6. Hukuk Dairesi 2011/5612 E. , 2011/8064 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR TARİHİ :31.12.2009 Birleşen İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/3 Esas-2008-84 Karar Sayılı Dosyada
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davalı vekilinin eylemli kullanma savunmasına ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu payın ilişkin bulunduğu 8 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olup, aynı taşınmazın paydaşlarından ... ...’nin payını davalıya sattığını bu konuda davacıya bir bildirimin yapılmadığını, önalım haklarını kullanmak istediklerini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, davayı kabul etmediklerini, dava konusu taşınmazda satıcının kullanmış olduğu evin satın alındığını ve fiili taksim olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir, eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir. 2011/5612 - 2011/8064 Olayımıza gelince; önalım hakkına konu payın bulunduğu dava konusu 8186 ada 8 parsel sayılı 540 m2 arsa vasıflı taşınmazın evveliyatı 43 ada 7 parsel ½ şer pay olarak ... , ...adına ve 43 ada 8 parsel sayılı taşınmaz ½ şer pay olarak yine ... ve ... adına, 43 ada 16 parsel tam hisse olarak ... adına ve 43 ada 17 parsel sayılı taşınmaz ise tam hisse olarak ... adına kayıtlı iken yörede yapılan imar uygulaması ile 39/540 hissesi ..., 38/540 hissesi ..., 377/1080 hissesi aynı kişi ... 377/1080 hissesi yine ... ve 49/540 hissesi ... ile 37/540 hissesi ... adına tescil edilmiştir. Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan V ile gösterilen ev ..., Y ile gösterilen ev ... Yetime, Z ile gösterilen ev ise ...’a ait olduğu tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh edilmiş olup evler tapu kaydının ekindeki röleve krokisinde de gösterilmiştir. ...'in talebi ile kendine ait eve 10/10/2006 tarihinde tapu kaydından terkin edilmiştir. Dava konusu taşınmazdaki önalıma konu hisse ... tarafından ...’e satılmış, onun tarafından da davalı ...’ye satılmıştır. Davalının taşınmazın paydaşlarınca fiilen taksim edildiği savunması üzerine mahkemece yerinde yapılan keşif sonrasında bilirkişilerce düzenlenen 28.9.2009 havale tarihli raporda, dava konusu taşınmazda evlerin bulunduğu belirtilmiş ve keşif mahalline ilişkin fotoğraf eklenmiştir. Eklenen fotoğrafta görülen evlerden hangisini kim tarafından kullanıldığı anlaşılamadığı gibi taşınmazın sınırları ve evlerin bu taşınmazlarda olup olmadığı da anlaşılamamaktadır. Bu nedenle mahkemece mahallinde uzman bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılarak kadastro tespit tutanakları ve tespit tutanaklarından sonra oluşan tapu kayıtları ve imar parselinin hep birlikte değerlendirilerek beyanlar hanesinde ... adına kayıtlı evin, imar parseli öncesindeki tapu kayıtlarında bahsi geçen evlerden biri olup olmadığı ve bu evin kim tarafından kullanıldığı, imar öncesi tapu kayıtları üzerindeki evlerin kimlere ait olduğunun ve zeminde bulunan evlerin kimler tarafından kullanıldığının tek tek tespit edilerek denetime elverişli bilirkişi raporu alınması, evlerin yerlerini gösterir kroki çizdirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarda açıklanan nedenle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.