Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

6. Hukuk Dairesi 2011/9518 E. 2011/13725 K.

Yargıtay 2011-12-05 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

6. Hukuk Dairesi 2011/9518 E. , 2011/13725 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkı nedeniyle davalıya satılan payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, satılan payın iptaline, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaş olduğu 3927 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından ...'ün 7/32 payını davalıya 21.06.2010 tarihinde 35.000- TL bedelle sattığını, satış bedelinin yüksek gösterildiğini, gerçek değerin 12.000-TL olduğunu, ancak mahkemece belirlenecek bedel üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğini ileri sürerek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu payı gerçekte 35.000 TL bedelle satın aldığını, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan 2. kattaki dairenin ve dükkanın ...'e ait olduğunu, her paydaşın kendi payını kullandığını bu nedenle önalım hakkının kullanılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir. Olayımıza gelince; dava konusu 3927 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından ... tarafından 17/32 payının 10/32 payı uhdesinde bırakılarak 7/32 payına karşılık gelen zeminde 66 nolu dükkan olan yer 21.06.2010 tarihinde 35.000-TL bedelle davalı ...'a satılmıştır. Mahkemece, yerinde yapılan keşif sırasında davacı asil aynen “ bu taşınmaz üzerindeki 2 dükkan 1 daire benimdir. Bana ait olan daire 1.kattadır. Zeminde 3 dükkan vardır. Bana ait dükkanların kapı numarası 66/a ve 66/b'dir. Diğer 3. dükkanın numarası 66'dır. Bu 66 kapı numaralı ortadaki dükkan ile 2. kattaki daire ...'e aittir. Dava konusu noter satış sözleşmesindeki hisse satışı 66 kapı numaralı dükkan ile ilgilidir. Benim davam 66 kapı numaralı dükkanın hisse satışı konusundadır. Davalı bu dükkandaki hisseyi satın almış ve kirasını da almaktadır.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı vekili davacı asilin beyanının doğru olduğunu, davalının zeminde bulunan 66 kapı numaralı ortadaki dükkanın payını satın aldığını bildirmiştir. Keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre taşınmaz üzerinde zeminde üç dükkan ve üzerinde iki kat mevcut olduğu davaya konu edilen 7/32 payın zeminde ortada bulunan 25 m2 alanlı 66 kapı numaralı dükkana ilişkin olduğu belirtilmiştir. Davacı asil ve davalı vekili beyanınları, bilirkişi raporu ve tanık anlatımlarından taşınmazın fiili olarak paydaşlar arasında taksim edilerek her bir paydaşın kendi payını kullandığı açıkca anlaşılamaktadır. Bu durumda, uzun bir süre kendi payına isabet eden yeri fiili taksime dayalı olarak kullanan ve bu konuda uyuşmazlık çıkarmayan davacının, önalım hakkını kullanmakta iyi niyetli olmadığının kabulü gerekir. Mahkemece davalı taşınmazın fiili taksim edildiği hususu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.