Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

İkinci Bölüm 2020/14006 E. K.

AYM 22.04.2026 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ALİ İBRAHİM YÜKSEK VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/14006)

Karar Tarihi: 22/4/2026

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Nur Hilal MERMER

Başvurucular

:

Ali İbrahim YÜKSEK ve diğerleri [bkz. ekli listenin (C) sütunu]

Vekili

:

Av. Serkan ŞAHİN

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, idarece usulüne uygun kamulaştırma bedeli ödenmeden taşınmaza el konulması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

A. Bireysel Başvuru Süreci

2. Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare) 4/8/2011 tarihinde başvuruculara ait olan ve İzmir'in Kemalpaşa ilçesi Ansızca ve Ulucak köylerinde bulunan taşınmazların bir kısmının Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi kapsamında yol, inşaat ve emniyet sahası olarak kullanılmak üzere kamulaştırılmasına karar vermiştir. İdare ile başvurucular arasında anlaşma sağlanamaması üzerine İdare tarafından Kemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemeleri (Asliye Hukuk Mahkemeleri) nezdinde kamulaştırma bedellerinin tespiti ve tescil davaları açılmıştır.

3. Asliye Hukuk Mahkemelerince keşifler yapılmış ve kamulaştırma bedelleri tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemelerince bilirkişi raporları doğrultusunda davaların kabulüne, bilirkişi raporlarında belirtilen kamulaştırma bedellerinin başvuruculara ödenmesine, dava konusu taşınmazların kamulaştırılan kısımlarının başvurucular adına olan tapu kayıtlarının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir. Kararlarda tescil hükmü yönünden verilen kararların kesin olduğu belirtilmiştir.

4. Tarafların temyiz talebinde bulunması üzerine Asliye Hukuk Mahkemelerinin kararları Yargıtay 5. Hukuk Dairesince (Yargıtay Dairesince) bozulmuştur. Bozma kararlarında kamulaştırma bedellerinin düşük ve hatalı olarak belirlendiğine işaret edilmiştir.

5. Asliye Hukuk Mahkemelerince bozma kararlarına uyularak bozma kararları doğrultusunda ek bilirkişi raporları alınmasına karar verilmiştir. Ek bilirkişi raporlarında taşınmazların bedellerinin daha önce tespit edilen bedellerden daha yüksek tutarda hesaplanması üzerine Asliye Hukuk Mahkemelerince İdareye muhtelif tarihli celselerde kamulaştırma fark bedellerini depo etmesi için süre verilmiştir. İdare tarafından bedellerin depo edilmemesi üzerine Asliye Hukuk Mahkemelerince davaların reddine, tapuların eski hâline getirilerek başvurucular adına tesciline karar verilmiştir. Kararlarda, kamulaştırma bedellerinin davacı İdare tarafından 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince verilen kesin süre içinde belirtilen banka hesabına yatırılmaması sebebiyle davaların reddedildiği açıklanmıştır. Başvurucuların temyiz ettiği Asliye Hukuk Mahkemeleri kararları Yargıtay Dairesince onanarak kesinleşmiştir.

6. Komisyon başvuruların makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

7. Bireysel başvuru tarihinden sonra başvurucu Sadet Yüksek'in 5/7/2021 tarihinde, Vahittin Razlıklı'nın 5/10/2021 tarihinde, Gülsüm Ertan'ın 26/12/2021 tarihinde vefat etmesi üzerine mirasçılara başvuruya devam edip etmediklerini bildirmeleri için müzekkere gönderilmiş ve adı geçen başvurucuların mirasçıları başvurulara katılma talebinde bulunmuştur.

B . Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç

8. İdare tarafından aynı taşınmazlara ilişkin olarak bu kez Asliye Hukuk Mahkemeleri nezdinde yeniden kamulaştırma bedellerinin tespiti ve tescil davaları açılmıştır. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden yapılan sorgulamalar neticesinde açılan davaların ilk derece mahkemeleri nezdinde veya istinaf sürecinde derdest olduğu anlaşılmıştır.

II. DEĞERLENDİRME

9. Aralarında bağlantı bulunması nedeniyle süresi içinde yapılan ekli listenin (B) sütununda belirtilen başvuruların süresinde yapılan 2020/14006 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.

10. Başvurucular, kamulaştırma bedellerinin ödenek olmadığı için yatırılmaması nedeniyle uzun süredir devam eden kamulaştırma davalarının reddedilmesinin mülkiyet haklarını ihlal ettiğini, yine 2014 yılında kamulaştırma kararı verilmesi ve bu kararın tapuya tescil edilmesi neticesinde taşınmazlarının kamulaştırıldığını, taşınmazlarından yol geçirilerek kullanım haklarının tamamen sonlandırıldığını, sonuç olarak kamulaştırma bedeli ödenmeksizin taşınmazlarına el atılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihatlarının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bir kısım başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuş, başvuru formunda ileri sürdükleri iddiaları yinelemiştir.

12. Başvurucuların şikâyetlerinin özünün Anayasa'nın 46. maddesi kapsamında gerçek bedel ödenmeksizin taşınmazlarına el atılması olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucuların mülkiyet hakkına yönelik ihlal iddialarının bu çerçevede ele alınması gerektiği değerlendirilmiştir.

