Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

Birinci Bölüm 2014/11124 E. K.

AYM 2017-09-14 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MEHMET BOZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/11124)

Karar Tarihi: 14/9/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, işe iade davasında kanun, usul ve yerleşik

içtihatlara aykırı karar verilmesi; bilirkişi raporunun tebliğ edilmemesi ve

yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu E. Plastik Ambalaj San. ve Tic. A.Ş. isimli

işyerinde (İşveren) 1/10/2004 tarihinden itibaren işçi olarak çalışmakta iken

iş akdi 5/9/2008 tarihinde İşveren tarafından feshedilmiştir.

9. Başvurucu, iş sözleşmesinin sendikal nedenlerle haksız olarak

feshedildiğini iddia ederek 21/10/2008 tarihinde İzmir 9. İş Mahkemesinde işe

iade davası açmıştır.

10. Mahkeme, 22/11/2013 tarihli celsede dosyanın bilirkişiye

tevdi ile rapor aldırılmasına, rapor geldiğinde taraflara tebliğine karar vermiş,

başvurucunun katılmadığı ve mazeret bildirdiği 19/2/2014 tarihli duruşmada

bilirkişi raporu okunmuş, mahkemece başvurucunun mazeret talebi kabul

edilmeyerek davanın reddine karar verilmiştir.

11. Mahkeme gerekçeli kararında başvurucunun bir çok kez işbaşında

sigara içtiğini, iş güvenliğini tehlikeye düşürmekte ısrar ettiğini, bu durumun

kamera ile tespit edildiğini, ayrıca başvurucunun da sigara içtiğini kabul

ettiğini, iş akdinin sendikal nedenlerle feshedildiğinin ispatlanamadığını,

başvurucuya işbaşında sigara içmemesi gerektiği yönünde yazılı bildirim

yapıldığı ve bu konuda uyarıldığı hâlde aksi davranışta bulunduğunun sabit

olduğunu, bu durumun iş akdinin feshi için işin yürütülmesini sürekli bir

biçimde etkileyen ve makul ölçüler içinde İşverenden katlanmasının

beklenemeyeceği ve iş ilişkisinin devamına imkân vermeyecek ağırlıkta bir sebep

ve gerekçenin bulunması gerektiği yönündeki içtihatlara da uygun olduğunu, bu

nedenle sigara içilmesinin işyerinde vahim sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği

hususunda ayrıca araştırma yapılmasına gerek olmadığını, feshin geçerli bir

nedene dayandığını ve davanın reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir.

12. Temyiz üzerine karar Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 28/4/2014

tarihli kararı ile onanmıştır.

13. Onama kararı, 29/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş, 27/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 14/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama

İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

15. Başvurucu,bilirkişi

raporunun kendisine tebliğ edilmediğini, bu nedenle rapora karşı itirazlarını

dile getiremediğini, Mahkemenin bu raporu esas alarak hüküm tesis ettiğini

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

16. Anayasa Mahkemesinin birçok kararında adil yargılanma

hakkının unsurlarından birisinin silahların eşitliği ilkesi olduğu, silahların

eşitliği ilkesinin, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı

koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir

duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde

dile getirme fırsatına sahip olması anlamına geldiğini (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013,

§ 32), silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli yargılanma

hakkının ise kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara

gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla

ilgili görüş bildirebilme imkânı verdiğinibelirtmiştir

(Ömer Topuz, B. No: 2013/6833,

3/4/2014, § 57).

17. Yine Anayasa Mahkemesi, yargılamanın hakkaniyetine ilişkin

herhangi bir eksiklikliğin belli koşullar altında

ister aynı seviyede istersedaha üst bir mahkeme tarafındandaha sonraki bir aşamada telafi edilebildiği

durumlarda hak ihlalinin söz konusu olmayacağınıbelirtmiştir

(Hamiyet Köseoğlu, B. No:

2013/1341, 21/5/2015, § 30).

18. Somut olayda Mahkemenin 22/11/2013 tarihli celsede dosyanın

bilirkişiye gönderilmesine rapor geldiğinde taraflara tebliğine karar verdiği,

başvurucunun katılmadığı ve mazeret bildirdiği 19/2/2014 tarihli duruşmada

bilirkişi raporunun dosya kapsamına alınarak okunduğu, davalı tarafın rapora

karşı beyanını açıkladığı, mahkemece başvurucunun mazeret talebi kabul

edilmeyerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

19. İlk Derece Mahkemesi 19/2/2014 tarihli gerekçeli kararında

başvurucunun çay molalarında gösterilen yerler haricinde mesai saati içinde

sigara içilmeyeceğine ilişkin imzalamış olduğu talimata aykırı olarak sigara

içtiğinin, tanık anlatımları, savunmaya ekli fotoğraflardan ve bizzat

başvurucunun kabul beyanından sabit olduğu ve bu hususunpetrol

türevi ürünlerden plastik malzemeler üretilen işyerinde iş güvenliğini tehdit

eder nitelikte olduğu değerlendirmesiyle davanın reddine karar vermiş, salt

bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunu esas almamıştır. Öte yandan

