Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

Birinci Bölüm 2022/52768 E. K.

AYM 21.04.2026 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MEHMET TAHİR GÜLTEKİN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/52768)

Karar Tarihi: 21/4/2026

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Nur Hilal MERMER

Başvurucu

:

Mehmet Tahir GÜLTEKİN

Vekili

:

Av. Şehmus BEDİR

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında hükmedilen bedelin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucuya ait olup İzmir'in Konak ilçesi, İmariye Mahallesi, 1657 ada 31 sayılı parselde bulunan 50,50 m² yüz ölçümlü avlulu kârgir ev niteliğindeki taşınmaz İzmir Büyükşehir Belediyesi kültürel tesis alanında kaldığından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca (İdare) zeminin ve zemin üstünün kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Taraflar arasında kıymet takdiri sonucunda belirlenen bedele ilişkin olarak uzlaşma sağlanamaması üzerine İdare tarafından kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili talebiyle İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmıştır.

3. Mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 3/12/2015 tarihli raporun taşınmazın imar durumuna yönelik değerlendirmeleri içeren kısmında, Konak Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 15/7/2015 tarihli yazısına göre dava konusu taşınmazın imar planında 3. derece arkeolojik sit alanında kaldığından her türlü işlem için İzmir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulundan (Koruma Bölge Kurulu) izin alınması gerektiği, taşınmazın kamulaştırılmasının beş yıllık imar programına ek olarak alınmasına karar verildiğinden taşınmaza imar durumu verilemediği ifade edilmiş; devamında taşınmazın arsa vasfında (kadastral parsel niteliğinde) olduğu dikkate alınarak emsal karşılaştırma yöntemiyle taşınmazın değeri belirlenmiştir. Dava konusu taşınmaza emsal taşınmaz olarak Konak ilçesinin Aziziye mevkiinde bulunan 7331 ada 15 parsel sayılı taşınmaz seçilmiş; taşınmazlar imar durumu, yüz ölçümü, geometrik durumu, yapılaşma kolaylığı, şehir merkezine, kamu kurum ve kuruluşlarına uzaklıkları gibi kriterler bakımından karşılaştırılarak dava konusu taşınmazın emsal taşınmazın %18'i oranında değerli olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda dava konusu taşınmazın kadastral parsel, emsal taşınmazın ise imar parseli olması dolayısıyla dava konusu taşınmazdan %40 oranında düzenleme ortaklık payı düşülerek ve dava konusu taşınmazın sit alanında kalması nedeniyle %5 oranında değer düşüklüğü olabileceği de belirtilerek m² birim değeri 877,23 TL olarak hesaplanmış, zemin değeri ise 44.288,50 TL olarak belirlenmiştir. Son olarak taşınmazda bulunan brüt 175 m² yüz ölçümlü yapının değeri ise 78.829,90 TL olarak hesaplanmış, toplam kamulaştırma bedeli 123.118,40 TL olarak belirlenmiştir. Taraflarca söz konusu rapora itiraz edilmesi üzerine Mahkemece tarafların itirazı doğrultusunda ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş ancak bilirkişiler, ilk raporda belirtilen görüşten ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığını belirterek aynı yönde görüş beyan etmiştir.

4. Mahkeme kök bilirkişi raporunu hükme esas alarak davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin 123.118,40 TL olarak tespitine karar vermiştir. Taraflarca yapılan temyiz başvurusu neticesinde Yargıtay 5. Hukuk Dairesince (Daire) karar bozulmuştur. Kararın gerekçesinde, taşınmazın sit alanına alınması ve çıkarılmasının idarenin tasarrufuna bağlı olduğu, bu sebeple taşınmazın tespit edilen bedelinden %5 oranında yapılan değer düşüklüğü indiriminin hatalı olduğu ifade edilmiştir. Yine taşınmazın olduğu bölgenin ileride imar uygulamasına tabi tutulması hâlinde kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payı oranının ve dava konusu taşınmazın çevresinde düzenleme görmüş parseller var ise bunlardan kesilen düzenleme ortaklık payı oranlarının İdareden sorularak alınacak cevaba göre taşınmazdan kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payı oranının belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir.

