Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

Birinci Bölüm 2023/2942 E. K.

AYM 01.07.2026 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MERYEM OĞUZ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/2942)

Karar Tarihi: 1/7/2026

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Yılmaz AKÇİL

Şaban KAZDAL

Raportör

:

Nur Hilal MERMER

Başvurucu

:

Meryem OĞUZ ve diğerleri [bkz. ekli listenin (C) sütunu]

Vekili

:

Av. Şehmus BEDİR

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında hükmedilen bedelin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. 2024/3374 numaralı bireysel başvuruda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğinden de yakınılmıştır.

3. Başvuruculara ait taşınmazlar İzmir'in Konak ilçesi, İmariye Mahallesi'nde bulunmaktadır. Taşınmazların İzmir Büyükşehir Belediyesi kültürel tesis alanında kalması nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca (İdare) zeminin ve zemin üstlerinin kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Taraflar arasında kıymet takdiri sonucunda belirlenen bedele ilişkin uzlaşma sağlanamaması üzerine İdare tarafından kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili talebiyle İzmir Asliye Hukuk Mahkemelerinde (Asliye Hukuk Mahkemeleri) dava açılmıştır.

4. Asliye Hukuk Mahkemelerince yapılan keşif ve bilirkişi incelemeleri neticesinde düzenlenen raporların taşınmazların imar durumuna yönelik değerlendirmeleri içeren kısımlarında, Konak Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 15/7/2015 tarihli yazısına göre taşınmazlar imar planında 3. derece arkeolojik sit alanında kaldığından her türlü işlem için İzmir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulundan (Koruma Bölge Kurulu) izin alınması gerektiği, taşınmazların kamulaştırılmasının beş yıllık imar programına ek olarak alınmasına karar verildiğinden taşınmazlara imar durumu verilemediği ifade edilmiş; devamında taşınmazların arsa vasfında (kadastral parsel niteliğinde) olduğu dikkate alınarak emsal karşılaştırma yöntemiyle değerleri belirlenmiştir.

5. Başvurulara konu yargılamalarda dava konusu taşınmazların kadastral parsel, emsal taşınmazların ise imar parseli olması dolayısıyla dava konusu taşınmazlardan %40 oranında düzenleme ortaklık payı düşürülmek suretiyle taşınmazların kamulaştırma bedeli tespit edilmiştir. Düzenleme ortaklık payı oranının %40 olarak belirlenmesinin gerekçesi ise bölgede seçilmiş düzenleme sahasının olmaması, düzenleme sahası belirlendiğinde kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payının yasal oranı geçememesi, aynı bölgeye ilişkin olarak Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen dosyalarda da %40 oranında düzenleme ortaklık payı kesilerek kamulaştırma bedelinin belirlenmesi olarak açıklanmıştır.

6. Sonuç olarak %40 oranında düzenleme ortaklık payı oranları düşürülmek suretiyle belirlenen kamulaştırma bedelleri Yargıtay 5. Hukuk Dairesince (Yargıtay Dairesi) yapılan temyiz incelemelerinden geçerek kesinleşmiştir.

7. Başvurucular, nihai kararları öğrendikten sonra süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. Birinci Bölüm İkinci Komisyon tarafından 2023/2942 ve 2023/11339 numaralı başvurularda başvuruların makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden kabul edilebilirlik hususunun karara bağlanmasının Bölüm kararını gerektirmesi nedeniyle başvuruların Bölüme gönderilmesine, 2024/3374 numaralı başvuru yönünden ise başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

9. Ekli listenin (B) sütununda yer alan başvuruların 2023/2942 numaralı bireysel başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.

