TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
NURİ UÇAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2022/99646)
Karar Tarihi: 22/7/2026
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
İrfan FİDAN
Üyeler
:
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
Yılmaz AKÇİL
Şaban KAZDAL
Raportör
:
Yunus Emre BAĞLAR
Başvurucu
:
Nuri UÇAN
Vekili
:
Av. Abdulkerim YENİL
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.
2. Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucunun müştekiyi silah tehdidiyle araca bindirip götürdüğü boş arazide tabancayı göğsüne doğrultarak Asliye Hukuk Mahkemesindeki menfi tespit davasından feragat etmeye zorladığı şeklindeki eylemler nedeniyle soruşturma başlatmıştır.
3. Başsavcılık Y.B.T. ve Z.A.nın müşteki sıfatını haiz olduğu soruşturmada; başvurucunun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, silahla tehdit, tefecilik, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçlarından cezalandırılması talebiyle 22/8/2013 tarihli iddianameyi düzenlemiştir.
4. İddianamede özetle; başvurucunun müştekilere faiz karşılığı ödünç para verdiği, üzerinde taşıdığı ele geçirilemeyen tabancayı müştekiye doğrultarak araca bindirdiği, araçla gittikleri boş arazide başvurucunun elindeki tabancayı müştekinin göğsüne dayayarak müştekinin açtığı menfi tespit davasından feragat etmeye zorladığı hususları gözönüne bulundurularak üzerine atılı suçları işlediği ileri sürülmüştür.
5. İddianamenin kabulüyle açılan dava, Aksaray 3. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanmıştır. Birinci celsede başvurucu savunmasında; Y.B.T. ile aralarında menfi tespit davası görüldüğünü, bu davadan müştekinin kendiliğinden feragat ettiğini, kendisinin zorlamasının olmadığını, Y.B.T.yi aracına bindirip boş bir araziye götürüp kafasına silah dayamadığını, müşteki Z.A.yı tanımadığını beyan etmiştir.
6. Birinci celsede Y.B.T.; başvurucuya 7.600 TL bedelli bir senet verdiğini, senedi vadesinde ödediğini, buna rağmen başvurucunun kendisinden tekrar para istemeye devam ettiğini ve kendisine zorla 56.000 TL'lik senet imzalattığını, diğer kısımlarını da kendi yazısıyla doldurmasını istediğini, her iki senet için de kendisini icraya verdiğini, senedin karşılığını ödediği hâlde senetleri geri alamadığını, kendisini zorla arabasına bindirip boş bir araziye götürdüğünü, göğsüne silah dayadığını, davandan vazgeç dediğini, o esnada kendisine boş bir kâğıda imza attırdığını, daha sonra avukatının bürosuna gittiklerini, sekreterine geri kalan kısımlarını doldurttuğunu, bu şekilde davadan vazgeçmek zorunda kaldığını, buna Z.A.nın şahit olduğunu beyan etmiştir.
