Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

Genel Kurul 2014/1155 E. K.

AYM 2016-06-01 Genel Kurul
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

GENEL KURUL

EDNAN ŞENTÜRK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/1155)

Karar Tarihi: 1/6/2016

R.G. Tarih ve Sayı: 15/7/2016-29771

GENEL KURUL

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun devamına ilişkin kararlar ile tahliye

taleplerine ilişkin kararların gerekçesiz olduğu, tutukluluğa itiraz

incelemesinde duruşma yapılmadığı ve Cumhuriyet savcısı görüşünün tebliğ

edilmediği, bu nedenlerle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/1/2014 tarihinde İstanbul

9. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/3/2014

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 12/6/2014

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 13/8/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 13/8/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 17/9/2014

tarihinde ibraz etmiştir.

7. Birinci Bölüm tarafından 18/5/2016

tarihinde yapılan toplantıda, Anayasa'nın 19. maddesinde düzenlenmiş olan kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkının usule ilişkin güvencelerinin hükümden sonra

devam edip etmeyeceğinin belirlenmesi amacıyla başvurunun Genel Kurul

tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca

görüşülmek üzere Genel Kurula sevkine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu cinsel saldırı suçlamasıyla 22/12/2011

tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlilerinceyakalanıp

gözaltına alınmış, kolluk ve savcılıktaki işlemlerden sonra nitelikli cinsel

saldırı suçunu işlediği şüphesi

ve tutuklama talebiyle sevk edildiği Üsküdar 3. Sulh Ceza Mahkemesince

23/12/2011 tarihinde "üzerine atılı

nitelikli cinsel saldırısuçundan, aleyhine kuvvetli

suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, kaçması saklanması

kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, suçun CMK 100/3

maddesinde yazılı suçlardan olması" gerekçesiyletutuklanmıştır.

10. Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığının 3/2/2012

tarihli ve E.2012/84 sayılı iddianamesi ile başvurucu hakkında nitelikli cinsel

saldırı, şantaj, cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun

kılma, özel hayatın gizliliğini ihlal etme suçlarından cezalandırılması

istemiyle Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

11. Söz konusu iddianame şöyledir:

"...İddia, şüpheli

savunması,23/12/2011 tarihinde mahkeme kararıylaevinde yapılan aramada ele geçen dizüstü

bilgisayar üzerinde geri getirilen silinmiş görüntülerin incelemesi sonucu düzenlenenayrıntılıteknik analiz ve inceleme raporu ile

tespit edilen görüntülerin kaydedildiğiemanetin

2012/480 sırasında kayıtlı hard diskin incelenmesinde, şüpheli tarafından

şikayetçinin karşı çıkmasına rağmençekilen çıplak

görüntülerinin bulunması, yine şüpheli tarafından ilişki sonrası çıplak

görüntüleri çekilirken tehdit ve hakareteuğrayan açık

kimliği tespit edilemeyen genç bir kadına ait görüntüler ile pek çok kızve kadınla görüntülerinikaydettiğisohbetlerinde,

şüpheliningenelde Serdar adını kullanması, kendisini

bazen jinekolog, bazen anestezi uzmanı olarak tanıtıp görüştüğü kadınların

güvenlerini sağladıktan sonra lafı döndürüp dolaştırıp cinselliğe getirdiğinin

açıkça anlaşılması, iş yerinde soyunma odasına koyduğu gizli kamera ile

kaydettiği görüntüler birlikte değerlendirildiğinde,

Şüphelinin (...) cezalandırılmasına, .... karar verilmesi kamu adına talep edilmiş[tir]."

12. Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesi 6/2/2012

tarihinde tensiben yaptığı incelemede "yükletilen suçun niteliğine, delil durumuna ve

tutuklama gününe" göre başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına, tutukluluğun 5/3/2012 tarihinde gözden geçirilmesine ve duruşmanın

4/4/2012 tarihine bırakılmasına karar vermiştir.

