TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
FEYZİ ERDİNÇ VE DİĞERLER İ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2022/79349)
Karar Tarihi: 22/4/2026
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Basri BAĞCI
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Ömer ÇINAR
Metin KIRATLI
Raportör
:
Nur Hilal MERMER
Başvurucular
:
Feyzi ERDİNÇ ve diğerleri [bkz. ekli listenin (C) sütunu]
Vekili
:
Av. Şehmus BEDİR
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvuruculara ait taşınmazlar İzmir'in Konak ilçesi, İmariye Mahallesi'nde bulunmaktadır. Taşınmazların İzmir Büyükşehir Belediyesi kültürel tesis alanında kalmasından dolayı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca (İdare) zeminin ve zemin üstlerinin kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Taraflar arasında kıymet takdiri sonucunda belirlenen bedele ilişkin olarak uzlaşma sağlanamaması üzerine İdare tarafından kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil talebiyle İzmir Asliye Hukuk Mahkemelerinde (Asliye Hukuk Mahkemeleri) dava açılmıştır.
3. Asliye Hukuk Mahkemelerince yapılan keşif ve bilirkişi incelemeleri neticesinde düzenlenen raporların taşınmazların imar durumuna yönelik değerlendirmeleri içeren kısımlarında, Konak Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 15/7/2015 tarihli yazısına göre taşınmazlar imar planında 3. derece arkeolojik sit alanında kaldığından her türlü işlem için İzmir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulundan (Koruma Bölge Kurulu) izin alınması gerektiği, taşınmazların kamulaştırılmasının beş yıllık imar programına ek olarak alınmasına karar verildiği için taşınmazlara imar durumu verilemediği ifade edilmiş; devamında taşınmazların arsa vasfında (kadastral parsel niteliğinde) olduğu dikkate alınarak emsal karşılaştırma yöntemiyle değerleri belirlenmiştir.
4. Başvurulara konu yargılamalarda dava konusu taşınmazların kadastral parsel, emsal taşınmazların ise imar parseli olması dolayısıyla dava konusu taşınmazlardan %40 oranında düzenleme ortaklık payı düşürülmek suretiyle taşınmazların kamulaştırma bedeli tespit edilmiştir. Düzenleme ortaklık payı oranının %40 olarak belirlenmesinin gerekçesi ise bölgede seçilmiş düzenleme sahasının olmaması, düzenleme sahası belirlendiğinde kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payının yasal oranı geçememesi, aynı bölgeye ilişkin olarak Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen dosyalarda da %40 oranında düzenleme ortaklık payı kesilerek kamulaştırma bedelinin belirlenmesi olarak açıklanmıştır.
5. Sonuç olarak %40 oranında düzenleme ortaklık payı oranları düşülmek suretiyle belirlenen kamulaştırma bedelleri Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Yargıtay Dairesi) incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.
6. Komisyon makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
7. Aralarında bağlantı bulunması nedeniyle süresi içinde yapılan ekli listenin (B) sütununda belirtilen başvuruların süresinde yapılan 2022/79349 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.
8. Başvurucular, dava konusu taşınmazların kültürel tesis alanında kalması nedeniyle imar uygulaması yapılamayacak durumda olduğunu, bu itibarla taşınmazlardan düzenleme ortaklık payı kesilmesinin hatalı olduğunu, Yargıtay Dairesinin 28/6/2012 tarihli ve E.2012/8267, K.2012/14483 sayılı emsal kararı olduğunu, en aleyhe durumda dahi dava konusu taşınmazlardan kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payının %25 olduğunu, emsal başka bir dava dosyasında %32,05 oranında belirlenen düzenleme ortaklık payı kesintisinin Yargıtay Dairesince onandığını, lehlerine hükmedilen kamulaştırma bedellerinin değer kaybına uğratıldığını belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Öte yandan 2022/79349 numaralı bireysel başvuruda başvurucu, işbu iddialara ek olarak dava konusu taşınmazla aynı bölgede bulunan ve aynı emsal dikkate alınarak değeri belirlenen taşınmaza ilişkin olarak İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen davada taşınmazın emsale göre değeri %35 oranında belirlenirken dava konusu taşınmazın %18 olarak belirlenmesinin hatalı olduğundan ve bilirkişi raporlarında kıyas emsal taşınmaz olarak belirlenen taşınmazdan %7,364 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığına dair Konak Belediye Başkanlığı Plan ve Proje Müdürlüğünün 1/12/2015 tarihli yazısının yargılama sırasında dikkate alınmamasından yakınmıştır.