mahkemece bilirkişi raporunun tebliğ edilmemesi nedeniyle başvurucuya rapora

karşı itirazlarını sunma fırsatı tanınmamış ise de başvurucunun gerekçeli

kararla birlikte raporun içeriğini öğrendiği ve kanun yolunda rapora karşı

görüş ve itirazlarını ileri sürebilme imkânını bulduğu, hal böyle iken

26/2/2014 tarihli temyiz dilekçesinde bilirkişi raporunun kendisine tebliğ edilmediğini

belirtmekle birlikte raporun içeriğini kabul etmeme dışında başka bir neden

ileri sürmediği saptanmış, dolayısıyla eksikliğin sonraki aşamada telafi

edildiği anlaşılmıştır. Başvurucu duruşma sırasında bilirkişi raporuna karşı

yargılamanın sonucunu etkileyecek ölçüde farklı ne şekilde beyanda bulunacağı

hususunda da somut bir açıklamada bulunmamıştır. Bu açıdan yargılamanın

bütününe göre başvurucu açısından herhangi bir hak kaybının söz konusu olmadığı

anlaşılmıştır.

20. Açıklanan nedenlerle silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına

İlişkin İddia

21. Başvurucu, davalı İşverenin sendikal nedenlerle iş

sözleşmesini sona erdirdiğini, bu iddiayı Mahkemenin gözönüne

almadığını, kararın Yargıtay tarafından önceki içtihatlarına aykırı olarak

onandığını belirterek Anayasa'nın 36. ve 51. maddelerinde güvence altına alınan

haklarıın ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 51. maddesinde

güvence altına alınan sendikal haklarının ihlal edildiği iddiasını

temellendirmeden soyut olarak dile getirdiği anlaşılmış, bu nedenle iddiaların

adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

23. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açık bir keyfîlik içermesi ve bu durumun

kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş

olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz, Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

24. Başvurucunun ihlal iddiaları, yukarıda belirtilen içtihat

kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğindedir. Somut olayda Mahkeme,

başvurucunun iddialarını incelemiş, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu

hükümlerini somut olay çerçevesinde değerlendirmek suretiyle iş akdinin geçerli

bir nedene dayalı olarak feshedildiğini, bu nedenle işe iade şartlarının

oluşmadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi

ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün derece mahkemeleri

tarafından hukuk kurallarının ve delillerin değerlendirilmesinde ve

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

25. Başvurucunun, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi kararının aynı

konuda verdiğiönceki kararıyla çeliştiği, bu nedenle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiasının da esas itibariyle

derece mahkemesince hukuk kurallarının yorumlanması, somut olaya uygulanması ve

delillerin değerlendirilmesi hususuna ilişkin olduğu, nitekim dosya kapsamında,

belirtilen ilkeler çerçevesinde başvuru konusu olaya özgü değerlendirme

yapılarak yeterli gerekçe ile sonuca ulaşıldığı anlaşılmıştır.

26. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

27. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

29. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin olan iş mahkemeleri

nezdinde açılan davalarda yargılama süresi tespit edilirken sürenin başlangıç

tarihi olarak uyuşmazlığı karara bağlayacak davanın açıldığı tarih; sürenin

sona erdiği tarih olarak, yargılamanın sona erdiği (Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 69), yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Mehmet Salih Ayyıldız, B.

No: 2012/397, 17/11/2014, § 25).

30. İş mahkemeleri nezdinde görülen davalarda yargılama

süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve

kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki

tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin

niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Nesrin

Kılıç, § 58).

31. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda İzmir 9. İş Mahkemesinde

21/10/2008 tarihinde açılan işe iade davasında, Mahkemenin 19/2/2014 tarihinde

davanın reddine karar verdiği, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 28/4/2014 tarihli

onama kararıyla hükmün kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu nedenle karmaşık niteliği

bulunmayan ve başvurucunun yargılamanın uzamasında önemli bir etkisinin de

tespit edilmediği başvuru konusu davada 5 yıl 6 ay 7 günlük yargılama süresinin

makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

32. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

34. Başvurucu 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

35. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

36. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 7.800 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

37. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç, 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 7.800 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç, 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin İzmir 9. İş Mahkemesine (E.2008/438,

K.2014/79) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

14/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Mehmet BOZ

Vekili

:

Av. Mustafa

KILIN