13. Duruşmanın 4/4/2012 tarihli birinci celsesinde "...müsnet suçun niteliği, delil durumu, kuvvetli suç şüphesini

gösteren somut olguların varlığı ve CMK.nun

100/3-a, 5. maddesinde tutuklamayı gerektiren katalog suçlardan olması" gerekçesiyle

başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Aynı celsede Cumhuriyet

Savcılığının mütalaası üzerine başvurucu tarafından süre talep edilmiş,

Mahkemece bu doğrultuda başvurucuya savunma yapmak üzere süre verilmiştir.

14. Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesinceyapılan

duruşmanın 26/4/2012 tarihli ikinci celsesinde "...müsnet suçun niteliği,

delil durumu, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut olguların varlığı ve CMK.nun 100/3-a, 5. maddesinde

tutuklamayı gerektiren katalog suçlardan olması" gerekçesiyle

başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Mahkeme aynı celsede, mağdurenin cinsel istismar nedeniyle 26/9/2004

tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102. maddesinin (2) numaralı

fıkrası kapsamında kişinin beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığının

tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına karar vermiştir.

15. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinceyapılan

duruşmasının 21/2/2013 tarihli yedinci celsesinde

başvurucunun tahliye talebi "... üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetine, mevcut delil durumuna, atılı suç için

kanunda öngörülen ceza süresine, kaçma şüphesinin bulunmasına binaen ve adli

kontrol kararı da yetersiz kalacağı" gerekçesiyle reddedilmiş

ve tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Bu celseye kadar Mahkemece

savunma tanığı dinlenmiş, savunma tarafından istenen deliller toplanmış ve mağdurenin raporunun sonucu beklenmiştir.

16. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan

duruşmanın 10/7/2013 tarihli on birinci celsesinde başvurucununtahliye talebi "... üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetine, mevcut delil durumuna, atılı suç için

kanunda öngörülen ceza süresine, kaçma şüphesinin bulunmasına binaen ve adli

kontrol kararı da yetersiz kalacağı" gerekçesiyle reddedilmiş,

aynı celsede başvurucunun müdafiinin mazeretinin

kabulüne ve mağdurenin raporunun beklenmesine karar

verilmiştir.

17. 4/9/2013 tarihli on ikinci celsede başvurucununtahliye talebi "... üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetine, mevcut delil durumuna, atılı suç için

kanunda öngörülen ceza süresine, kaçma şüphesinin bulunmasına binaen ve adli

kontrol kararı da yetersiz kalacağı" gerekçesiyle reddedilmiş

ve aynı celsede mağdurenin raporunun akıbetinin

sorulması içinAdli Tıp Kurumuna müzekkere

yazılmıştır.

18. Mağdurenin raporunun gelmesi

üzerine İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesince19/12/2013 tarihinde yapılan

on dördüncü celsede başvurucu ile müdafiinin hazır

bulunduğu duruşmada cinsel saldırı, hürriyeti tahdit,

şantaj suçlarını işlediği ve özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği gerekçesiyle

başvurucunun toplam 14 yıl 6 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına;

hükmolunan ceza miktarı, tutuklulukta geçen süre ve kaçma şüphesi gerekçe

gösterilerek tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

19. Başvurucu, tutukluluk hâlinin devamına dair karara karşı

İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yoluna başvurmuş; Mahkemece

Cumhuriyet savcısının yazılı mütalaası da alındıktan sonra duruşma

yapılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme ile Cumhuriyet savcısının yazılı

mütalaasına uygun olarak itirazın reddine karar verilmiştir.

20. Bu karar başvurucu vekiline 9/1/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucu 20/1/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

22. Mahkûmiyet kararına karşı başvurucu tarafından 19/12/2013 tarihinde temyiz yoluna başvurulmuştur. Temyiz

incelemesi sonunda Yargıtay 14. Ceza Dairesi 10/3/2015

tarihli kararıyla İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesince nitelikli cinsel

saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve şantaj suçlarından kurulan

hükümleri onamış; kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan kurulan hüküm

yönünden ise bozma kararı vermiştir.

