Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

7. Hukuk Dairesi 2012/2898 E. 2013/4905 K.

Yargıtay 2013-03-28 Yüksek mahkeme 1 karar bu kararı anmış
Bu kararla araştırma hazırlayın

7. Hukuk Dairesi 2012/2898 E. , 2013/4905 K.

"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ile davalılardan ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosyada toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır. Bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği kuşkusuzdur. Somut olaya gelince; dava konusu bina niteliğindeki muhdesatın üzerinde bulunduğu 212 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kargir ev ve arsa niteliği ile tapuya kayıtlı olduğu, muhdesatın kadastro tespit gününden önce meydana getirildiği ve taşınmazın tespitinin kesinleştiği 30.01.1992 günü ile davanın açıldığı 26.09.2007 günü arasında 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde sözü edilen kamu düzenine ilişkin 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığının belirlenmesi halinde salt bu nedenle reddine karar verilmesi gerekir, davanın esasına girilemez. Bir an için taşınmazın 05.03.2007 tarihli yapı ruhsatı ile bilahare tadilat gördüğü kabul edilse bile; taşınmaz üzerinde daha önce mevcut bulunan bir muhtesata yeni bölümler ilave edilmesi veya mevcut muhtesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhtesat meydana getirme .../. 2012/2898-2013/4905 S.2

niteliğinde olmayıp mevcut muhtesatın daha kullanılır hale gelmesini, bir başka deyişle muhtesattan sağlanacak faydanın artmasını sağlayan işlerdendir. İyileştirme gideri niteliğindeki bu gibi harcamaları yapan taşınmaz malik ya da maliklerinin de eda nitelikli alacak davası açma hakkı mevcut iken tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğundan da söz edilemez. Hal böyle olunca; davanın açıklanan nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken, yasal düzenlemeler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, az yukarıda ismi geçen davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre de davalının sair, davacının ise tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin ödenen harcın istek halinde davalıya iadesine, davacı taraftan harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 28.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.