5. Mahkemece bozma kararı doğrultusunda İdareye müzekkere yazılmış; müzekkere cevabında, dava konusu taşınmaza en yakın parsellerden, imar planı uygulamasına ait düzenleme ortaklık payı oranının o tarihte yasal üst sınır olan %25'ten fazla olması nedeniyle bir kısım parsel sahibinin muvafakati ile %33,217 oranında, diğer parsellerden ise %25 oranında düzenleme ortaklık payı kesildiği belirtilmiştir. Mahkeme müzekkere cevabında belirtilen düzenleme ortaklık payı miktarları dikkate alınarak ek bilirkişi raporu düzenlenmesine karar vermiş; bu kapsamda düzenlenen 21/9/2020 tarihli ek bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazdan %32,05 oranında düzenleme ortaklık payı kesilmesinin uygun olacağı belirtilerek taşınmazın m² birim değeri 1.046 TL olarak hesaplanmış, zemin değeri ise 52.823 TL olarak belirlenmiştir. Taşınmazın zemin üstü değeri 78.829,90 TL olarak hesaplanmış, toplam kamulaştırma bedeli 131.652,90 TL olarak belirlenmiştir.

6. Mahkeme ek bilirkişi raporunu hükme esas alarak davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin 131.652,90 TL olarak tespitine karar vermiştir. Karara karşı taraflarca temyiz talebinde bulunulmuştur. Başvurucu; temyiz dilekçesinde taşınmazın kültürel tesis alanında kalması nedeniyle imar uygulaması yapılamayacak durumda olduğunu ve bu itibarla taşınmazdan düzenleme ortaklık payı kesilmesinin hatalı olduğunu, bu konuda emsal Yargıtay kararı olduğunu, %32,05 oranındaki düzenleme ortaklık payı kesintisi isabetli olmadığı gibi aleyhe durumda dahi kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payı miktarının %25 olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca dava konusu taşınmazla aynı bölgede bulunan ve aynı emsal dikkate alınarak değeri belirlenen taşınmaza ilişkin olarak İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen davada taşınmazın emsale göre değeri %35 oranında belirlenirken dava konusu taşınmazın %18 olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu belirtmiş, son olarak kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz dikkate alınarak faize hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu vurgulamıştır. Dairece başvurucunun ve İdarenin temyiz itirazları reddedilmiş ve karar onanmıştır.

7. Başvurucu, onama kararını 5/4/2022 tarihinde öğrendiğini belirterek 5/5/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bu süreçte İdare, karar düzeltme talebinde bulunmuş ve Dairece 22/12/2022 tarihinde İdarenin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir. Karar bu suretle kesinleşmiştir.

8. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyon 27/12/2024 tarihinde başvurunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden ise kabul edilebilirlik hususunun karara bağlanmasının Bölüm kararını gerektirmesi nedeniyle Bölüme gönderilmesine karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

9. Başvurucu; dava konusu taşınmazın kültürel tesis alanında kalması dolayısıyla imar uygulaması yapılamayacak durumda olduğunu, bu itibarla taşınmazdan düzenleme ortaklık payı kesilmesinin hatalı olduğunu, bu konuda Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 8/6/2012 tarihli ve E.2012/8267, K.2012/14483 sayılı emsal kararı olduğunu, %32,05 oranındaki düzenleme ortaklık payı kesintisinin isabetli olmadığını, aleyhe durumda dahi dava konusu taşınmazdan kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payı miktarının %25 olduğunu, ayrıca dava konusu taşınmazla aynı bölgede bulunan ve aynı emsal dikkate alınarak değeri belirlenen taşınmaza ilişkin olarak İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen davada taşınmazın emsale göre değeri %35 oranında belirlenirken dava konusu taşınmazın %18 olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu belirterek kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesinden yakınmıştır. Başvurucu, bilirkişi raporlarında kıyas emsal taşınmaz olarak belirlenen taşınmazdan %7,364 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığına ilişkin olarak Konak Belediye Başkanlığı Plan ve Proje Müdürlüğünün 1/12/2015 tarihli yazısının yargılama sırasında dikkate alınmadığını ifade etmiştir. Öte yandan lehine hükmedilen bedelin enflasyon karşısında değer kaybına uğradığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvuruya konu davaya ilişkin idareden temin edilen bilgi ve belgelerin, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihatlarının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

11. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.

A. Kamulaştırma Bedelinin Düşük Belirlendiğine İlişkin İddia

12. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin/kamulaştırmasız el atma tazminatının taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığı yönündeki şikâyetleri daha önce çeşitli kararlarında mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817 , 19/12/2013), Mukadder Sağlam ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2013/2511 , 22/1/2015), Abdülkerim Çakmak ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2014/1964 , 23/2/2017), Ali Taşgeldi ([2. B.], B. No: 2018/30814 , 16/11/2021) ve Hilmi Kocabey ([1. B.], B. No: 2019/21192 , 21/5/2024) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu kararlarda taşınmaz bedelinin tespitinin teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bedel tespitinin uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin görevinin taşınmazın bedelinin tespiti yönteminin gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini incelemekten ibaret bulunduğunu vurgulamıştır. Öte yandan bir temyiz mercii olmadığına, inceleme yetkisinin sınırlı olduğuna ve bir temyiz mercii gibi hareket ederek mahkeme kararlarını her yönüyle hukuka uygunluk denetimine tabi tutmayacağına dikkat çekmiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma bedeli olarak gerçek değerin ödenmesi mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için anayasal bir güvencedir. Bu madde ışığında Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre müdahalenin ölçülü olabilmesi için gerçek değerin ödenmesinin sağlanabilmesi amacıyla gerekli usule ilişkin güvencelerin etkili biçimde uygulanması, mahkemelerin ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gerçek değeri belirlemeleri gerekir.

13. Başvurucu, dava konusu taşınmazın sit alanında kalması dolayısıyla imar uygulaması yapılamayacak durumda olduğunu, bu kapsamda taşınmazın düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmak suretiyle değerinin belirlenmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş; bu konuda daha önce verilen Yargıtay kararından bahsetmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun taşınmazın imar durumuna yönelik değerlendirmeleri içeren kısmında taşınmazın sit alanında kaldığı, taşınmaza yönelik yapılacak her türlü işlem için Koruma Bölge Kurulundan izin alınması gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla raporda, imar uygulaması yapılmasına imkân olmadığına dair bir açıklamaya yer verilmediği, yapılabilecek her türlü işlemin Koruma Bölge Kurulunun iznine tabi olduğunun belirtildiği (bkz. § 3), bu kapsamda dava konusu taşınmazın durumunun başvurucunun emsal olarak belirttiği Yargıtay kararından ayrıştığı değerlendirilmiştir.

14. Başvurucu, bilirkişi raporlarında kıyas emsal taşınmaz olarak belirlenen taşınmazdan %7,364 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığına ilişkin olarak Konak Belediye Başkanlığı Plan ve Proje Müdürlüğünün 1/12/2015 tarihli yazısının yargılama sırasında dikkate alınmadığını, %32,05 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmasının hatalı olduğunu, emsal bir başka dosyada %25 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığını ileri sürmüştür. Başvurucunun emsal olarak belirttiği dosyada Daire tarafından dosya kapsamı gözetilerek taşınmazın tespit edilen metrekare birim fiyatından % 40 oranında düzenleme ortaklık payı düşülmek ve hesaplanan bedel üzerinden kabul kararı verilmesi gerektiği ifade edilmek suretiyle bozma kararı verildiği anlaşılmaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 21/12/2021 tarihli E.2021/3654, K.2021/15541). Dolayısıyla başvurucunun emsal olarak belirttiği dosyada nihai olarak daha yüksek bir oranda düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılması (%40) gerektiği gözetilerek bozma kararı verildiği görülmüştür. Sonuç olarak yargılama makamlarınca dava konusu taşınmazdan %32,05 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmasının ilgili ve yeterli gerekçeyle açıklandığı değerlendirilmiştir.