B. İlgili Hukuk

23. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya

sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen

ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı

verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni

var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarındakuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda

kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanununda yer alan;

…

3.(Ek: 6/12/2006 –

5560/17 md.) Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde

86, fıkra 3, bent e) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde

87),

...

7. (Ek: 6/12/2006 –

5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma

(madde 148, 149),

...

(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya

hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı

verilemez.”

24. 5271 sayılı Kanun’un 104. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"(1) Soruşturma ve

kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini

isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir.

(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar,

bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel

Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 1/6/2016 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu; hükümle birlikte verilen tutukluluğa itiraz

incelemesinde itiraz merciinin duruşma yapmadan ve kendisini dinlemeden karar

verdiğini, kendisine çağrı kağıdı gönderilmediğini,

Cumhuriyet Savcılığınca verilen mütalaanın bildirilmediğini ve mütalaaya karşı

beyanlarının alınmadığını, tutukluğa itiraz incelemesinin dosya üzerinden

yapıldığını, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal

edildiğini, tutukluluk süresinin yaklaşık iki yıldır devam ettiğini,

tutuklamanın makul olmadığını, genel ve soyut gerekçelere dayanılarak

tutukluluğunun devamına karar verildiğini belirterek Anayasa’nın 19. maddesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüş ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

27. Başvurucunun genel ve soyut gerekçelere dayanılarak

tutukluluğunun devam ettiği ve tutukluluğun makul süreyi aştığı şikâyetinin

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci; tutukluluğa itiraz incelemesinde alınan Savcılık

görüşünün kendisine tebliğ edilmediği ve bu incelemenin duruşmalı yapılmadığı

yönündeki şikâyetlerinin ise ikinci ve sekizinci fıkraları kapsamında

değerlendirilmesi gerekir.

1- Kabul Edilebilirlik

Yönünden

28. Bakanlık görüşünde tutukluluğa

itiraz incelemelerinin duruşmalı yapılmasının özgürlükten mahrumiyet

hususlarında uygulanan usulün temel güvenceleri arasında yer aldığı; ancak,

tutuklu kişilerin tutukluluk süresinin uzatılması kararına karşı her itirazının

duruşmalı yapılmasının gerekmediği, Anayasa Mahkemesi kararlarında kişinin

serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla

mahkûm olduğu hâllerde mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk hâlinin de sona

erdiği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında da ilk derece

mahkemesi kararıyla mahkûm olan sanığın söz konusu mahkûmiyet kararından

sonraki tutulmasının mahkûmiyet sonrası tutulma olarak kabul edildiği vetutukluluk süresinin hesabında dikkate alınmadığı, söz konusu

başvuruda tutukluğa itiraz incelemesinin mahkûmiyet kararı sonrası dönem içinde

olduğunun dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.

29. Başvurucu, ikinci dilekçesinde Bakanlık görüşüne

katılmadığını belirtmiş ve başvuru kapsamındaki taleplerinin kabulüne karar

verilmesini talep etmiştir.

a. Mahkûmiyet

Sonrasında Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddalar

30. Başvurucu, hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı

kararına itiraz üzerine itiraz merciince Cumhuriyet savcısından alınan

mütalaanın kendisine bildirilmediğini ve itiraz merciince duruşma yapılmadan

dosya üzerinden karar verilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

“Şekil ve şartları

kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; … halleri

dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.”

32. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

“Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.”

33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

34. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu, ikinci ve üçüncü fıkralarında ise

bireylerin bu haktan şekil ve şartları kanunda gösterilen bazı istisnai

durumlarda mahrum edilebileceği kuralı yer almaktadır (Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 38). Buna göre hürriyetten yoksun bırakılma

ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan birinin

varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Hamit

Kaya, § 39). “Mahkemelerce

verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların yerine getirilmesi” amacıyla kişilerin

hürriyetinden yoksun bırakılması maddenin ikinci fıkrasında sayılan hâllerden

biridir.

35. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, her ne sebeple

olursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişiye tutuklanmasının yasallığı hakkında

süratle karar verebilecek ve tutulması kanuni değilse salıverilmesine

hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkı tanımaktadır. Anılan Anayasa ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) hükümleri esas olarak tutukluluğun

yasallığına ilişkin itiraz başvurusu üzerine bir mahkeme nezdinde yürütülmekte

olan davalardaki tahliye talepleri veya tutukluluğun uzatılması kararlarının

incelenmesi açısından bir güvence oluşturmaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:

2012/1158, 21/11/2013, § 30).

36. Tutukluluk hâline itirazda bulunulan bir davada, Cumhuriyet

savcısı ve tutuklunun davaya katılma hakkı bulunmaktadır. Ayrıca tutukluluk

hâline itiraz başvurusunda Cumhuriyet savcısı ve tutuklu arasında silahların

eşitliği ilkesinin gözetilmesi gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 76).

37. Silahların eşitliği, başvurucunun soruşturma dosyasına

ulaşabilmesine imkân verilmesini gerektiren bir ilkedir. Cumhuriyet savcısının

görüşlerine etkili bir şekilde cevap verebilme imkânı, kural olarak

başvurucunun söz konusu belgelere ulaşması hâlinde mümkün olabilir. Bu

gerekliliğin hangi şekilde yerine getirileceğini belirlemek kanun koyucuya ait

olmakla beraber tarafların, beyanların birbirlerine bildirilmesi ve bu

beyanlara cevap verebilme imkânına sahip olmaları gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 77).

38. Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla

yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin temel amacı tutukluluğun hukuka

aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin

bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarak

ilgilinin tutukluluk hâlinin devamına gerekçe olarak gösterilen hukuki

sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının yolu

açılabilecektir. Dolayısıyla belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin

edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak bireysel başvuruların -olağan

kanun yolları tüketilmek şartıyla- tutukluluk hâli devam ettiği sürece

yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 30).

39. Kişi serbest bırakılmadan yargılandığı davada ilk derece

mahkemesinin kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk

hâli sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı

olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru incelemesi

açısından tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi arasındaki esaslı

fark bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla isnat olunan

suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte

ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya ve/veya para cezasına

hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesi ve bir

tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk hâli sona ermektedir (Korcan Pulatsü, § 33).

40. Bu kapsamda bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma

durumunda tutukluluk süresinin makul olmadığı iddiasıyla yapılacak bireysel

başvurunun ilk derece yargılaması devam ederken tutukluluğun devamına karar

verilen her aşamada başvuru yolları tüketildikten sonra ve serbest bırakılma

dışında bu durumun ortadan kalktığı mahkûmiyet kararından itibaren süresi

içinde yapılması gerekir.

41. Tutukluluk süresinin belirlenmesinde bir suç isnadına bağlı

olarak tutuklulukta geçen sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp

gözaltına alındığı durumlarda bu tarih; doğrudan tutuklandığı durumlarda ise

tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı

ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66). Belirtilen tarihler arasında geçen süre

esas alınarak bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukta geçen sürenin makul

olup olmadığı değerlendirmesi yapılmaktadır. Bu süreye hükümle birlikte verilen

tutukluluğun devamına ilişkin karara itirazedildiğinde

itiraz süresinde geçen süre dâhil edilmemektedir.

42. Somut olayda başvurucu, isnat edilen suçlar nedeniyle 23/12/2011 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında

yürütülen yargılama neticesinde İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesince 19/12/2013 tarihinde mahkûmiyet hükmü kurulmuş ve hükümle

birlikte tutukluluğun devamına karar verilmiştir. Başvurucu tutukluluğun

devamına ilişkin karara itiraz etmiştir. İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza

Mahkemesince itirazın reddine karar verilmiştir. Başvurucu bu kararın 9/1/2014 tarihinde kendisine tebliğinden itibaren süresi

içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

43. Başvurucutarafından süresinde

yapılan bu başvurunun kapsamı bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma durumu

ile sınırlıdır. Zira kişi tutuklu yargılandığı davada ilk derece mahkemesinin

kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk hâli sona

erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu bir suç isnadına bağlı olarak

tutuklu olma kapsamından çıkmaktadır. Her ne kadar hükümle birlikte verilen

tutukluluğun devamına ilişkin karara itiraz edilmesi durumunda başvuru süresiitirazın sonucunun öğrenilmesinden itibaren

başlamakta isede (Hasan

Elçi, B. No: 2013/6398, 3/4/2014, § 33) bu,

sadece bireysel başvuruda bulunmak içinkabul edilen

bir kriterdir.

