7. Hukuk Dairesi 2011/2651 E. , 2012/1351 K.
"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 172 ada 1 parsel sayılı 8844.08 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... kendi adına tespit edilen dava dışı 172 ada 2 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydının dava konusu 172 ada 1 parsel sayılı taşınmazı kapsadığını, zilyetlikle mülk edinme şartlarının da gerçekleştiğini öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, 172 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece davanın kadastro tespitine itiraz davası niteliğinde olduğu gözardı edilerek, davanın niteliği yanlış değerlendirilmek suretiyle hüküm verilmiştir. O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu mesaha tashihi davası ile miktarı artırılan 9.9.1996 tarih 11 sayılı tapu kaydının haritası getirtilmeli, bu kaydın dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan tapu kaydı dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve tapu kayıtlarının kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman fen bilirkişisi ile tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada taraf tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, tapu kaydının dayanağı harita ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek haritalar çakıştırılarak yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, harita yerine uygulanmıyor ise kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, öte yandan dosya içerisinde bulunan Ovacık Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/32-2001/64 E.K, 2003/161-31 (önceki esası 1995/9-2002/57 E.K) E.K sayılı el atmanın önlenmesi ve tescil davasının aynı yöntemle kapsamı belirlenmeli, bu ilamların taraflar arasında kesin hüküm veya güçlü delil niteliğinde olup olmadığı tartışılmalı, bu davanın dava konusu taşınmaza ait olduğunun belirlenmesi halinde hükmün taraflara tebliği ile kesinleştirilmesi sağlanmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişilerden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13 ve 20. maddesi hükümleri eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi dava konusu olmayan 172 ada 2 parsel sayılı taşınmaza ait tutanak aslı ve eki belgelerin olağan usule göre tespitinin kesinleştirilmesi için Kadastro Müdürlüğüne iade edilmesi gerekirken taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde tescil hükmü kurulması isabetsiz, davacı ...'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 01.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.