7. Üçüncü celsede Z.A.; 2011 yılı Mart ayında Aksaray'a gelmek üzere yol üzerindeki lokantasının önünde otobüs beklediğini, bu esnada köylüsü olan Y.B.T.nin oradan geçtiğini, kendisini de aracına aldığını, beraber Aksaray'a geldiklerini, çay ocağında çay içtiklerini, o sırada başvurucu ile A.B.nin geldiğini, başvurucunun Y.B.T.yi dışarıya çağırdığını, kendisinin de onunla birlikte çıktığını, başvurucunun Y.B.T.den arabaya binmesini istediğini, başvurucunun belinden bir silah çıkarıp Y.B.T.ye doğru tuttuğunu ve "Arabaya bineceksin." dediğini, Y.B.T.nin de binmek zorunda kaldığını, kendisinin de onu yalnız bırakmayarak arabaya bindiğini, başvurucu ile Y.B.T.nin arkaya oturduğunu, A.B.nin şoför koltuğunda olduğunu, kendisinin de öne oturduğunu, Çiftlik Mahallesi'nde ceza infaz kurumunun aşağısında boş bir araziye gittiklerini, başvurucunun cebinden bir beyaz kâğıt çıkardığını, elindeki silahı da Y.B.T.nin göğsüne dayadığını, kâğıda Y.B.T.ye imza attırdığını, "Mahkemeden feragat edeceksin, yoksa senin için iyi olmaz." dediğini, sonra Y.B.T.nin kâğıdı imzaladığını ve aynı araç ile kendilerini çarşıya getirdiklerini, başvurucu müdafiinin bürosuna tekrar birlikte gittiklerini, kendisinin aşağıda beklediğini, diğerlerinin yukarıya çıktıklarını, daha sonra beraber adliyeye geldiklerini ve Y.B.T.nin davadan feragat dilekçesini mahkemeye verdiğini, önce şikâyet etmek istemediğini, ailesinin tefeciden para aldığından haberi olmadığını söylediğini, daha sonra kendisinin ona tanıklık yapabileceğini söyleyince başka bir gün Emniyete şikâyet için birlikte gittiklerini beyan etmiştir. Aksaray 3. Asliye Ceza Mahkemesi üçüncü celsede, başvurucunun eylemlerinin yağma suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesine (Mahkeme) göndermiştir.
8. Mahkemede birinci celsede Z.A. ve Y.B.T. Asliye Ceza Mahkemesindeki beyanları ile aynı doğrultuda ifade vermiştir. Başvurucu ise hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. Beşinci celsede iddia makamı esasa ilişkin mütalaasını sunmuştur. Mahkeme, başvurucu müdafiine mütalaaya karşı beyanlarını sunması için gelecek celseye kadar süre verilmesine karar vermiştir.
9. Altıncı celsede Mahkeme; başvurucunun nitelikli yağma, silahla tehdit ve 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçlarından beraatine, katılan Y.B.T.ye yönelik tefecilik, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve silahla tehdit suçlarından mahkûmiyetine karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... 2009 yılı Mayıs ayı içerisinde katılanlar [Y.B.T.] ve [İ.A.nın] maddi yönden sıkıntı yaşamaları sonucu paraya ihtiyaçlarının olduğu, bu nedenle sanık Nuri Uçan'dan [başvurucu] faiz karşılığı aylık %15 oranında faiz ile 5.000 Euro para aldıkları, sanık Nuri Uçan'ın vermiş olduğu 5.000 Euro karşılığında katılan [Y.B.T.den] iki adet açık bono aldığı, katılan [İ.A.nın] sanık Nuri Uçan'dan aldığı borcu traktörünü satarak ödediği, fakat katılan [Y.B.T.nin] Nuri Uçan'a olan borcunu faizi ile birlikte ödemesine rağmen sanık Nuri Uçan'ın verdiği borca sürekli faize faiz işleterek para istemeye devam ettiği, sanık Nuri Uçan'ın aynı zamanda katılandan almış olduğu senetleri Aksaray 1.İcra Müdürlüğünün 2010/4238 Esas sayılı icra takip dosyası kapsamında icraya koyarak [Y.B.T.] hakkında icra başlattığı, katılan [Y.B.T.nin] sanık Nuri Uçan'ın takip başlatması üzerine Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/411 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açarak borcu olmadığını ispata çalıştığı, sanık Nuri Uçan'ın davayı kaybedeceğini anlaması üzerine 2011 yılı Mart ayı içerisinde [Y.B.T.nin] yanına gelerek konuşmak istediğini söylediği, [Y.B.T.nin] aracına binmek istemediği, bunun üzerine Nuri Uçan'ın üzerinde taşıdığı ele geçirilemeyen tabancayı [Y.B.T.ye] doğrulttuğu ve katılandan araca binmesini istediği, katılanın araca binmek zorunda kaldığı, katılan ile birlikte katılanın yanında bulunan katılan [Z.A.nın] aynı köylüsü ve arkadaşı olan katılan [Y.B.T.yi] yalnız bırakmamak için araca bindiği, daha sonra araç ile birlikte boş bir araziye gittikleri, burada sanık Nuri Uçan'ın elindeki tabancayı [Y.B.T.nin] göğsüne doğru dayayarak [Y.B.T.ye] “Mahkemede olan davanı geri çekeceksin, yoksa seni ve aileni yok ederim” diyerek [Y.B.T.yi] tehdit ettiği ve davadan feragat dilekçesini imzalattığı, [Y.B.T.nin] bunun üzerine açmış olduğu davadan feragat etmek zorunda kaldığı ve davanın feragat nedeniyle düştüğü, bu şekilde sanık Nuri'nin katılanlar [Y.B.T.] ve [İ.A.ya] dolayısıyla katılan maliye hazinesine karşı tefecilik suçunu, katılan [Y.B.T.ye] karşı silahla hürriyetten yoksun bırakma, silahla tehdit suçlarını işlediğinin; katılanlar beyanları, bir kısım tanık beyanları, sanık Nuri'nin katılan [İ.A. ile] herhangi bir para alışverişi olmadığına dair beyanının aksini gösterir katılana kendi imzasının bulunduğu ibraname vermiş olması, sanık Nuri'nin katılan [Y.B.T.den] daire alması nedeniyle alacaklı olduğuna dair toplanan delillerle örtüşmeyen suçtan kurtulmaya yönelik savunması, sanık Nuri Uçan hakkında aynı ve benzeri eylemlerden dolayı mahkemenizde devam eden 2013/434 E., 2015/163 E. sayılı dosyaları, katılan tarafından sanık Nuri aleyhine açılan ve sonrasında feragat üzerine sonlanan Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/411 Esas sayılı dosyası, Aksaray 1.İcra Müdürlüğünün 2010/4238 Esas sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu, her ne kadar sanık hakkında hürriyeti tahdit suçundan TCK'nın 109/4 hükmünün uygulanması talep edilmişse de, bu hükmün şartlarının bulunmaması nedeniyle sanık hakkında uygulanamayacağı, her ne kadar sanık Nuri'nin katılan [Y.B.T.ye] yönelik araçla götürdüğü sırada zorla senet imzalattığından bahisle hakkında eyleminin yağma kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmişse de, katılan [Z.A.nın] sanık Nuri'nin bir kağıt imzalattığını ancak ne kağıdı olduğunu görmediğine dair beyanları, katılan [Y.B.T.nin] soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesinde sanığın kendisine olay yerinde davadan feragat dilekçesini imzalattığına dair beyanda bulunması, en önemlisi de zorla imzalandığı ileri sürülen 56.000 TL bedelli senetle ilgili icra takip tarihinin 06.10.2010 tarihi olmasına rağmen senetlerin zorla imzalandığının belirtildiği olay tarihinin 2011 yılı Mart ayı olması ve dosya kapsamı itibariyle sanık Nuri'nin katılan [Y.B.T.den] söz konusu 56.000 TL bedelli senedi zorla imzalatmadığının sabit olduğu, bu nedenle olayda yağma suçunun oluşmadığı, yine her ne kadar sanık Nuri hakkında ayrıca 6136 sayılı yasa kapsamında ruhsatsız silah taşıma suçundan kamu davası açılmışsa da, suça konu silahın ele geçirilememesi ve niteliğinin belirlenememesi bu bağlamda 6136 sayılı yasa kapsamında bir silah olup olmadığının da tespit edilemeyişi, yerleşik Yargıtay uygulamaları gereği sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı, atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı, eylemin şüphede kaldığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği atılı suçtan sanığın CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar vermek gerekmiş, yine aynı nedenlerle yağma suçunun işlendiğine dair delil elde edilememesi nedeniyle de sanığın atılı suçtan açıklanan nedenlerle CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine, sanık [A.B.nin] savunmasının aksine gerek nitelikli yağma gerekse silahla tehdit eylemlerini gerçekleştirdiğine ilişkin cezalandırılmasına yeter şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, bu nedenle atılı suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından CMK 223/2-e maddesi uyarınca atılı suçlardan sanığın ayrı ayrı beraatine, sanık Nuri'nin tehdit suçunu işlediğine dair aynı gerekçelerle cezalandırılmasına yeter şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, bu suretle atılı suçun sabit olmadığı anlaşıldığından bu suçtan da CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar vermek gerekmiştir.