44. Anayasa Mahkemesi Neytullah Bayram (B. No: 2014/10339, 15/4/2015, § 44) başvurusunda

hüküm sonrasına ait kişi özgürlüğü ve güvenliğine ilişkin tutuklulukla ilgili

kararların gerekçelerinin ilgili ve yeterli olmadığı, tutukluluk konusunda

ayrımcılığa maruz kaldığı, başvuru konusu yaptığı talep ve bu talebin reddine

ilişkin incelemelerin duruşmasız yapıldığı, tutukluluk hâlinin devamına ilişkin

karara yapılan itiraz incelemesinin etkin bir şekilde yapılmadığı ve başvuruya

konu yaptığı tutukluluk incelemesine ilişkin Cumhuriyet savcısının mütalaasının

kendisine bildirilmediği gibi şikâyetleri,Anayasa'nın

19. maddesinin ikinci fıkrasındaki "mahkemelerce

verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların yerine getirilmesi"

kapsamında değerlendirmiştir.

45. Başvuru konusu olayda başvurucu, isnat edilen suçlar

nedeniyle 23/12/2011 tarihinde tutuklanmıştır.

Başvurucu hakkında yürütülen yargılama neticesinde İstanbul Anadolu 9. Ağır

Ceza Mahkemesince 19/12/2013 tarihinde mahkûmiyete ve

hükümle birlikte tutukluluğun devamına karar verilmiştir (bkz. § 18). Mahkemenin vermiş olduğu mahkûmiyet kararı

sonrasındaki bu tutma hâli, Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasındaki “mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların

yerine getirilmesi” kapsamındadır.

46. Açıklanan nedenlerle başvurucunun mahkûmiyet sonrası kişi

hürriyeti ve güvenliğine ilişkin şikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Tutukluluğun

Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia

47. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

48. Başvurucu, tutukluluğun devamına ilişkin kararların

gerekçesiz olduğunu ve iki yılı aşan bir süre boyunca tutuklu olarak

yargılandığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

49. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde

yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme

hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir.”

50. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında bir ceza

soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin, yargılamanın makul sürede

bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı

isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.

51. Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı her davanın kendi

özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Anayasanın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu

sayılamaz.” şeklinde ifadesini bulan masumiyet karinesi, yargılama

süresince kişinin hürriyetinin esas, tutukluluğun ise istisna olmasını

gerektirmektedir. Masumiyet karinesine rağmen tutukluluğun devamı ancak kişi

hürriyetine göre daha ağır bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklı

görülebilir. Bu nedenle bir davada tutukluluğun makul süreyi aşmamasını

gözetmek, öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu amaçla belirtilen kamu

yararı gereğini etkileyen tüm olayların derece mahkemeleri tarafından

değerlendirilmesi ile serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararlarda bu olgu

ve olayların ortaya konması gerekir (Murat

Narman, § 61, 62).

52. Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla

yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin temel amacı tutukluluğun hukuka

aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin

bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarak

ilgilinin tutukluluk hâlinin devamına gerekçe olarak gösterilen hukuki

sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının yolu

açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda itiraz kanun yolunda çelişmeli

yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygun olarak bir inceleme

yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla belirtilen nedenlerle

ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak

bireysel başvuruların olağan kanun yolları tüketilmek şartıyla tutukluluk hâli

devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü,§ 30).

53. Tutuklama tedbirine, suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunmasının yanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya

değiştirmelerini önlemek maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama

nedenleri belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse

de bu süre geçtikten sonra uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin

devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler

“ilgili” ve “yeterli” görüldüğü takdirde yargılama sürecinin özenli yürütülüp

yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair

olup olmadığı veya sanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde gösterilen

özenin değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların birlikte

değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonuca

ulaşılabilir (Savaş Çetinkaya, B.

