7. Hukuk Dairesi 2011/4188 E. , 2011/5927 K.
"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 27.09.2011 günü belirlenen saatte temyiz eden ... Dep.Petrol Ür.Ltd.Şti. vekili Av.... ve aleyhine temyiz istenilen ASKİ Genel Müdürlüğü vekili Av.... geldi. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan sözlü tarafların açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan yargılama usul hükümlerine uygun düşmemiştir. HUMK.un 73. maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel hukuk kuralına göre, hâkim tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Somut olaya gelince, mahkemece dosyanın işlemden kaldırılması kararı verilmesinden sonra davacı tarafından verilen yenileme dilekçesi, davalı vekilinin 27.08.2010 tarihli dilekçesinde bildirdiği son adresine tebliğe çıkartılması gerekirken, davacı vekilinin dosyada bulunan ilk adresine tebliğe çıkartılmış, tebliğ edilmeden iade edilmiş, taraf teşkili sağlanmadan karar verilmiştir. Hal böyle olunca, yenileme dilekçesinin davalı vekilinin son adresine tebliğe çıkartılması, davalı tarafın savunması alınıp delilleri toplandıktan sonra bir hüküm verilmesi gerekirken, savunma ... kısıtlanarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalının temyiz itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir. 2-Kabule göre de, tarafların hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. ASKİ Genel Müdürlüğünce yayınlanan “Tarifeler Yönetmeliği” nin 23. maddesi hükmünde, su abonesi olmayan fakat kanalizasyondan yararlanan işyerleri su tüketip kirleteceklerinden atık su bedeline esas olarak; işyerinde çalışan insan sayısı ve işyerinin özellikleri ile emsal işyerlerinin su tüketimleri dikkate alınarak tüketecekleri su miktarı bulunarak, yürürlükteki tarifeye göre tahakkuk ve tahsilatı yapılacağı açıklanmıştır. Dosya içeriğinden, davacının “... Mah. ... Cad.No:6 ...” adresinde oto yıkama faaliyetinde bulunulan işyerinde aboneliği olmadan davalının kaçak kuyu suyu kullanıldığından bahisle 07.10.2008 günlü kaçak su tutanağını düzenlediği, buna dayanarak kaçak atık su bedeli tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Davalı ise, aynı yere ilişkin davacı tarafından 20.02.2008 tarihli kaçak su tutanağı düzenlendiğini, mükerrer atık su bedeli tahakkuk ettirildiğini savunmuştur. Mahkemece mahallinde keşif yapılmadan bilgisine başvurulan bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, 20.02.2008 tarihli kaçak su tutanağının “... Mah. ... Cad.No:9 ...” adresine ait olduğu, dava konusu tutanakla aynı yere ilişkin olmadığı, bu nedenle mükerrer atık su tahakkukundan bahsedilemeyeceği açıklanmış, davacı tarafından tahakkuka esas alınan aylık ortalama su tüketim miktarının uygun olduğu belirtilerek kaçak atık su bedeli hesaplanmış ve bu rapora dayanılarak hüküm kurulmuştur. Davada sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle dava konusu kaçak tutanağı ile 20.02.2008 tarihli kaçak su tutanağının aynı yere ilişkin olup olmağının, davalının aynı yerde başka bir işyerinin daha bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir. Kaçak su bedelinin yukarıda açıklanan yönetmelikteki yönteme göre, kullanan birimin türü ve niteliklerine ile çalışan kişi sayısına göre belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki, mahkemece tutanağa konu işyerinde keşif yapılmamış, işyerinin büyüklüğü, çalışan personel sayısı ve üretimde suyun rolü, emsal işyeri tüketimleri araştırılmamış, yönetmelikte, yıkama yerlerinde aylık 250 metreküp su tüketileceği belirtildiği gerekçesiyle, sadece bu miktarı esas alarak, yetersiz bilirkişi raporu hükme dayanak yapılmıştır. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular göz önüne alınarak, mahkemece öncelikle, taraflardan dava konusu kaçak tutanağı ile 20.02.2008 tarihli kaçak su tutanağının aynı yere ilişkin olup olmadığı konusunda varsa başkaca delilleri sorulup saptanması, gösterecekleri delillerin toplanması, gerekirse davalının aynı yerde başka işyerinin bulunup bulunmadığı Ticaret Sicil Müdürlüğü, Vergi Dairesi Müdürlüğü, Ticaret Odası ve ilgili diğer kurumlardan sorulması, zabıta aracılığıyla da bu hususun araştırılması, dosyanın yeniden önceki bilirkişiye verilmesi, mahallinde bilirkişi eşliğinde keşif yapılması, davalıya ait işyeri kayıtları incelenerek işyerinin büyüklüğü ve çalışan personel sayısı gibi unsurlar dikkate alınmak suretiyle işyerinde kullanılan aylık ortalama atık su miktarının ve davacının tahsilini istemekte haklı olduğu atık su bedelinin hesaplanması konusunda ek rapor alınması ve sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ :Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde taraflara iadesine, Yargıtay duruşmasında kendilerini vekille temsil ettiren taraflar yararına ayrı ayrı takdir ve tespit olunan 825,00’şer TL vekalet ücretinin taraflardan alınarak karşı tarafa verilmesine, 11.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.