Sanıklar Nuri ve [A.B.nin] katılan [Z.A.ya] yönelik tanıklık yaparsan senin için kötü olur, ifadeni değiştir şeklinde tehdit ettikleri iddiasıyla dava açılmış ise de, sadece tanık [Y.nin] çelişkili beyanlarının olduğu, [Y.nin de] katılanın çalışanı olduğu gibi hazırlık beyanlarında tehdit olayını görmediğini belirtmesine rağmen duruşmada ayrıntılı bir şekilde beyanda bulunduğu, çelişkili tanık beyanlarına ve katılanın çalışanı olması nedeniyle de itibar edilemeyeceği, sanıkların savunmalarının aksine atılı suçu işlediklerine dair şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden bu suçlardan beraat kararı vermek gerekmiş, sanık Nuri'nin üzerine atılı tefecilik suçunun sabit olduğu, yine sanık Nuri'nin katılan [Y.B.T.ye] yönelik silahla hürriyeti tahdit ve silahla tehdit suçları sabit görüldüğünden bu suçlardan sanığın TCK 241, 109/2-3,a, 106/2-a maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir..."
10. Yargıtay 6. Ceza Dairesince 21/10/2021 tarihinde yapılan temyiz incelemesi neticesinde katılan Y.B.T.ye yönelik tefecilik suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün zamanaşımı nedeniyle düşmesine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir. Katılan Y.B.T.ye yönelik nitelikli yağma suçundan verilen beraat hükmü ile silahla tehdit suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde ise başvurucunun bir bütün hâlinde birden fazla kişiyle birlikte silahla yağma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
11. Bozma sonrası dava, Mahkemede yeniden görülmeye başlanmıştır. Mahkeme 6/12/2021 tarihinde duruşma hazırlığı işlemlerini yapmıştır. Tensip tutanağında, katılan ve başvurucunun duruşmada hazır edilmesi için gerekli usul işlemlerinin yapılmasına karar verilmiştir.
12. Birinci celsede başvurucu, savunmasında olay yerinde olup olmadığının tespiti amacıyla olay tarihine ilişkin kendisinin ve katılanın baz istasyonları bilgisinin tespit edilmesini talep etmiştir. Başvurucu vekili de taraflara ait HTS kayıtlarının dosyaya kazandırılmasını talep etmiştir. Bu celsede Mahkeme diğerlerinin yanı sıra başvurucunun bildirdiği telefon numaraları ile katılanlara ait telefon numaralarının olay gününe ait HTS kayıtlarının celbi için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK) yazı yazılmasına, BTK'dan yazı cevabı geldiğinde sanık ve katılanların olay günü aynı baz istasyonundan sinyal alıp almadıkları yönünden kayıtların bilirkişiye verilmesine karar vermiştir. Dosya kapsamındaki bilirkişi inceleme ve tespit tutanağından dosya ve eklerinin bilirkişiye verilme tarihinin 22/3/2022 olduğu anlaşılmaktadır.
