Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

7. Hukuk Dairesi 2010/8018 E. 2011/6350 K.

Yargıtay 2011-10-25 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

7. Hukuk Dairesi 2010/8018 E. , 2011/6350 K.

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve katılan davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 150 ada 36 parsel sayılı 600.260,47 m² yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliği ile sınırlandırılmış, 150 ada 4 parsel sayılı taşınmaz davalı olduğundan bahisle malik hanesi açık bırakılmıştır. Kadastro tespitinden önce davacılar ... ve ... ...’in Hazine ve ... aleyhine açtığı tescil davasının yargılaması sırasında ... ve ... miras yoluyla gelen hakka, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davaya katılmış, dava görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Davacı ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 150 ada 36 parsel sayılı taşınmazın bir bölümüne yönelik ayrı dava açmış, dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sırasında 150 ada 4 parsel sayılı taşınmazın dava konusu olmadığı gerekçesiyle tutanak aslı Kadastro Müdürlüğüne iade edilmiştir. Mahkemece, davacı ... ve ... ...’in davasının kısmen kabul, kısmen reddine, 150 ada 36 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile uzman bilirkişilerin 18.06.2010 havale tarihli rapor ve krokisinde (A1) ile işaretlenen 5500 m² yüzölçümündeki bölümünün ayrı bir parsel numarası verilerek 1/2 hisse ile davacılar adına, asli müdahiller ... ve ...’ın davasının reddine, davacı ...’ın davasının kısmen kabul, kısmen reddine, uzman bilirkişilerin yukarıda anılan rapor ve krokisinde (C) harfi ile işaretledikleri 16329,03 m² yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün ayrı bir parsel numarası verilerek davacı ..., (A1) ve (C) harfleri ile işaretlenen taşınmaz bölümleri çıktıktan sonra geriye kalan 578.431,44 m² yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün mera niteliği ile sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine ve davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava ve temyize konu 150 ada 36 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişilerin 18.06.2010 havale tarihli rapor ve krokisinde (A1) ile işaretlenen bölümü üzerinde davacı ... ve ... ..., (C) harfi ile işaretlenen bölümü üzerinde davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemece varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Davaya konu 105 ada 36 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olduğu, katılan davacılar ... ve ...'ın tutunduğu Mayıs 1296 tarih, 130 sayılı tapu kaydı ile 1937 tarih 635 sayılı tahrir kaydının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, yine davacı ... ve ... ...’in dayandığı 1937 tarihli vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, mahkemece yapılan keşif uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. 105 ada 36 parsel sayılı taşınmazın tespitinde bir kayıt ve belge esas alınmamıştır. Taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği belirlenmiştir. Dava konusu 150 ada 36 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişilerin 18.06.2010 havale tarihli rapor ve krokisinde (A1) ve (C) harfleri ile işaretlenen taşınmaz bölümleri ile sınırlarını oluşturan 150 ada 36 parsel sayılı taşınmaz kesimi arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay bir sınır yeri bulunmamaktadır. Kaldı ki, bu nitelikteki taşınmazlar üzerindeki dere, tepe, hendek, çukur gibi doğal ve yapay sınır yerlerinin bulunması da mümkündür. Hal böyle olunca dava ve temyize konu taşınmaz bölümlerinin sınırlarını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen, dava ve temyize konu olmayan kesimine el atılarak kazanıldığının ve onun bir bölümünü oluşturduğunun kabulü gerekir. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Öte yandan kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Hal böyle olunca hükme dayanak yapılan uzman ziraatçi bilirkişinin dava ve temyize konu taşınmaz kesimlerinin mera olmadığı yolundaki raporunun da yasal bir dayanağı bulunmadığının kabulü gerekir. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davaların tümden reddine, dava ve temyize konu taşınmazın (A1) ve (C) harfleri ile gösterilen kesimlerinin de 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 25.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.