15. Son olarak başvurucu, dava konusu taşınmazla aynı bölgede olan ve aynı emsal dikkate alınarak değeri belirlenen taşınmaza ilişkin olarak İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen davada taşınmazın emsale göre değeri %35 oranında belirlenirken dava konusu taşınmazın %18 olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Başvuruya konu olayda Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmaz ile dava konusu taşınmazın detaylı olarak kıyaslandığı, emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan %18 oranında değerli bulunduğu anlaşılmıştır (bkz. § 3). Kamulaştırma bedeli her taşınmazın özellikleri dikkate alınarak belirlenmekte olup her taşınmazın değerinin farklı olması olasıdır. Başvurucunun sadece aynı bölgedeki taşınmazın emsal taşınmazın %35 oranında değerli bulunmasını öne sürmesi yargılama makamlarının ulaştığı kanaatin keyfî olduğunun kabulü için tek başına yeterli görülemeyebilir. Bu konuda başvurucunun daha öte dayanaklar göstermesi, söz konusu taşınmazın kendisininkiyle benzer özellikleri olduğunu, yüz ölçümlerinin, geometrik yapılarının aynı olduğu gibi birtakım somut verileri ortaya koyması beklenir. Başvurucunun Mahkemece varılan kanaatin aksi yönünde değerlendirme yapılmasını gerektiren herhangi bir bilgi ve belgeyi başvuru formu ve eklerinde sunmadığı, Mahkemece dava konusu taşınmazın emsal taşınmaza göre değerinin ilgili ve yeterli gerekçe ile ortaya konulduğu değerlendirilmiştir.

16. Sonuç olarak yargı makamlarının ulaştığı kanaatin keyfî ve temelsiz olmadığı, başvurucunun bedelin belirlenmesine ilişkin sürece katılarak savunma ve itirazlarını ortaya koyma imkânına sahip olduğu, taşınmazın gerçek bedelinin ödenmesi gerekliliğine ilişkin ilkeler de dikkate alındığında mülkiyet hakkının usuli güvencelerinin sağlandığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemediği, kamu yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin bozulmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

17. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmındaki ihlal iddiaları yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kamulaştırma Bedelinin Değer Kaybına Uğratıldığına İlişkin İddia

18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

19. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ali Şimşek ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2014/2073 , 6/7/2017), Mehmet Akdoğan ve diğerler i ([1. B.], B. No: 2013/817 , 19/12/2013), Kadir Çakar ([1. B.], B. No: 2015/18908 , 21/3/2018), Hanım Çeyiz ve Mehmet Gündüz ([1. B.], B. No: 2015/19289 , 17/7/2018), Türkan Poyraz ([1. B.], B. No: 2015/15388 , 13/9/2018) ve Emine Dilek Onaran ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2017/19987 , 12/2/2020) kararlarında kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasına (veya uğratılarak ödenmesine) ilişkin şikâyetleri inceleyerek uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının (veya uğratılarak ödenmesinin) başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Başvuruya konu olayda da anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmı yönünden Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

21. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılamaya hükmedilmesi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

22. Kamulaştırma bedelinin değer kaybetmiş olması nedeniyle tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875 , 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506 , 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949 , 21/1/2021, §§ 93-100). Diğer taraftan mülkiyet hakkı yönünden ihlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğradığına ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2020/133, K.2021/92) GÖNDERİLMESİNE,

Ç. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

D. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.