13. Birinci celsede ayrıca Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen başvurucuyla katılan arasındaki menfi tespit dava dosyası celbedilmiştir. Celbedilen dosya yönünden Mahkemenin tespitleri şu şekildedir:
“Dosya arasına celp edilen Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2010/411 Esas sayılı dosyanın İNCELENMESİNDE; Davacının [Y.B.T.] olduğu, davalının Nuri Uçan [başvurucu] olduğu, 19/10/2010 dava tarihinde Aksaray 1. İcra Müdürlüğü'nün 2010/4238 Esas sayılı dosyasına yönelik olarak açılan Menfi Tespit davası olduğu, toplam 3 celse yapıldığı, birinci celsede taraflara delillerini sunmak üzere süre verildiği, davacıya harç ikmali için süre verildiği, ikinci celsede davalıya yemin teklif etmek ve yemin metnini hazırlamak üzere süre verildiği, 04/03/2011 tarihinde davacı tarafından yemin metninin dosyaya sunulduğu ve yemin metninin 18/03/2011 tarihinde davalı Nuri Uçan'a tebliğ edildiği ancak davacı [Y.B.T. nin] 30/03/2011 tarihinde davadan feragat talebini içerir dilekçe verdiği ve bu nedenle 26/04/2011 tarihli üçüncü celsede davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, gerekçeli kararın yazıldığı, dosya içerisindeki evraklara göre gerekçeli kararın tebliğe verilmediği; 30/03/2011 tarihli feragat dilekçesinin bilgisayar yazılı olduğu ve ıslak imzalı olduğu, aynı dilekçeden 2 tane verildiği, bir tanesinde kimlik tespitinin yapıldığı, 30/03/2011 tarihinde yeni bir dilekçe verilerek yine bilgisayar yazılı ve feragattan feragat talebini içerir dilekçe olduğu, bu dilekçenin de davacı tarafından ıslak imzalı olarak verildiği ve davacının kimlik tespitinin yapıldığı anlaşıldı.”
14. Üçüncü celsede katılan Y.B.T., olay gününe ilişkin olarak HTS kayıtlarının çıkartılmasına muvafakatinin olmadığını beyan etmiştir.
15. Mahkeme 21/3/2022 tarihinde başvurucuya ait [...6868] , [...8002], [...1645], [...8884] GSM numaralarının 1/3/2011-30/3/2011 tarihleri arasındaki, katılan Z.A.ya ait [...5068] GSM numarasının ise 1/3/2011 tarihindeki tüm iletişim bilgilerinin tespiti (arama, aranma, SMS, baz) için BTK'dan talepte bulunmuştur. 24/3/2022 tarihinde ise katılan Z.A.nın kullanımında bulunan [...5068] GSM numarasının 1/3/2011-30/3/2011 tarihleri arasındaki tüm iletişim bilgilerinin tespiti (arama, aranma, SMS, baz) için BTK'dan talepte bulunmuştur. 14/4/2022 tarihinde ise Z.A.ya ait [...9578] GSM numarasına ait 1/3/2011-30/3/2011 arasındaki tüm iletişim bilgilerinin tespiti (arama, aranma, SMS, baz) için BTK'dan talepte bulunmuştur.
16. Dördüncü celse duruşma zaptında; başvurucunun bildirdiği telefon numaraları ile katılanlara ait telefon numaralarının olay gününe ait HTS kayıtlarının celbi için BTK'ya yazılan yazıya cevap verildiği, gelen HTS kayıtlarına ilişkin bilirkişi raporunun dosya arasına sunulduğu belirtilmiştir. Başvurucu vekili tarafından HTS kayıtları ve bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi ibraz edilmiştir. Başvurucu, HTS kayıtlarının savunmalarını doğruladığını ileri sürmüştür. Mahkeme diğerlerinin yanı sıra mütalaanın sunulması için dosyanın iddia makamına tevdi edilmesine karar vermiştir.