No: 2012/1303, 21/11/2013, § 53).

54. Dolayısıyla Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının

ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde esas olarak serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunan

kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgeler

çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı dikkate

alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin suç işlediği

yönünde kuvvetli belirti ve tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği sürece

ilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul edilmesi

gerekir (Murat Narman,§§ 63, 64).

55. Hukuka uygun

olarak tutuklanan bir kişinin suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve

tutuklama nedenlerinden biri veya birkaçının varlığı devam ettiği sürece ilke

olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul edilmesi gerekir.

Diğer taraftan özgürlük hakkı adli makamlarla güvenlik görevlilerinin özellikle

organize suçlarla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye

neden olabilecek biçimde yorumlanmamalıdır (Hanefi

Avcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 69).

56. Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı,

başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih; doğrudan

tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak

kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği

tarihtir (Savaş Çetinkaya, § 56).

57. Tutukluluk süresinin hesabında ilk derece mahkemesi önünde

yargılama aşamasında geçen sürelerin dikkate alınması gerekir. Zira kişi

yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse bu

kişinin hukuki durumu bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma kapsamından

çıkmakta ve tutmanın nedeni ilk derece mahkemesince verilen hükme bağlı olarak

tutma hâline dönüşmektedir (Ramazan Aras,

B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 67).

58. Somut olayda başvurucu 23/11/2011 tarihinde tutuklanması ile

İlk Derece Mahkemesinin 19/12/2013 tarihli kararı ile hapis cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmesi arasında 2 yıl 26 gün bir suç isnadına bağlı

olarak tutulmuştur.Bu

durumda makul süre açısından dikkate alınması gereken tutukluluk süresi

yaklaşık 2 yıl 1 aydır.

59. Başvurucunun cinsel saldırı, hürriyeti tahdit,

şantaj suçlarını işlediği ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını işlediği

iddiasıyla tutuklandığı ve hakkında bu suçlardan kamu davası açıldığı ve

yargılandığı, akabinde Mahkemece bu suçlardan hakkında mahkûmiyet kararı

verildiği, tutukluluğun devamına ilişkin gerekçe olarak atılı suçların vasıf ve

mahiyeti, mevcut delil durumu, atılı suçlar için kanunda öngörülen ceza süresi,

kaçma şüphesinin bulunması, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut olguların

varlığı ve bir kısım suçun katalog suçlardan olması gösterilmiştir. Kuvvetli

suç şüphesi altında bulunan başvurucu hakkında mahkemece verilen tutukluğun

devamına ilişkin kararların gerekçeleri, tutukluluğun devamının hukuka

uygunluğunu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içeriktedir.

Tutukluluk süresi dikkate alındığında makul sürenin aşılmadığı ve gösterilen

gerekçelerin bu süre bakımından yeterli olduğu kabul edilmelidir.

60. Başvurucunun tutukluluk hâlinin devam ettiği ilk derece

yargılaması sürecinde tutukluluk nedeniyle yargılamanın yürütülmesinde

başvurucuya isnat edilen suçların niteliği, mağdurun raporunun alınması içinduruşmaların ertelendiği dikkate alındığında ayrıca

gösterilmesi gereken özel hassasiyetin yargılama makamınca gösterilmediği

sonucuna varılması için bir neden bulunmamaktadır.

61. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 19. maddesinde güvence

altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hüküm sonrasında tutukluluğa itiraz incelemesinin

duruşmasız yapıldığı ve Cumhuriyet savcısının görüşünün tebliğ edilmediğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul

süreyi aştığına ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

1/6/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

:

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Celal Mümtaz

AKINCI

Erdal TERCAN

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Hüseyin

TURAN

Başvurucu

:

Ednan

ŞENTÜRK

Vekili

:

Av. Önder

KIRMIZITAŞ