki kesinlik sınırı ile kıyaslandığında idari para cezası miktarının kesinlik sınırının üzerinde olduğunun açıkça anlaşıldığı görüldüğünden bu kapsamda başvurucunun karara karşı itiraz yolunu işletmesinde hakkı bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla bu hakkı beklenen iş etkilerin kanun yolu başvurusu somut olayın şartlarında başvurucunun bireysel başvurusunun süresinde yapılmadığı sonucunu doğurmayacaktır. 16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir. 17. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "...ile adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34). 18. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen [2. B.], B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52). 19. Öte yandan mahkemeye erişim hakkı ilk derece mahkemesine dava açma hakkının yanı sıra itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise anılan yollara başvurma hakkını da içerir (Ali Atlı [1. B.], B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49). Bu hak, suç isnadına ilişkin uyuşmazlıklarda da uygulanabilir niteliktedir. Bu bağlamda mahkemeye erişim hakkı, hakkında suç isnadı bulunan bir kimseye, bu isnatla ilgili olarak bir mahkeme tarafından bu isnadın yerinde olduğu ya da olmadığı yönünde bir karar verilmesini isteme, itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmışsa anılan yollara başvurma hakkını da içerir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Hasan İşten [2. B.], B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 36). 20. Somut olayda idari yaptırım kararına yapılan itirazın reddine ilişkin 24/8/2022 tarihli kararın kesin olarak verilmesi (bkz. § 6) nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalede bulunulduğu kabul edilmelidir. 21. Söz konusu müdahale, Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığı müddetçe Anayasa'nın 36. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle öncelikle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının --- Sayfa 4 --- bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Yiğit Beton Hafriyat Otomotiv İnşaat Nakliye Turizm Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.[2. B.], B. No: 2019/9215, 14/9/2021, § 36). 22. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî müdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin en önemli unsurlarından biridir (Taksin Erdoğan [2. B.], B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 60). 23. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî manada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun adı altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere müdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan düzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına bağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün bulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali Hüseyin Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56). 24. Somut olayda Tunceli Sulh Ceza Hâkimliği, başvurunun reddine dair kararını 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271. maddesinin "Merclin, itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen nukulama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir." şeklinde düzenlenen (4) numaralı fıkrasına istinaden kesin olarak vermiştir. 25. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Genel kanun niteliği" başlıklı 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki "idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, ... uygulanır." hükmü uyarınca aynıksı bir düzenleme bulunmadığı sürece idari yaptırım kararlarına karşı 5326 sayılı Kanun'da düzenlenen başvuru ve kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanacaktır. Söz konusu Kanun'un "Başvurunun incelenmesi" başlıklı 28. maddesinin (10) numaralı fıkrası gereğince "Üçbin Türk Lirası dahil idari para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen kararlar kesindir." Aynı Kanun'un "İtiraz yolu" başlıklı 29. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre ise "Mahkemenin verdiği son karara karşı, Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre itiraz edilebilir." Dolayısıyla 5326 sayılı Kanun'da 3.000 Türk Lirasını aşan idari para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen kararlar için itiraz kanun yolunun öngörüldüğü anlaşılmaktadır (Kanun yararına bozma istemleri hakkında verilen kararlardaki benzer yönde tespitler için bkz. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 10/3/2025 tarihli ve E.2023/17423, K.2025/3508 sayılı; 20/2/2014 tarihli ve E.2013/20783, K.2014/2165 sayılı; 4/2/2025 tarihli ve E.2023/5481, K.2025/1506 sayılı; 10/6/2024 tarihli ve E.2022/12190, K.2024/6289 sayılı kararları). 26. Somut olayda Hâkimliğin uyuşmazlığın esasma ilişkin olarak verdiği ilk karar 24/8/2022 tarihli başvurunun reddine dairdir. Anılan karara konu idari para cezası miktarının kesinlik sınırının üzerinde (20.072 TL) olduğu dikkate alındığında 5326 sayılı Kanun'un 29. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca itiraz kanun yolu açık olarak verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Ancak Hâkimlik yukarıda ifade edilen açık hükümlere aykırı şekilde başvurunun reddine dair kararını kesin olarak vererek başvurucunun kanunda öngörülen itiraz kanun yolunu kullanmasına imkân tanımamıştır. Bu durumda Hâkimliğin idari yaptırımın iptal edilmesi talebiyle yapılan başvuruyu itiraz kanun yolu kapalı olacak şekilde kesin olarak reddetmesinin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. --- Sayfa 5 --- 27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. III. GİDERİM 28. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi ile maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. 29. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). 30. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. IV. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarını ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için Tunceli Sulh Ceza Hâkimliğine (D. İş 2022/1340) GÖNDERİLMESİNE, Ç. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE, D. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE, E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması halinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Yargılamanın on üç yıl sürmesi yaşam hakkının usul boyutunu ihlal etti

Bir restoranda yaşanan silahlı çatışmada ağzından yaralanan başvurucu, kendisini vuran kişi hakkında etkili bir soruşturma yürütülmediğini ileri sürmüştü. Olay 2013 yılında gerçekleşmiş, başvurucunun yaralanmasına ilişkin sanık hakkında olayın üzerinden on yılı aşkın süre geçtikten sonra kamu davası açılabilmiş ve yargılama neredeyse on üç yıl sürmüştü.

Anayasa Mahkemesi, fail tespit edilip cezalandırılmış olsa da soruşturma ve kovuşturma sürecindeki bu aşırı gecikmelerin yargısal süreci etkisiz kıldığını belirterek yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verdi.