17. Dosya kapsamına 8/4/2022 tarihinde sunulan bilirkişi raporunda; rapor talep edilen GSM numaralarından yalnızca başvurucuya ait iki farklı hatta ilişkin iletişim kayıtlarının bulunduğu, diğer numaralara ilişkin kayıtların da geldiği ancak bir veri bulunamadığı, bu nedenle değerlendirmenin başvurucuya ait iki farklı hattın iletişim kayıtları üzerinden yapıldığı, başvurucuya ait BAZ istasyon bilgileri incelendiğinde, 2011 yılı Mart ayı içinde, her iki hattın da Aksaray Çiftlik Mahallesi'ne ait herhangi bir baz istasyon kaydı bulunmadığı ancak söz konusu hatların Çiftlik Mahallesi'ne komşu Hasas Mahallesi'ndeki baz istasyon kayıtlarının yer aldığı, Hasas Mahallesi ve Çiftlik Mahallesi'nin, Aksaray-Nevşehir yolu üzerinde aynı bölgede ve birbirine sınır olan iki mahalle olduğu, Çitlik Mahallesi'nde kullanılan bir mobil cihaz Hasas Mahallesi'ndeki baz istasyonuna bağlanabileceği gibi, Hasas Mahallesi'nde kullanılan bir mobil cihazın da Çiftlik Mahallesindeki baz istasyonuna bağlanabileceği, bağlantının, arazinin düz ve engebesiz olması, bina yükseklikleri ve beton yoğunluğuna göre değişiklik gösterebileceği hususlarında tespitler yer almaktadır. Ayrıca bilirkişi raporunda Mahkeme tarafından iletişim kayıtları istenen Z.A.ya ait [...9578] No.lu GSM hattına ait kayıtlar, bilirkişiye tevdi edilen kayıtlar arasında sayılmamıştır.
18. Başvurucu müdafii bilirkişi raporu ve HTS kayıtlarına dair yazılı beyanında; Z.A.ya ait [...9578] No.lu hattın 1/3/2011 saat 09.41’den 30/3/2011 saat 21.47’ye kadar Ankara’nın çeşitli semtlerinde sinyal verdiğini, bu tarihler arasında hiç Aksaray’da bulunmadığını, özellikle suç tarihi olan 30/3/2011 tarihinde sabah saat 8.51’den itibaren akşam saat 21.47’ye kadar kesintisiz Ankara’da bulunduğunu, konuşma saat aralıklarına göre arada Aksaray’a gelip gitme imkânının olmadığını, katılan Y.B.T. ile bu süreç içinde hiçbir görüşme kaydının bulunmadığını, 1/3/2011-30/3/2011 tarihleri arasında başvurucunun katılan Y.B.T.yi aramasının söz konusu olmadığını, suç tarihi olan (davadan feragat dilekçesinin Aksaray Adliyesinde kayda girdiği, havale edildiği tarih) 30/3/2011 tarihinde de yine başvurucunun katılanı aramasının söz konusu olmadığını, o gün için tek arama kaydının katılanın başvurucuyu saat 12.58’de araması olduğunu, bu arama sırasında da katılanın Aksaray Merkez Kurtuluş Mahallesi'nde, başvurucunun ise Aksaray çarşı merkezi Hamidiye Mahallesi Bediüzzaman Bulvarı üzerinde olduğunu ileri sürmüştür.
19. Beşinci celsede Mahkeme, başvurucunun birden fazla kişi ile birlikte ve silahla yağma suçundan 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar vermiştir. Mahkûmiyet gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“…katılan [Y.B.T.nin] sanık Nuri Uçan'ın [başvurucu] takip başlatması üzerine Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/411 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açarak borcu olmadığını ispata çalıştığı, sanık Nuri Uçan'ın davayı kaybedeceğini anlaması üzerine 2011 yılı Mart ayı içerisinde [Y.B.T.nin] yanına gelerek konuşmak istediğini söylediği, [Y.B.T.nin] aracına binmek istemediği, bunun üzerine Nuri Uçan'ın üzerinde taşıdığı ele geçirilemeyen tabancayı [Y.B.T.ye] doğrulttuğu ve katılandan araca binmesini istediği, katılanın araca binmek zorunda kaldığı, katılan ile birlikte katılanın yanında bulunan katılan [Z.A.nın] aynı köylüsü ve arkadaşı olan katılan [Y.B.T.yi] yalnız bırakmamak için araca bindiği, daha sonra araç ile birlikte boş bir araziye gittikleri, burada sanık Nuri Uçan'ın elindeki tabancayı [Y.B.T.nin] göğsüne doğru dayayarak [Y.B.T.ye] “Mahkemede olan davanı geri çekeceksin, yoksa seni ve aileni yok ederim” diyerek [Y.B.T.yi] tehdit ettiği ve davadan feragat dilekçesini imzalattığı, [Y.B.T.nin] bunun üzerine açmış olduğu davadan feragat etmek zorunda kaldığı ve davanın feragat nedeniyle düştüğü…
...
