11. Ceza Dairesi 2009/5462 E. , 2011/1131 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Beraatlerine ilişkin
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.02.2007 gün, 46/39 ve 29.05.2007 gün, 114/113 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, mahkemece 5271 Sayılı CMUK. nun 232/6 maddesi uyarınca başvurulması olanaklı yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu halde, mahkemece verilen 28.06.2006 tarihli beraat kararında “yasa yolu ve temyiz süresinin ne zaman başlayacağının” açıkça gösterilmemesi nedeniyle katılanın öğrenme üzerine verdiği 27.07.2006 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü gerektiği cihetle; 15.08.2006 tarihli temyizin reddi kararı kaldırılarak 28.06.2006 tarihli beraat hükmü incelenerek gereği görüşüldü: Katılanın, aracını sanık ...’ya 5.400 TL’ye satmak üzere anlaştığı, aracın satım bedelini almadan satış yetkisini noterden sanık ...’ya verdiği, sanık ...’nın ise bu aracı noterden ablası olan sanık ...’a sattığı halde, sanıkların katılana yalanlar söyleyerek hile ile dolandırıp parasını vermediklerinden bahisle cezalandırılmaları için açılan kamu davasında, sanıklar savunmalarında, suçlamayı kabul etmeyip parayı katılana verdiklerini belirtmişler, katılan ise şikayet dilekçesi ve aşamalardaki ifadelerinde, Aksaray oto pazarında aracını satmak üzere anlaştığı sanık ...’ya aracı teslim edip parayı almak için yanında ... olduğu halde Nevşehir’e gittiğini, Nevşehir girişinde buluşup parayı almak üzere bu sanığın evine gittiklerinde para eksik olduğundan tamamlayana kadar yeğeni olan sanık ... ile notere giderek vekaletname verilmesini söylemesi nedeniyle bu işlemleri bitirip bir an önce Aksaray’a dönmek için Nevşehir 3.Noterliğinde 19.12.2005 gün ve 6359 nolu vekaletnamesi ile sanık ...’a araç satış yetkisi verdiğini, ancak parayı almaması nedeniyle düzenlettirdiği vekaletnameyi kendisinde muhafaza edip sanık ...’a vermediğini, daha sonra eve gittiklerinde sanık ...’in parayı denkleştiremediklerini söyleyip paranın birazını verip gerisi için senet verme teklifini kabul etmediğini, aracın anahtarını ve ruhsatını daha önce istediklerinde vermediğini, ancak uzak bir yerden para bulmak bahanesiyle anahtar ve ruhsatı alıp her üç sanığın birlikte evden ayrıldıktan sonra vekaletnamenin suretini noterden çıkartarak aracı sanık ...’ın üzerine devrettiklerini, Evde ...isimli bir kişiyle sanıkların dönüşünü beklediklerini, mesai bitimine kadar evde bu şekilde oyaladıklarını, sanıklar Menderes ve Yadigar’ın bir süre sonra eve gelip sanık ...’ın ehliyeti olmadığı için aracın bağlandığını söylemeleri üzerine aracı kurtarmaya gittiği karakolda böyle bir aracın bağlanmadığını öğrenince C.Savcılığına başvurup aracın emniyetten devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı koydurduğunu belirttiği,katılanın iddiasına paralel anlatımda bulunan tanık ...’in sanıkların aracı aldıkları halde parasını vermediklerini beyan etmesi, katılanın Nevşehir 3.Noterliğinde düzenlenen 19.12.2005 gün ve 6359 nolu vekaletnamenin aslını araç satış bedelini almadan sanıklara vermemesi üzerine değişik söylemlerde bulunan sanıkların satışı yapılan araç ve ruhsatını ele geçirerek evden ayrılıp, aynı noterden vekaletnamenin 19.12.2005 gün ve 6383 sayılı suretini çıkardıktan sonra aynı gün saat 16.55’de Nevşehir 4.Noterliğinde tanzim olunan 19.12.2005 gün ve 7428 nolu “araç kati satış sözleşmesi” ile sanık ...’nın sanık ...’a satışını yapmaları olgusunun iddiayı desteklediği, sanık ...’ın 22.12.2005 tarihli beyanındaki “19.12.2005 günü akrabaları nezarete düştüğü için kimliği olmaması nedeniyle kardeşi Fırat adına satış yetkisini içeren vekaletname aldığını, daha sonra kimliğine kavuştuktan sonra sanık ...’ın aracı noterden kendisine devrettiğini” savunmasının inandırıcı ve olağan hayat akışına uygun bulunmadığı, aracın devrini aynı gün almasını gerektiren zorunlu bir neden bulunmadığı dikkate alınarak, katılanın müracaatı nedeniyle C.Savcılığının 21.12.2005 tarihli yazısı doğrultusunda Trafik Tescil Şube Müdürlüğünde aracın devrinin durdurulmasından sonra sanıklar tarafından bu ihtiyati tedbir kararının kaldırılması için herhangi bir girişimde bulunulup bulunulmadığı araştırılıp toplanan delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesinden sonra sanıkların suç kastının sübutu halinde başlangıçtan beri önceden planlayıp gerçekleştirilen yoğun ve ustaca sergilenen nitelikli yalan ile hile boyutuna ulaşan davranışlarla kendilerine haksız çıkar sağlanması nedeniyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi yerine eksik soruşturmayla taraflar arasındaki satım sözleşmesinin hukuki uyuşmazlık niteliğinde olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi, Yasaya aykırı, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.