Yeniden yargılamada hukuki yarar görülmediğinden başvurucuya talebi doğrultusunda net 200.000 TL manevi tazminat ödenmesine, maddi tazminat talebinin ise illiyet bağı kurulamadığı için reddine hükmedildi.

Kaynak: Anayasa Mahkemesinin 18/6/2026 Tarihli ve 2021/8412 Başvuru Numaralı Kararı (Resmî Gazete, 4 Kasım 2026, sayı 33420)

Tam metni ayrı sayfada okuyun (OCR ile okunmuş metin)

Cezaevindeki davacının duruşmaya katılmaması: mahkemeye erişim ihlal edilmedi

Tutuklu olarak ceza infaz kurumunda bulunan başvurucu, aleyhine düzenlenen ödeme emirlerinin iptali için açtığı davada duruşmaya katılamadığı için davanın açılmamış sayılmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştü.

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun tensip zaptına karşı sunduğu beyan dilekçesinde SEGBİS yoluyla duruşmaya katılmak istediğine ilişkin bildirimde bulunduğunu ve maddi gücü bulunmadığı gerekçesiyle kendisine vekil tayin edilmesi yönünde irade ortaya koyduğunu tespit etti. Mahkeme, SEGBİS'e ilişkin düzenlemenin karardan sonra 28/7/2020 tarihinde yürürlüğe girdiğini, başvurucunun duruşma gününden usulüne uygun tebligatla haberdar olmasına rağmen duruşmaya katılmadığını ve davayı takipsiz bıraktığını gözeterek, bu koşullarda mahkemenin yorumunun öngörülemez olmadığı ve başvurucuya yüklenen külfetin orantısız olmadığı sonucuna vardı; mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediğine karar verdi.

Aynı olaya dayanan mülkiyet hakkı iddiası ise başvuru yollarının usulüne uygun tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulundu.

Kaynak: Anayasa Mahkemesinin 5/5/2026 Tarihli ve 2021/6977 Başvuru Numaralı Kararı (Resmî Gazete, 4 Kasım 2026, sayı 33420)

Tam metni ayrı sayfada okuyun (OCR ile okunmuş metin)

Aynı engelli raporunun vergi mahkemelerince farklı değerlendirilmesi hakkaniyeti zedeledi

Engelli sağlık kurulu raporuna dayanarak ÖTV istisnasından yararlanan başvurucu hakkında, raporun hastane arşivinde bulunamaması üzerine vergi ziyaı cezalı ÖTV ve KDV tarh edilmişti. Başvurucunun sonradan aynı hastaneden aldığı ve ilk raporla aynı teşhisi içeren yeni rapor da dosyaya sunulmuştu.

Anayasa Mahkemesi, iki raporun aynı teşhis ve birbirine yakın engellilik oranı içerdiğini, aralarında çelişki bulunmadığını, nitekim aynı olaya dayanan MTV davasının başka bir mahkemece kabul edildiğini belirtti. Vergi mahkemesinin sonradan alınan raporun geçmişe etkili olarak ikame edilemeyeceği yönündeki yorumunun öngörülemez olduğu ve somut olayın koşullarını gözetmediği değerlendirilerek hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verildi.

Dosya, yeniden yargılama için Diyarbakır Vergi Mahkemesine gönderildi; manevi tazminat talebi reddedildi, başvurucuya yargılama gideri ödenmesine hükmedildi.

Kaynak: Anayasa Mahkemesinin 18/6/2026 Tarihli ve 2021/42538 Başvuru Numaralı Kararı (Resmî Gazete, 4 Kasım 2026, sayı 33420)

Tam metni ayrı sayfada okuyun (OCR ile okunmuş metin)

TFRS 18'e uyum için yeni Finansal Tablo Örnekleri ve Kullanım Rehberi kabul edildi

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, TFRS 18 Finansal Tablolarda Sunum ve Açıklama standardı kapsamında Türkiye Finansal Raporlama Standartlarında meydana gelen değişiklikleri yansıtmak amacıyla yeni bir Finansal Tablo Örnekleri ve Kullanım Rehberi kabul etti. Rehber, Türk Ticaret Kanunu'nun 397. maddesi uyarınca bağımsız denetime tabi olup zorunlu veya isteğe bağlı TFRS uygulayan işletmelerin finansal tablolarını bu örneklere göre hazırlamasını öngörüyor.

Kamuyu Aydınlatma Platformu'na finansal tablo bildiriminde bulunan işletmeler, bu bildirimlerde ayrıca TFRS Taksonomisi'nde belirlenen finansal tablo örneklerini kullanacak. Bağımsız denetime tabi olmayıp TFRS uygulayan işletmeler de rehberdeki örnekleri kullanabilecek. Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun denetimine tabi şirketler için sektöre özgü örnek bulunmaması hâlinde bu örnekler kullanılacak.

Kaynak: Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulunun 30/10/2026 Tarihli ve 75935942-050.01.04-[01/47201] Sayılı Kararı (Resmî Gazete, 4 Kasım 2026, sayı 33420)

Tam metni ayrı sayfada okuyun (OCR ile okunmuş metin)

Günün diğer düzenlemeleri

Büronuzu üç dakikada kurun.

Kart vermeden ücretsiz deneyin: araştırma, dilekçe ve analiz dahil. Sorularınız için satış ekibimize yazın.

Ücretsiz deneSatış ile görüş