10. Başvurucular, dava konusu taşınmazın kültürel tesis alanında kalması nedeniyle imar uygulaması yapılamayacak durumda olduğunu ve bu itibarla taşınmazdan düzenleme ortaklık payı kesilmesinin hatalı olduğunu, bu konuda Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 8/6/2012 tarihli ve E.2012/8267, K2012/14483 sayılı emsal kararı bulunduğunu, aksi durumda dahi dava konusu taşınmazdan kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payının %25 olduğunu, emsal başka bir dava dosyasında %32,05 oranında belirlenen düzenleme ortaklık payı kesintisinin Yargıtay Dairesince onandığını, bilirkişi raporlarında kıyas emsal taşınmaz olarak belirlenen taşınmazdan %7,364 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığına ilişkin olarak Konak Belediye Başkanlığı Plan ve Proje Müdürlüğünün 1/12/2015 tarihli yazısının yargılama sırasında dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. Yine başvurucular, dava konusu taşınmazla aynı bölgede bulunan ve aynı emsal dikkate alınarak değeri belirlenen taşınmaza dair İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen davada, taşınmazın emsale göre değeri %35 oranında belirlenirken dava konusu taşınmazın %18 olarak -birleşen 2024/3374 numaralı bireysel başvuruya konu yargılamada bu oran %20 olarak belirlenmiştir- belirlenmesinin hatalı olduğundan yakınmıştır. Son olarak lehlerine hükmedilen kamulaştırma bedellerinin değer kaybına uğradığını da belirterek mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde başvurulara ilişkin olarak başvurulara konu davalara ilişkin İdareden temin edilen bilgi ve belgelerin dikkate alınması, ayrıca Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihatları ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

12. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.

A. Kamulaştırma Bedelinin Düşük Belirlendiğine İlişkin İddia

13. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin/kamulaştırmasız el atma tazminatının taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığı yönündeki şikâyetleri daha önce çeşitli kararlarında mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817 , 19/12/2013), Mukadder Sağlam ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2013/2511 , 22/1/2015), Abdülkerim Çakmak ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2014/1964 , 23/2/2017), Ali Taşgeldi ([2. B.], B. No: 2018/30814 , 16/11/2021) ve Hilmi Kocabey ([1. B.], B. No: 2019/21192 , 21/5/2024) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu kararlarda taşınmaz bedelinin tespitinin teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bedel tespitinin uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin görevinin taşınmazın bedelinin tespiti yönteminin gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini incelemekten ibaret bulunduğunu vurgulamıştır. Öte yandan bir temyiz mercii olmadığına, inceleme yetkisinin sınırlı olduğuna ve bir temyiz mercii gibi hareket ederek mahkeme kararlarını her yönüyle hukuka uygunluk denetimine tabi tutmayacağına dikkat çekmiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma bedeli olarak gerçek değerin ödenmesi mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için anayasal bir güvencedir. Bu madde ışığında Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre müdahalenin ölçülü olabilmesi için gerçek değerin ödenmesini sağlayabilmek amacıyla gerekli usule ilişkin güvencelerin etkili bir biçimde uygulanması ve mahkemelerin ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gerçek değeri belirlemeleri gerekir.

14. Başvurucular, başvuru formlarında dava konusu taşınmazların sit alanında kalması dolayısıyla imar uygulaması yapılamayacak durumda olduğu, bu kapsamda taşınmazların DOP kesintisi yapılmak suretiyle değerinin belirlenmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ve bu konuda daha önce verilen Yargıtay kararından bahsetmiştir. Asliye Hukuk Mahkemelerince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının taşınmazların imar durumuna yönelik değerlendirmeleri içeren kısımlarında, taşınmazların sit alanında kaldığı ifade edilmiş ve taşınmazlara yönelik yapılacak her türlü işlem için Koruma Bölge Kurulundan izin alınması gerektiği ifade edilmiştir. Dolayısıyla raporlarda, imar uygulaması yapılmasına imkan bulunmadığına dair herhangi bir açıklamaya yer verilmediği, yapılabilecek her türlü işlemin Koruma Bölge Kurulunun iznine tabi olduğu (bkz. § 4), bu kapsamda dava konusu taşınmazların durumunun başvurucunun emsal olarak belirttiği Yargıtay kararından ayrıştığı değerlendirilmiştir.

15. Başvurucular, taşınmazlara emsal olarak seçilen taşınmazdan %7,364 oranında DOP kesintisi yapılırken taşınmazlarından %40 oranında DOP kesintisi yapılmasının hatalı olduğunu, emsal başka bir dava dosyasında %32,05 oranında belirlenen DOP kesintisinin Yargıtay Dairesince onandığını, aleyhe durumda bile taşınmazlarından %25 oranında DOP kesintisi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. Başvurulara konu yargılamalarda taşınmazların kamulaştırma bedelleri tespit edilirken %40 oranında DOP kesintisi yapılmıştır. Bu durumun gerekçesi ise bölgede seçilmiş düzenleme sahasının bulunmaması, düzenleme sahası belirlendiğinde kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payının yasal oranı geçememesi ve aynı bölgeye ilişkin Yargıtay Dairesinin denetiminden geçerek kesinleşen dosyalarda da %40 oranında düzenleme ortaklık payı kesilerek kamulaştırma bedelinin belirlenmesi olarak ifade edilmiştir. Dolayısıyla yargılama makamlarınca dava konusu taşınmazlardan %40 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmasının ilgili ve yeterli gerekçeyle açıklandığı değerlendirilmiştir.