9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurulara konu davalara ilişkin İdareden temin edilen bilgi ve belgelerin, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihatlarının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
10. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
A. Kamulaştırma Bedelinin Düşük Belirlenmesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
11. Anayasa Mahkemesi kamulaştırma bedelinin/kamulaştırmasız el atma tazminatının taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığı yönündeki şikâyetleri daha önce çeşitli kararlarında mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817 , 19/12/2013), Mukadder Sağlam ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2013/2511 , 22/1/2015), Abdülkerim Çakmak ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2014/1964 , 23/2/2017), Ali Taşgeldi ([2. B.], B. No: 2018/30814 , 16/11/2021) ve Hilmi Kocabey ([1. B.], B. No: 2019/21192 , 21/5/2024) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu kararlarda taşınmaz bedelinin tespitinin teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bedel tespitinin uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin görevinin taşınmazın bedelinin tespiti yönteminin gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini incelemekten ibaret bulunduğunu vurgulamıştır. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin bir temyiz mercii olmadığına, inceleme yetkisinin sınırlı olduğuna ve bir temyiz mercii gibi hareket ederek mahkeme kararlarını her yönüyle hukuka uygunluk denetimine tabi tutmayacağına dikkat çekmiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma bedeli olarak gerçek değerin ödenmesi mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için anayasal bir güvencedir. Bu madde ışığında Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre müdahalenin ölçülü olabilmesi için gerçek değerin ödenmesini sağlayabilmek amacıyla gerekli usule ilişkin güvencelerin etkili bir biçimde uygulanması, mahkemelerin ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gerçek değeri belirlemeleri gerekir.
12. Başvurucular, başvuru formlarında dava konusu taşınmazların sit alanında kalması nedeniyle imar uygulaması yapılamayacak durumda olduğunu, bu kapsamda taşınmazların düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmak suretiyle değerinin belirlenmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş; bu konuda daha önce verilen Yargıtay kararından bahsetmiştir. Asliye Hukuk Mahkemelerince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının taşınmazların imar durumuna yönelik değerlendirmeleri içeren kısımlarında taşınmazların sit alanında kaldığı, taşınmazlara yönelik yapılacak her türlü işlem için Koruma Bölge Kurulundan izin alınması gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla raporlarda imar uygulaması yapılmasına imkân olmadığına dair herhangi bir açıklamaya yer verilmediği, yapılabilecek her türlü işlemin Koruma Bölge Kurulunun iznine tabi olduğu (bkz. § 3), bu kapsamda dava konusu taşınmazların durumunun başvurucuların emsal olarak belirttiği Yargıtay kararından ayrıştığı değerlendirilmiştir.
13. Yine başvurucular, taşınmazlara emsal olarak seçilen taşınmazdan %7,364 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılırken taşınmazlarından %40 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmasının hatalı olduğunu, emsal başka bir dava dosyasında %32,05 oranında belirlenen düzenleme ortaklık payı kesintisinin Yargıtay Dairesince onandığını, en aleyhe durumda bile taşınmazlarından %25 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. Başvurulara konu yargılamalarda taşınmazların kamulaştırma bedelleri tespit edilirken %40 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmasının gerekçesi bölgede seçilmiş düzenleme sahasının olmaması, düzenleme sahası belirlendiğinde kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payının yasal oranı geçememesi, aynı bölgeye ilişkin olarak Yargıtay Dairesinin denetiminden geçerek kesinleşen dosyalarda da %40 oranında düzenleme ortaklık payı kesilerek kamulaştırma bedelinin belirlenmesi olarak ifade edilmiştir. Dolayısıyla yargılama makamlarınca dava konusu taşınmazlardan %40 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılması ilgili ve yeterli gerekçeyle açıklanmıştır.
