Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

7. Hukuk Dairesi 2011/5854 E. 2011/6432 K.

Yargıtay 2011-10-27 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

7. Hukuk Dairesi 2011/5854 E. , 2011/6432 K.

"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 109 ada 4 ve 10, 110 ada 2, 111 ada 20, 21 ve 79, 141 ada 7 ve 8, 143 ada 9 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında yazılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, 109 ada 4 ve 10, 111 ada 20 parsel sayılı taşınmazlar davalı ..., 110 ada 2, 111 ada 21, 141 ada 7 parsel sayılı taşınmazlar davalı ..., 111 ada 79 ve 141 ada 8 parsel sayılı taşınmaz davalı ..., 143 ada 9 parsel sayılı taşınmaz ise davalı ... ve ... ile dava dışı ... ve paydaşları adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, 109 ada 4 ve 10, 110 ada 2, 111 ada 20, 21 ve 79, 141 ada 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline, 143 ada 9 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. 1-Mahkemece dava ve temyize konu 143 ada 9 parsel sayılı taşınmaz yönünden kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemiştir. Kesin hükmün varlığından söz edebilmek için davanın taraflarının, konusunun ve dayanılan hukuki sebebinin aynı olması gerekir. Mahkemece kesin hüküm olarak kabul edilen Kadastro Mahkemesinin 2008/96-2009/241 E-K sayılı mahkeme ilamında davacının taraf olmadığı gibi, dava sebebi de aynı olmadığından sözü edilen ilamın taraflar arasında kesin hüküm oluşturmayacağı kuşkusuzdur. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. 2-Davacının dava ve temyize konu 109 ada 4 ve 10, 110 ada 2, 111 ada 20, 21 ve 79, 141 ada 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin temyiz inceleme isteğine gelince; davacı taraf dava ve temyize konu taşınmazların kadastro tespitine karşı yasal süresinde dava açmıştır. Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanununun 28. maddesi hükmü uyarınca davanın reddine karar verilmiş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Hükmün dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 28. maddesinin özü ve sözüne açık bir anlatımla öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşler ile davacının dava dilekçesi içeriği ve davacının istemi dikkate alındığında davacının dava sebep ve delillerini bildirdiğinin kabulü gerekir. Gerçekten davacı taraf dava dilekçesinde kadastro tutanağı, tanık beyanları ve ilgili mevzuat hükümlerine tutunduğunu duraksamasız açıklamıştır. Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, davacıdan dava dilekçesinde öne sürdüğü dava sebep ve delillerine esas olmak üzere tanıklarının listesini, tapu ya da vergi kaydı gibi bir belgeye dayanıyorsa, tutunduğu tapu kaydının tarih ve sayısını ya da vergi kaydının oluştuğu yıl ve tahrir sayısı sorulup, saptanmalı, göstereceği bu doğrultudaki deliller toplanmalı, ayrıca davalı taraftan da göstereceği deliller sorulup saptanmalı, bu yolla dava dosyası keşfe hazır hale getirilmeli, bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesi hükmü gözetilerek toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...’ın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 27.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.