7. Hukuk Dairesi 2012/1722 E. , 2012/8298 K.
"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 110 ada 13, 122 ada 30, 124 ada 13, 43, 125 ada 1,17 parsel sayılı sırasıyla 916,89 m², 1043,35 m², 813,62 m², 1222,26 m², 937,15 m² ve 910,76 m² yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu 110 ada 13, 122 ada 30, 124 ada 13,43, 125 ada 1,17 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. İddia ve savunma, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler eşliğinde saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılamada taraflar bir kayıt ve belgeye dayanmamışlardır. Hal böyle olunca; taşınmazların tapuda kayıtlı olmadığı menkul mal hükümlerine tabi olduğu, bu nedenlerle yanlar arasındaki uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği kuşkusuzdur. Ne var ki; mahallinde yapılan keşifte bir yerel bilirkişi ve iki tanık dinlenmiş ise de dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları soyut nitelikte, gerekçesiz ve olaylara dayanmayan sözlerden ibarettir. Öte yandan zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturma da yetersizdir. Dava konusu taşınmazların öncesinin tarafların murisi ... ...'e ait olduğu ve şu anda ne şekilde kullanıldığı yerel bilirkişi ve tanıklarca ifade edilmesine rağmen, tespit tarihine kadar zilyetliğin kim veya kimler tarafından ne şekilde sürdürüldüğü belirlenmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde; sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, fen elemanı ve uzman ziraatçi bilirkişi, tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, dava konusu taşınmazları tarafların murisi ... ...'in sağlığında bağışladığının anlaşılması halinde kime hangi taşınmazın bağışlandığı ve o tarihten beri zilyetliğin kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğü hususları açıklığa kavuşturulmalı, dava konusu taşınmazlara 1983 yılından beri davalının zilyet olduğunun belirlenmesi halinde babası sağ olan davalı ...'in ... ... terekesi karşısında üçüncü kişi konumunda olacağı hususu gözönüne alınmalı, tespite aykırı sonuca varılması halinde, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak tutanak bilirkişileri taşınmaz başında usulün 259. maddesi hükmüne uygun biçimde ayrı ayrı dinlenerek tespitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden salt kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacı ...'e iadesine, 22.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.