14. Son olarak 2022/79349 numaralı başvuruda başvurucu, dava konusu taşınmazla aynı bölgede olan ve aynı emsal dikkate alınarak değeri belirlenen taşınmaza ilişkin olarak İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen davada taşınmazın emsale göre değeri %35 oranında belirlenirken dava konusu taşınmazın %18 olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Başvuruya konu olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmaz ile dava konusu taşınmaz detaylı olarak kıyaslanmış emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan %18 oranında değerli bulunduğu ifade edilmiştir. Kamulaştırma bedeli her taşınmazın özellikleri dikkate alınarak belirlenmekte olup her taşınmazın değerinin farklı olması olasıdır. Başvurucunun sadece aynı bölgedeki taşınmazın emsal taşınmazdan %35 oranında daha değerli olduğunu öne sürmesi yargılama makamlarının ulaştığı kanaatin keyfî olduğunun kabulü için tek başına yeterli görülmeyebilir. Bu konuda başvurucunun bundan daha öte dayanaklar göstermesi, söz konusu taşınmazın kendisininkiyle benzer özellikleri olduğu, yüz ölçümlerinin, geometrik yapılarının aynı olduğu gibi birtakım somut verileri sunması gerekir. Başvurucu, Asliye Hukuk Mahkemesince varılan kanaatin aksine değerlendirme yapılmasını gerektiren herhangi bir bilgi ve belgeyi başvuru formu ve eklerinde sunmamıştır. Bu itibarla Asliye Hukuk Mahkemesince dava konusu taşınmazın emsal taşınmaza göre değerinin ilgili ve yeterli gerekçe ile açıklanmak suretiyle belirlendiği değerlendirilmiştir.
15. Netice itibarıyla yargı makamlarının ulaştığı kanaatin keyfî ve temelsiz olmadığı, başvurucuların bedelin belirlenmesine ilişkin sürece katılarak savunma ve itirazlarını ortaya koyma imkânına sahip olduğu, taşınmazların gerçek bedelinin ödenmesi gerekliliğine ilişkin ilkeler de dikkate alındığında başvuruculara mülkiyet hakkının usuli güvencelerinin sağlandığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kendilerine şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemediği, kamu yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin bozulmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
16. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kamulaştırma Bedelinin Değer Kaybına Uğratılması Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
18. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ali Şimşek ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2014/2073 , 6/7/2017), Mehmet Akdoğan ve diğerleri , Kadir Çakar ([1. B.], B. No: 2015/18908 , 21/3/2018), Hanım Çeyiz ve Mehmet Gündüz ([1. B.], B. No: 2015/19289 , 17/7/2018), Türkan Poyraz ([1. B.], B. No: 2015/15388 , 13/9/2018) ve Emine Dilek Onaran ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2017/19987 , 12/2/2020) kararlarında kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasına veya uğratılarak ödenmesine ilişkin şikâyetleri inceleyerek uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede kamulaştırma bedellerinin enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının veya uğratılarak ödenmesinin başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda da anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
19. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
20. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
21. Kamulaştırma bedelinin değer kaybetmesi nedeniyle tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875 , 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506 , 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949 , 21/1/2021, §§ 93-100).
22. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,
B. 1. Kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (G) sütununda yer verilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,
F. Ekli listenin (D) sütununda ayrıntısı belirtilen başvuru harçları ile ekli listenin (F) sütununda belirtilen vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderlerinin listede gösterildiği şekliyle başvuruculara ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.