13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

14. Anayasa Mahkemesi Muammer Bulut ([GK], B. No: 2020/9066 , 21/11/2024) kararında, idarece usulüne uygun kamulaştırma bedeli ödenmeden -depo kararı gereği yerine getirilmeden- taşınmaza el konulmasını mülkiyet hakkı yönünden incelemiş ve uygulanacak ilkeleri belirlemiştir. Anılan başvuruda -eldeki başvuru ile benzer şekilde- başvurucu, kamulaştırma işleminin kamulaştırma bedelinin tamamı kendisine ödenmeden tamamlanması sebebiyle taşınmazına el atıldığından yakınmaktadır. Kararda 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesindeki düzenlemeden hareketle kamulaştırma bedelinin kesin olarak tespit edilip tamamı malike ödenmeksizin idarenin taşınmazın mülkiyetini ve bu durumun doğal sonucu olarak taşınmazı kamulaştırma amacına uygun kullanma hakkını elde ettiği, malikin ise mülkünü kaybettiği ifade edilmiştir. Bu uygulamanın Anayasa'nın 46. maddesinde düzenlenen kamulaştırma bedeli ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinden oluşan gerçek bedelin tek seferde ve en geç taşınmazın idare adına tescil edildiği anda ödenmesini gerektiren peşin ödeme güvencesine aykırı olarak taşınmazın mülkiyetinin idareye devri sonucunu doğurduğu vurgulanmıştır. Netice itibarıyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri çerçevesinde Anayasa'nın sözüne uygunluk ölçütünü karşılamadığı belirtilerek ihlalin kanundan kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır.

15. Başvuruya konu olayda İdarenin açtığı kamulaştırma bedelleri ve tescil davalarında ilk olarak Asliye Hukuk Mahkemelerince davaların kabulüne, başvurucuların taşınmazlarının kamulaştırılan kısımlarının İdare adına tescili ile tespit edilen ve İdare tarafından bankaya yatırılan kamulaştırma bedellerinin başvuruculara ödenmesine karar verilmiştir. 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kesin olan tescil hükmü gereği başvuruculara ait taşınmazlar yol vasfı ile İdare adına tescil edilmiştir. Devam eden yargılamada Yargıtay Dairesi tarafından kamulaştırma bedellerinin eksik ve hatalı belirlendiği yönünde kararlar verilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemeleri bozma kararında belirtilen hususlar doğrultusunda kamulaştırma bedellerini belirlemiş, tespit edilen kamulaştırma bedellerinin İdarece depo edilmelerine karar vermiş ancak bedellerin İdarece depo edilmemesi üzerine davaların reddine hükmetmiştir. Ayrıca taşınmazların tapu kayıtlarının eski hâline getirilmesi yönünde de karar vermiş ancak başvurucular bu süreçte taşınmazlarının kamulaştırmaya konu kısımlarına yol yapıldığını, bu suretle taşınmazlarını kullanamadıklarını ifade etmiştir.

16. Başvuruculara ait taşınmazlar hakkında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgu uygulaması üzerinden yapılan sorgulama neticesinde taşınmazların pasife alındığı ve kamulaştırılan kısımlarının yol olarak kullanıldığı belirlenmiştir. Bu durumda başvurucuların taşınmazlarını tapularının eski hâle getirilmesine yönelik olarak Asliye Hukuk Mahkemelerince verilen karara rağmen (bkz. § 5) kullanamadıkları, bu süreçte taşınmazlardaki yol yapım çalışmalarının da tamamlandığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak taşınmazların gerçek karşılığı olan kamulaştırma bedelleri tespit edilip kesinleşerek ödenmeksizin, diğer bir deyişle Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında yer alan peşin ödeme güvencesi ihlal edilerek başvurucuların mülkiyet hakkının sağladığı korumadan mahrum bırakıldıkları görülmüştür. Dolayısıyla Muammer Bulut kararında açıklanan ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı, bu itibarla başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri çerçevesinde Anayasa'nın sözüne uygunluk ölçütünü karşılamadığı değerlendirilmiştir.

17. Öte yandan Anayasa Mahkemesince 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan “Tescil hükmü kesin olup,…” ibaresi Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. İptal kararında kamulaştırma sürecinde mahkemece idare adına verilen tescil kararının kesin nitelikte olmasının mahkeme kararıyla belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini oluşturup oluşturmadığı kesin olarak tespit edilmeksizin taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesine neden olduğu, bu yönüyle Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında yer alan peşin ödeme güvencesi yerine getirilmeksizin mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen Anayasa'nın sözüne uygunluk ölçütünü karşılamadığı sonucuna ulaşılmıştır (AYM, E.2025/190 , K.2026/38, 12/2/2026, §§ 33, 34).

18. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

19. Başvurucular, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

20. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin usul ve esaslar 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinde yer almaktadır.

21. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875 , 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekir ( Mehmet Doğan , §§ 55, 57).

22. Başvuruya konu olayda Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği ve ihlalin doğrudan 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesinin sekizinci fıkrasından kaynaklandığı sonucuna varılmıştır ( Muammer Bulut , § 69).

23. Muammer Bulut başvurusunda Anayasa Mahkemesinin kararın Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) bildirilmesine karar verdiği ( Muammer Bulut , §§ 79-81) anlaşıldığından bu hususta yeniden TBMM'ye çağrıda bulunulmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Bununla birlikte yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğu sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucuların tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,

B. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (F) sütununda yer verilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,

F. Ekli listenin (D) sütununda yer alan başvuru harçları ile ekli listenin (E) sütununda yer alan vekâlet ücretinin listede gösterildiği şekliyle başvuruculara ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.