T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/709 Esas - 2026/408 Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/709 Esas KARAR NO : 2026/408
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/08/2025 KARAR TARİHİ : 10/06/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin “NST2024000000537 Fatura Numaralı 20.12.2024 tarihli 363.330,86 TL bedelli, ve “NST2025000000163 fatura numaralı 30.04 2025 Tarihli 41.883,65 TL bedelli faturalardan kaynaklanan alacakların tahsili için davalı aleyhine ... 7.Genel İcra Dairesi'nin 2025/40151 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, gönderilen ödeme emrine davalı borçlunun itiraz ettiğini belirterek davanın kabulunü, borçlunun itirazının iptalini, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davaya konu NST2024000000537 Fatura Numaralı 20.12.2024 Tarihli 363.330,85 TL bedelli fatura talebi yönünden davacı tarafın haksız olduğunu, davalı müvekkili ile davacı arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşmeden bahsedilmediğini ve akabinde buna dair delil sunulmadığını, faturaya konu malların teslim edildiğine dair herhangi bir belge sunulmadığını, işbu faturanın müvekkili şirkete usulüne uygun tebliğ edildiğinin ve yasal itiraz süresinin dolup dolmadığının muallak olduğunu, bu sebeple faturanın ve içeriğinin kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek davanın reddini ve davacının alacağının % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dosya bilirkişiye tevdi olunmuş bilirkişi raporunda: Taraflar arasında yazılı olarak kurulmuş sözleşme, yine aynı şekilde yazılı olarak kurulmuş cari hesap sözleşmesi dosya içeriğinde bulunmadığı, her ne kadar davalı taraf ticari defterleri incelenmiş olsa da davacı taraf ticari defterleri ile tarafların bağlı bulundukları vergi dairesi kayıtlarından ve davalı tarafından yapılan ödemelerden taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunun anlaşıldığı davacı şirket 2024 - 2025 yılında Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu Vergi Usul Kanunu Uygulaması Genel Tebliğlerinde belirlenen usul ve kayıt sistemine uygun olarak yasal defter ve kayıtlarının tutmuş olduğu, ticari defterlerin tasdik işlemlerinin yasal usul ve esaslara uygun olduğu, davalı taraf ticari defter kayıtlarının incelenemediği, davacı tarafın 20/12/2024 tarihinde düzenlenmiş olan fatura TL cinsinden düzenlenmiş olup takibinin de TL cinsinden devam etmesi gerektiği değerlendirildiği, keza fatura üzerinde vadesinde ödenmeyen alacaklar için aylık % 6 oranında vade farkı hesaplanacağı yazılı oyup kur farkına ilişkin herhangi bir belge not vs dosya içeriğinde bulunmadığı, bu bakımdan davacı şirketin vade tarihi olan 18/02/2025 tarihinde davalı şirketten 181.665,43 TL alacaklı olduğu kur farkı faturası tarihi baz alındığında 2,5 ay gecikme söz konusu olduğu, buna göre 181.665,43 TL alacak için (6+6+3) = %15 vade farkı uygulanması gerekmekte olup (181.665,43x0,15)=32.669,78 TL vade farkından dolayı alacaklı olacağı bildirilmiştir Davacı taraf taraflar arasında faturadan kaynaklı alacağının ödenmediğini iddia etmektedir. Davacı defterlerinin incelenmesinde sahibi lehine delil vasfı taşıyan davacı yasal defter kayıtlarına göre davacının davalıya konaklama hizmeti verdiği bedeli faturalandırdığı, davalının bir kısım ödeme yaptığı, davacının davalıdan takip miktarınca alacaklı olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. Davalının usulüne uygun olarak defterlerini ibraz emri tebliğine rağmen defterlerini ibraz etmediğinden incelemesi yapılamamıştır. ... 15. Hukuk Dairesi 13.06.2017 tarih 2016/2310 E ve 2017/2537 K sayılı ilamında ticari defterlerin sunulmaması hususunu şu saptamalarla değerlendirmiştir ; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." (Aynı yönde ... 19. Hukuk Dairesi 20.06.2017 tarih 2016/9523 E ve 2017/5233 K sayılı ilamı, ... 11. Hukuk Dairesi 24.01.2018 tarih 2016/6668 E ve 2018/635 K sayılı ilamı, ... 11. Hukuk Dairesi 08.01.2018 tarih 2016/12814 E ve 2018/50 K sayılı ilamı) Somut olaya gelince davacının defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfını taşıdığı, davalı tarafın ticari defterlerini ibraz emrine rağmen ibraz etmediği, bilirkişi raporunda davalının defterlerinin ibraz edilmediğinin bildirildiği, mahkememizce davalıya son kez süre verilerek ticari defterlerinin yerinin bildirmesi ve 3.000 TL delil avansı yatırması için süre verildiği, davalı vekilince davalı şirket temsilcisinin yoğun bakımda olduğundan bahisle beyan dilekçesi sunulmuş ise de, hastane ile yapılan yazışmada şirket yetkilisinin 19/04/2026-29/04/2026 tarihleri arasında hastanede yatan hasta konumunda olduğunun bildirildiği, duruşma tarihinin 10/06/2026 olduğu gözetildiğinde duruşma gün ve saatine kadar gider avansı yatırılmadığı gibi ticari defterlerin yerinin de bildirilmediği, bu haliyle ticari defterlerin ibrazından kaçınılmış sayıldığı anlaşılmıştır. Yukarıda ... 15. Hukuk Dairesi ilamında ayrıntılı izahı yapılmış olduğu üzere tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan davalı, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, davacı defterindeki kayıtlara uygunluğu mahkememizce kabul edildiğinden bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere 223.549,08 TL alacaklı olduğu, davacı tarafça ... 7. Genel İcra Müdürlüğünde 223.549,07 TL asıl alacak ve 29.635,61 TL faiz olmak üzere toplam 253.184,68 TL üzerinden takip başlatıldığı, mahkememizde dava açarken ise 223.549,07 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptalinin istenildiği görülmekle davanın kabulü ile 223.549,07 TL asıl alacak yönünden yapılan itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. Bu nedenle davalının davaya konu alacağı sabit görüldüğünden davanın kabulüne, itirazın iptaline ve alacak likit olduğundan davacı yararına icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş, aşağıdaki şekild hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın KABULÜ İLE; -Davalının ... 7. Genel İcra Dairesi Müdürlüğünün 2025/40151 Esas nolu dosyasına yapmış olduğu itirazın 223.549,07 TL asıl alacak için İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 1. fıkrası gereğince İPTALİNE, icra takibinin 223.549,07 TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmek suretiyle DEVAMINA, -Hükmolunan asıl alacağın % 20'si oranında hesaplanan 44.709,81 TL icra inkar tazminatının İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 2. fıkrası gereğince davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 15.270,63 TL harçtan peşin alınan 2.551,74 TL peşin harcın mahsubu ile eksik alınan 12.718,89 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi uyarınca takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 2.551,74 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 102,90 TL posta masrafı, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti toplamı olan 6.718,30 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk bürosu tarafından yapılıp Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/06/2026 09:50:55