11. Hukuk Dairesi 2010/7593 E. , 2012/134 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVALILAR : 1-... Vekili : Av. ... 2-... Vekili : Av. ... 3- Axa Oyak Sigorta A.Ş Vekili : Av. ...
Taraflar arasında görülen davada Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/03/2010 tarih ve 2009/271-2010/73 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan sigortacı nezdinde kasko sigortalı olan aracının diğer davalıların maliki ve sürücüsü olan araçların neden olduğu kazada hasarlandığını, sigortacıdan hasarın tamamının, diğer davalılardan ise kusurları oranında müteselsilen tazmini için bu davayı açtıklarını ileri sürerek, 5.906.500.000 liranın davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, primin olaydan sonra yatırıldığını, bu nedenle poliçenin kendiliğinden hükümsüz kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar vekilleri, davanın ayrı ayrı reddini istemişlerdir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, davacının aracındaki hasar miktarının 5.231,50 TL olduğu, davalıların kusur oranına göre zararın tahsili gerektiği gerekçesiyle, 3.923,62 TL’nın (davalı ... AŞ. yönünden 3.900, davalı ... yönünden 2.615,75, davalı ... yönünden 1.307,87 TL) olmak üzere davalılardan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, trafik kazası sonucu meydana gelen hasar bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte olan HUMK.nun 382 ve devamı ile inceleme tarihinde yürürlüğe giren HMK’nun 294 ve sonraki maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir. .../...
2010/7593 2012/134 S.2
Somut olayda, mahkemece kısa kararda “ açılan davanın birden fazla tahsilata yer vermeyecek şekilde Axa Sigorta AŞ. yönünden 5.231,50 TL üzerinden, ... ve ... yönünden toplam 3.923,62 TL üzerinden (... 2.615,75 TL, ... 1.350,87 TL olmak üzere) kabulüne “ denilmiş, gerekçeli kararda ise “ tazminat 3.923,62 TL’nın davalı ... AŞ. 3.900, ... 2.615,75 TL, ... için 1.307,87 TL olmak üzere” davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu durum karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmaması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
19/01/2012 KLY