Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

7. Hukuk Dairesi 2010/3050 E. 2011/2716 K.

Yargıtay 2011-04-22 Yüksek mahkeme 1 karar bu kararı anmış
Bu kararla araştırma hazırlayın

7. Hukuk Dairesi 2010/3050 E. , 2011/2716 K.

"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 482 parsel sayılı 42840 m2 yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacılar ..., ... ve ... miras yoluyla gelen hakka, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın bir bölümüne dava açmışlardır. Yargılama sırasında Hazine taşınmazın mera olduğunu, tescile tabi olmadığını mera niteliğiyle tescil harici bırakılması gerektiğini öne sürerek davaya katılmıştır. Mahkemece davacıların davalarının reddine, katılan Hazine yönünden mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, dava konusu taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ... mirasçıları olan ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece 3402 sayılı Yasanın 36.maddesi hükmüne dayanılarak davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Mahkemece ilk olarak 22.6.1992 tarihinde keşif yapıldığı, keşif giderlerinin davacılar tarafından karşılandığı, uyuşmazlığın niteliği gereği komşu köyden yerel bilirkişi dinlenilmediği için 2.kez keşif kararı verildiği, bu konuda davacılar vekiline keşif giderlerinin yatırılması için kesin süreli ihtarlı davetiye tebliğ edildiği belirlenmiştir. Öncelikle 2.kez verilen keşif giderlerinden davanın tarafları sorumlu değildir. Bu giderin ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanması yasal zorunluluktur. Kaldı ki davacılardan ...'in 1993, ...'un 1983 tarihinde öldüğü, ölümle vekalet ilişkisinin sona erdiği gözardı edilerek kesin süreli davetiyenin usule aykırı şekilde 4.7.1994 tarihinde vekil Avukat ...'na tebliğ edildiği, ölü davacılar açısından yapılan tebligatın da geçersiz olduğu görülmektedir. Öte yandan, kural olarak öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davada taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. Davacılar ...'in 1993, ...'un 1983 tarihinde öldükleri dikkate alındığında mirasçılarına duruşma günü tebliğ edilmediği gibi varsa delilleri de sorulup toplanmamış, taraf koşulu gerçekleştirilmeden hüküm verilmiştir. Taraf koşulu gerçekleştirilmeden hüküm verilemez. O halde mahkemece öncelikle davacılar ... ve ...'un mirasçılarına duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmeli, bu şekilde taraf koşulu gerçekleştirildikten sonra davanın esasına girilmeli, taraflardan varsa delilleri de sorulup saptanmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir. Mahkemece taraf koşulu sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi 3402 sayılı Yasanın 26/D bendi hükmü gereğince açılmış olan davaya katılma imkanı bulunduğundan katılan davacı Hazine yönünden görevsizlik kararı verilmiş olması dahi isabetsiz, davacılar ... ve arkadaşlarının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 22.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.