16. Son olarak dava konusu taşınmazla aynı bölgede bulunan ve aynı emsal dikkate alınarak değeri belirlenen taşınmaza ilişkin olarak İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen davada, taşınmazın emsale göre değeri %35 oranında belirlenirken dava konusu taşınmazın %18 olarak belirlenmesinin -birleşen 2024/3374 numaralı bireysel başvuruya konu yargılamada bu oran %20 olarak belirlenmiştir- hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Başvuruya konu olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmaz ile dava konusu taşınmazın detaylı olarak kıyaslandığı, emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan %18-%20 oranında değerli bulunduğunun ifade edildiği görülmüştür. Kamulaştırma bedelinin her taşınmazın özelliklerinin dikkate alınarak belirlenmesi gerekmekte olup bu kapsamda her taşınmazın değerinin farklı olması olasıdır. Başvurucunun sadece aynı bölgedeki taşınmazın emsal taşınmazın %35 oranında değerli bulunmasını öne sürmesi yargılama makamlarının ulaştığı kanaatin keyfî olduğunun kabulü için tek başına yeterli olmayabilir. Bu konuda başvurucunun bundan daha öte dayanaklar göstermesi, söz konusu taşınmazın kendisininkiyle benzer özellikleri olduğu, yüz ölçümlerinin, geometrik yapılarının aynı olduğu gibi birtakım somut veriler sunması beklenir. Başvurucu, Mahkemece varılan kanaatin aksine farklı yönde değerlendirme yapılmasını gerektiren herhangi bir bilgi ve belge başvuru formu ve eklerinde sunmamıştır. Bu itibarla Mahkemece dava konusu taşınmazın emsal taşınmaza göre değerinin, ilgili ve yeterli gerekçe ile açıklanmak suretiyle, belirlendiği değerlendirilmiştir.

17. Sonuç olarak yargı makamlarının ulaştığı kanaatin keyfî ve temelsiz olmadığı, başvurucuların bedelin belirlenmesine ilişkin sürece katılarak savunma ve itirazlarını ortaya koyma imkânına sahip olduğu, taşınmazların gerçek bedelinin ödenmesi gerekliliğine ilişkin ilkeler de dikkate alındığında mülkiyet hakkının usuli güvencelerinin sağlandığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemediği, kamu yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin bozulmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

18. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kamulaştırma Bedelinin Değer Kaybına Uğradığına İlişkin İddia

19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

20. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ali Şimşek ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2014/2073 , 6/7/2017), Mehmet Akdoğan ve diğerler i [1.B.], (B. No: 2013/817 , 19/12/2013), Kadir Çakar ([1. B.], B. No: 2015/18908 , 21/3/2018), Hanım Çeyiz ve Mehmet Gündüz [1. B.], (B. No: 2015/19289 , 17/7/2018), Türkan Poyraz ([1. B.], B. No: 2015/15388 , 13/9/2018) ve Emine Dilek Onaran ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2017/19987 , 12/2/2020) kararlarında kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasına (veya uğratılarak ödenmesine) ilişkin şikâyetleri inceleyerek uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının (veya uğratılarak ödenmesinin) başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Başvuruya konu olayda da anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmı yönünden Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 2024/3374 Numaralı Başvuruda Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun’da değişiklik yapan 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun uyarınca üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine makul süre şikâyetlerinin Tazminat Komisyonu tarafından inceleneceği düzenlenmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635 , 19/3/2024) kararında ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda, anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

23. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

24. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılamaya hükmedilmesi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

25. Kamulaştırma bedelinin değer kaybetmiş olması nedeniyle tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875 , 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506 , 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949 , 21/1/2021, §§ 93-100). Diğer taraftan mülkiyet hakkı yönünden ihlallerin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucuların tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,

B. 1. Kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğradığına ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. 2024/3374 numaralı bireysel başvurudaki makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

Ç. Kararın bir örneğinin kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (G) sütununda ayrıntısı belirtilen mercilere GÖNDERİLMESİNE,

D. Ekli listenin (D) sütununda ayrıntısı belirtilen harç ve (F) sütununda yer alan vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderlerinin listede gösterildiği şekilde başvuruculara ÖDENMESİNE,

E. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 1/7/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.