Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

İkinci Bölüm 2014/11817 E. K.

AYM 2016-12-07 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ÇETİN ONURSAL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/11817)

Karar Tarihi: 7/12/2016

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğa

itirazın etkin olarak kullanılamaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı ile makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 21/2/2008 tarihindegözaltına alınmış ve sonrasında tutuklanmıştır.

9. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. madde ile

görevli) 28/2/2013 tarihli kararıyla başvurucunun

hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

10. Temyiz üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2/7/2014 tarihliilamıyla İlk

Derece Mahkemesi kararı kısmen bozulmuştur. Bozmaya uyularak yürütülen

yargılamada Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/12/2015

tarihli kararıyla başvurucunun beraatine karar

verilmiştir. Karar, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

11. Mahkemenin7/12/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

12. Başvurucu makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

14. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili

kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No:

2012/625, 9/1/2014, § 34)

15. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29)

16. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 7 yıl 10 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

17. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

18. Başvurucu; hakkında yürütülen yargılamada kanuni tutukluluk

süresinin aşıldığını, tutukluluğa itiraz yolunu etkin olarak kullanamadığını

belirterek Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi özgürlüğü ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Bireysel başvuruların 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca

başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya

diğer mahkemeler yahut yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması

gerekmektedir (Yasin Yaman, B.

No: 2012/1075, 12/2/2013, §§ 18, 19).

20. Kişi, serbest bırakılmadan yargılandığı davada ilk derece

mahkemesinin kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla kişinin

tutukluluk hâli sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu “bir suç

isnadına bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru

incelemesi açısından tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi

arasındaki esaslı fark bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla

isnat olunan suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği

kabul edilmekte ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya ve/veya

para cezasına hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç

şüphesi ve bir tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk hâli sona ermektedir.

Bu açıdan mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez. Nitekim

gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) gerekse Yargıtay mahkûmiyet kararı

sonrası tutulma hâlini tutukluluk olarak nitelendirmemektedir. AİHM, ilk derece

mahkemesi kararıyla mahkûm olan bir sanığın söz konusu mahkûmiyet kararından

sonraki tutulmasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 5.

maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uyarınca mahkûmiyet sonrası tutma olarak değerlendirmekte

ve tutukluluk süresinin hesabında dikkate almamaktadır (Korcan Pulatsü, B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 33).

21. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukta geçen sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez

yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih; doğrudan tutuklandığı

durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin

serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66)

22. Bu kapsamda bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma durumunda, yapılacak bireysel başvurunun

ilk derece yargılaması devam ederken tutukluluğun devamına karar verilen her

aşamada başvuru yolları tüketildikten sonra ve serbest bırakılma dışında,

nihayet bu durumun ortadan kalktığı mahkûmiyet kararından itibaren süresi

içinde yapılması gerekir. AİHM de mahkûmiyet kararından itibaren altı ay içinde

yapılmayan “bir suç isnadına bağlı” tutma kapsamındaki başvurunun süresinde

olmadığını belirtmiştir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Atalay Öztürk / Türkiye (k.k.), B. No: 54890/09, 7/1/2014,

§§ 37-41).

23. Başvurucu hakkında yürütülen yargılamada İstanbul 10. Ağır

Ceza Mahkemesinin 28/2/2013 tarihli kararı ile

başvurucunun mahkûmiyetine karar verilmiş, temyiz üzerine Yargıtay 6. Ceza

Dairesinin 2/7/2014 tarihli ilamı ile karar kısmen bozulmuştur.

24. Buna göre İlk Derece Mahkemesinin 28/2/2013

tarihli mahkûmiyet ve tutukluluğun devamı kararı ile başvurucunun tutukluluk

hâli sona ermiştir. Bu karar başvurucu vekiline aynı tarihte tefhim edilmiş

olup başvurucu, anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvurduğuna dair bilgi

veya belge de sunmamıştır. Bu belirlemeler karşısında tutuklulukla ilgili

şikâyetleri içeren bireysel başvurunun İlk Derece Mahkemesinin nihai kararını

verdiği 28/2/2013 tarihinden itibaren otuz gün içinde

yapılması gerekirken 10/7/2014 tarihinde yapılması nedeniyle başvuruda süre

aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

25. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

26. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

27. Başvurucu maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

28. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

29. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında -yargılamadaki taraf sayısı da dikkate alınarak- başvurucuya net

5.250 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Anayasa

Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucunun uğradığını iddia

ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır.

Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

30. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süre

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 5.250 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 ve1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10

TL harç oluşanyargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin [İstanbul (kapatılan) 10. Ağır Ceza

Mahkemesinin (CMK. mülga 250.

madde ile görevli) dava dosyasının devredildiği] Bakırköy 4. Ağır Ceza

Mahkemesine (E.2014/423, K.2015/423) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 7/12/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Gökçe

GÜLTEKİN

Başvurucu

:

Çetin

ONURSAL

Vekili

:

Av. Suat

EREN