Her ne kadar sanık Nuri [başvurucu] suçlamayı kabul etmese de yukarıda bahsedilen olayın gelişimi, olayın adliyeye intikal ediş şekli, katılan [Y.B.T.nin] kararlı ve tutarlı beyanlarının, tanık [Z.A.nın] anlatımlarıyla doğrulanması, ayrıca katılanın Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/411 Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasının da 26.4.2011 tarihinde feragat nedeniyle reddine karar verilmesi dikkate alındığında sanığın eylemleri yönünden katılanın beyanları arasında herhangi bir çelişkinin görülmediği gibi tanık beyanlarında da sanık ile katılan arasında katılanın iftira atmasını gerektir bir ihtilafın tespit edilemediğinin anlaşılması karşısında suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilen sanık Nuri'nin savunmasına itibar edilmemiş ; sanığın bütün halinde birden fazla kişiyle birlikte silahla yağma suçunu işlediği, eyleminin TCK'nın 149/1-a-c maddesi kapsamında kaldığı anlaşılmıştır..."
20. Mahkemenin gerekçesindeki HTS kayıtlarına ilişkin değerlendirme kısmı şu şekildedir:
“...Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/411 Esas sayılı dosyası incelenerek lüzumlu evrak dosya arasına alınmış, Aksaray 1. Dairesinin 2016/6162 Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden dosya arasına alınmış, sanık müdafinin talebi üzerine sanık [başvurucu] ve katılan [Z.A.ya] ait telefonların HTS kayıtları celbedilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmış, olayın üzerinden zaman geçtiği için sanık ve katılanların olay tarihi itibariyle hangi telefon numarasını kullandıkları kesin olarak tespit edilememiş, her ikisi adında da birden fazla numara olduğu anlaşılmış, bu nedenle alınan bilirkişi raporu sanık lehine ve ya aleyhine olacak şekilde değerlendirilememiştir...”
21. Başvurucu müdafii, temyiz başvuru dilekçesinde katılan Y.B.T.nin telefonunun sinyal bilgilerinin alınmasına muvafakat etmemesi sebebiyle katılanın olay günü nerede bulunduğunun şüpheli olduğunu, Mahkeme tarafından katılanın HTS kayıtlarının dosya arasına alınması gerektiğini, başvurucu lehine olan delillerin toplanmadığını ileri sürmüştür.
22. Yargıtay 6. Ceza Dairesi 18/10/2022 tarihinde başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar vermiştir.
23. Başvurucu vekili, nihai kararı 1/11/2022 tarihinde öğrenmiş ve 18/11/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bu başvuru temyiz incelemesi neticesinde kesinleşen yağma suçundan verilen mahkûmiyet kararı yönünden incelenmiştir.
24. Komisyon tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
25. Başvurucu; HTS kayıtları gözönünde bulundurularak olay günü katılan ile bir araya gelip gelmediklerinin tespit edilmediğini, karar sonucuna etki edecek esaslı iddialara gerekçede yer verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
26. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.
28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
29. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800 , 18/6/2014, §§ 31, 34).
30. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995 , 20/2/2014, § 51).
