Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

Birinci Bölüm 2015/2119 E. K.

AYM 2018-05-10 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

FAHRİ ÇALIŞKAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/2119)

Karar Tarihi: 10/5/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, koşulları oluşmasına karşın hükmün açıklanmasının

geri bırakılması kararı verilmemesi ve yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu hakkında babasının avukatlığını yapan katılana

duruşma salonu çıkışında "Şerefsiz,

yapacağın işi doğru yap" şeklinde hakaret ettiği iddiasıyla

soruşturma başlatılmıştır.

9. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 6/12/2007 tarihli

iddianamesiyle başvurucunun hakaret suçunu işlediği iddiasına dayanılarak kamu

davası açılmıştır.

10. (Kapatılan) Bursa 5. Sulh Ceza Mahkemesi 10/6/2008 tarihinde

mahkûmiyete yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle başvurucunun hakaret

suçundan beraatine karar vermiştir.

11. Katılanın temyizi üzerine anılan hüküm, Yargıtay 2. Ceza

Dairesinin 30/10/2012 tarihli kararıyla katılanın ifadelerinin tanık

anlatımlarıyla da doğrulandığı ve başvurucunun (sanığın) yüklenen suçu

işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.

12. Bozma sonrasında yapılan yargılama sonunda Bursa 5. Sulh

Ceza Mahkemesi 21/2/2013 tarihinde, başvurucunun katılana hitaben, aleniyet

içeren duruşma salonu çıkışında "Şerefsiz,

yapacağın işi doğru yap" demek suretiyle hakaret ettiğini ve

bunun tanık anlatımlarından da anlaşıldığı gerekçesiyle başvurucunun atılı

suçtan 7.080 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.

Başvurucunun kasıtlı suçtan mahkûmiyeti bulunduğu dikkate alınarak hakkında

hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu tatbik edilmemiştir.

13. Başvurucunun temyizi üzerine anılan hüküm, Yargıtay 2. Ceza

Dairesinin 15/12/2014 tarihli kararıyla onanmıştır.

14. Başvurucu, anılan kararı 6/1/2015 tarihinde öğrenmiş ve

21/1/2015 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 10/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

16. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

18. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34)

19. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29)

20. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 7 yıl sürdüğü

anlaşılan yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucu; kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti olduğu

gerekçesiyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun

uygulanmadığını ancak herhangi bir adli sicil kaydının bulunmadığını, temyiz

sebebi olarak göstermesine karşın Yargıtay onama kararında bu konuda hiçbir

gerekçe gösterilmediğini belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

23. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar

hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868,

19/4/2017, § 75).

24. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

25. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan mercinin

yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması, bunu aynı gerekçeyi

kullanarak veya atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması

bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi,

B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

26. Başvurucunun adli sicil arşiv kaydında Bursa 20. Asliye Ceza

Mahkemesince tesis edilmiş hakaret suçuna ilişkin geçmiş mahkûmiyetinin

bulunduğu, bu itibarla kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda

değerlendirme konusu derece mahkemesinin hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu

dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık

olduğu anlaşılmaktadır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal İddiaları

28. Başvurucu; hukuk kurallarının yorumlanmasında yanılgıya

düşülmesi suretiyle haksız olarak mahkûm edildiğini, gıyapta hakarete ilişkin

kanun maddelerinin dava konusu olaya uygulanmadığını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda

değildir (Ahmet Sağlam, B. No:

2013/3351, 18/9/2013, § 42).

30. Somut olayda (kapatılan) Bursa 5. Sulh Ceza Mahkemesince

yapılan yargılamada, katılan beyanları ve tanıklar T. F. ve R. A.nın anlatımları ile tüm dosya

kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verildiği anlaşılmıştır.

Başvurucunun anılan iddialarının esas itibarıyla delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

bulunmadığına, dolayısıyla kararın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

Yapılan yargılamada, ilk derece mahkemesinin ve Yargıtayın

kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi bir durum

da tespit edilmemiştir.

31. Başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının

yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

sonucuna varıldığından başvurunun bu kısmının

da açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

33. Başvurucu, 30.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

34. Başvuruda, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

35. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin (kapatılan) Bursa 5. Sulh Ceza

Mahkemesinin (E.2012/800, K.2013/151) yerine bakan Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Akif YILDIRIM

Başvurucu

:

Fahri ÇALIŞKAN