31. Somut olayda Mahkeme, başvurucunun elindeki tabancayı katılanın göğsüne doğru dayayarak tehditle davadan feragat dilekçesini imzalattığı, katılanın bunun üzerine açtığı davadan feragat etmek zorunda kaldığı ve bu şekilde başvurucunun yağma suçunu işlediği sonucuna varmıştır (bkz. § 19). Başvurucu ise HTS kayıtları gözönünde bulundurularak olay günü katılan ile bir araya gelip gelmediklerinin tespit edilmediğini ileri sürmüştür (bkz. § 25).
32. Yargılama konusu olayın katılan ve tanık beyanına dayalı olarak sübuta erdiğinin kabul edildiği durumlarda, katılanın olay yerinde bulunmadığına ve bu durumun iletişim kayıtları ve baz bilgileri ile ortaya konulabileceğine dair itirazlar uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilecek niteliktedir. Bu durumda Mahkemenin katılanın HTS kayıtları ve baz bilgileri üzerinden olay günü ve saatinde olay yerinde olup olmadığına dair değerlendirme yapması önemlidir. Bu anlamda HTS kayıtları ve baz bilgileri üzerinden uzman bilirkişilerce yapılacak tespitler maddi gerçeğin ortaya çıkmasına katkı sağlayacak niteliktedir. HTS ve baz bilgileri üzerinden alınacak bilirkişi raporundaki tespitler uyuşmazlığın esasını etkileyebilecek nitelikte olduğundan, bu tespitlere ilişkin değerlendirmenin Mahkemenin gerekçeli kararında diğer delillerle de bağ kurulmak suretiyle yansıtılması önem arz etmektedir.
33. Mahkeme somut olayda olayın üzerinden zaman geçtiği için başvurucu ve katılanların olay tarihi itibarıyla hangi telefon numarasını kullandıklarının kesin olarak tespit edilemediğini, her ikisi adına da birden fazla numara olduğunu, bu nedenle alınan bilirkişi raporunun başvurucu lehine veya aleyhine olacak şekilde değerlendirilemediğini belirtmiştir (bkz. § 20). Başvurucu ise katılan Z.A.ya ait [...9578] numaralı hattın HTS ve baz bilgileri uyarınca katılan Z.A.nın 1/3/2011 saat 09.41’den 30/3/2011 saat 21.47’ye kadar Ankara’nın çeşitli semtlerinde sinyal verdiğine, bu tarihler arasında hiç Aksaray’da bulunmadığına, özellikle suç tarihi olan 30/3/2011 tarihinde sabah saat 8.51’den itibaren akşam saat 21.47’ye kadar kesintisiz Ankara’da bulunduğuna yönelik itirazlar ileri sürmüştür (bkz. § 18). Mahkeme tarafından katılan Z.A.ya ait [...9578] numaralı hattın HTS ve baz bilgileri talep edilmesine rağmen gerekçeli kararda başvurucu lehine ya da aleyhine değerlendirilmediği belirtilen bilirkişi raporunda bu numaraya ait iletişim verilerine dair bir değerlendirme yer almamaktadır. Diğer yandan başvurucunun itirazlarını ileri sürdüğü katılan Z.A.ya ait [...9578] numaralı hattın HTS ve baz bilgilerinin BTK'dan talep edildiği tarihin bilirkişinin raporunu dosyaya sunduğu tarihten sonraki bir tarih olduğu da vurgulanmalıdır.
34. Başvurucu savunmasını destekleyebilecek mahiyette itirazlar sunmasına rağmen Mahkemece ve kanun yolu mercilerince bu durum gerekçeli kararda ayrı ve açık olarak tartışılmamış ve başvurucunun iddialarına cevap verilmemiştir. Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
35. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
36. Başvuruda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer şikâyetler hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
B. Diğer İhlal İddiaları
37. Başvurucunun mahkûmiyete bağlı tutulduğu süreç yönünden kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Ç.Ö. ([GK], B. No: 2014/5927 , 19/7/2018, §§ 36-39) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
38. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
39. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875 , 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506 , 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949 , 21/1/2021, §§ 93-100).
40. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
41. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
Ç. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer şikâyetlerin İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2021/463, K.2022/317) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
Ğ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/7/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.