Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

Birinci Bölüm 2017/15572 E. K.

AYM 2018-11-29 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

BARIŞ AYTEKİN VE ENVER AYTEKİN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/15572)

Karar Tarihi: 29/11/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanına

ayrılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Ekli tabloda sıralanan başvurulara ait başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemelerinden sonra başvurular

Komisyonlara sunulmuştur.

3. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Konularının aynı olması nedeniyle 2017/34022 numaralı

bireysel başvuru dosyasının, 2017/15572 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın

oluştuğu alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden

incelenmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucuların maliki olduğu başvuruya konu taşınmazlar

1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında kamu hizmeti alanına

ayrılmıştır. Başvurucular, bu taşınmazların kamulaştırılması istemiyle

Belediyeye başvurmuş fakat bu yoldan bir sonuç elde edememişlerdir.

9. Başvurucular, bunun üzerine imar planında kamu hizmeti

alanına ayrılan taşınmazların rayiç bedelinin ödenmesi istemiyle Belediye

aleyhine tam yargı davası açmışlardır.

10. Derece mahkemelerince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararda, başvurucuların uyuşmazlık konusu taşınmazları edindikleri tarih

itibarıyla taşınmazlar için kısıtlılık durumunun mevcut olduğu vurgulanmıştır.

Bu bağlamda mülkiyet hakkının geçmişte belirli bir süre engellenmiş olması

durumunun eski malikler açısından gerçekleşmiş olmasına rağmen

11/1/2013-7/3/2013 tarihleri arasında gerçekleşen satış işlemleri sonucu

taşınmazları edinen başvurucular açısından kısıtlılık hâlinden kaynaklanan ve

tazminatı gerektirir mağduriyetin gerçekleşmediği belirtilmiştir.

11. Başvurucular, nihai kararın tebliği üzerine bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

12. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Hüseyin Ünal, B. No:

2017/24715, 20/9/2018, §§ 17-29.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 29/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

14. Başvurucular; taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanına

ayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini, bu müdahale sebebiyle

taşınmazlarını diledikleri gibi kullanamadıklarını belirtmişlerdir.

Başvurucular, taşınmazların kamulaştırılmamasının mülkiyet hakkının ihlaline

yol açtığını ifade etmişlerdir. Başvurucular bunun yanında dava sürecinde

yapılan yasal değişikliklerin geriye yürütülmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkı, eşitlik ilkesi ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini de ileri

sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

15. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular; mülkiyet hakkı dışında adil

yargılanma hakkı, eşitlik ilkesi ve hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini

ileri sürmektedirler. Ancak somut olayda eşitlik ilkesinin ihlaline yol

açabilecek farklı muamelenin varlığı başvurucular tarafından

temellendirilmemiştir.

17. Diğer taraftan başvurucuların asıl şikâyetinin imar

uygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılması sebebiyle maliki oldukları

taşınmazdan dilediği gibi yararlanamadıklarına, taşınmazı kullanamadıklarına ve

onu tasarruf edemediklerine yönelik olduğu anlaşılmakla başvurucuların bütün

şikâyetleri mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

19. Anayasa Mahkemesi aynı konu ile ilgili şikâyetleri daha önce

incelemiş ve uygulanacak ilkeleri ortaya koymuştur (Hüseyin Ünal, §§ 34-62).

20. Hüseyin Ünal

kararında imar uygulamasına konu edilen taşınmazın, başvurucu adına tapuda

kayıtlı olduğundan dolayı Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil ettiği

belirtilmiştir (Hüseyin Ünal, §

37). Bu taşınmazın uygulama imar planında kamu hizmeti alanı olarak

ayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği kabul edilmiş, söz konusu

müdahalenin niteliği sebebiyle mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin genel

kural çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Hüseyin Ünal, §§ 38-41).

21. Anayasa Mahkemesi 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar

Kanunu hükümleri ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. maddeye dayalı olan

müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığını değerlendirmiş, ayrıca taşınmazın

kamu hizmetine tahsis edilmesine yönelik müdahalenin kamu yararına dayalı meşru

bir amacının bulunduğu açıklanmıştır (Hüseyin

Ünal, §§ 44-50). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin 28/3/2018

tarihli ve E.2016/196, K.2018/34 sayılı kararı ile anılan madde iptal

edilmiştir. Bu çerçevede ölçülülük yönünden yapılan değerlendirmede uygulama

imar planının onaylanmasından itibaren beş yıldan fazla süre geçmesine rağmen

imar planında kamu hizmetine ayrılan taşınmazın kamulaştırılmaması ve herhangi

bir tazminat da ödenmemesinin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet

yüklediği kanaatine ulaşılmıştır. Bu sebeple başvurucunun mülkiyet hakkının

korunması ile kamunun yararı arasında olması gereken adil dengenin başvurucu

aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı kabul edilmiştir (Hüseyin Ünal, §§ 51-62).

22. Somut başvuruda da başvuruculara ait taşınmazlar uygulama

imar planında kamu hizmeti alanına ayrılmıştır. Başvurucular bu taşınmazları

daha sonra 11/1/2013-7/3/2013 tarihleri arasında satış yoluyla edinmişlerdir.

Başvurucuların taşınmazların maliki oldukları tarihten itibaren beş yılı aşkın bir

süre geçmiş olmasına rağmen taşınmazların hâlen kamulaştırılmadığı ve

kendilerine herhangi bir tazminat da ödenmediği dikkate alındığında bu

ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı sonucuna

varılmıştır. Dolayısıyla başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahale

ölçülü değildir.

23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

25. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

26. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve

hürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca

eski hâle getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.

Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın

veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa

ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda

uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, § 55).

27. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl

giderileceğine hükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının

yerine geçerek işlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının

nasıl giderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı

ilgili mercilere gönderir (Mehmet Doğan, §

56).

28. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna

göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama

işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim

yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).

29. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, § 58).

30. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiği

hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derece

mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği

doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla

yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).

31. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gereken

şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafından bir

temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali gideremediği

tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi, kararın

kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit edilen

ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır (Mehmet Doğan, § 60).

32. Başvurucular, maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

33. Somut olayda başvuruculara ait taşınmazlar imar planında

kamu hizmeti alanına ayrılmıştır. Başvurucuların açmış olduğu tazminat

davasında derece mahkemeleri, davanın reddine karar vermiştir. Müdahalenin

temeli olan taşınmazın imar planında kamu hizmetine ayrılması idari bir işlem

niteliğindedir. Bu bağlamda başvurucuların mülkiyet hakkının idari bir işlem

nedeniyle ihlal edildiği anlaşılmaktadır. Ancak somut olayda ihlale yol açan

idari eylem ve işleme karşı başvurulabilecek kanun yolu tüketildikten sonra

bireysel başvurunun yapıldığı anlaşıldığına göre ilgili mahkemenin yeniden

yargılama yoluyla tespit edilen ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırma imkânı

bulunmaktadır.

34. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, ihlal

sonucuna uygun olarak tazminata hükmedilmesinden ibarettir. Tazminat miktarının

belirlenmesi hususu ise bu konuda uzmanlaşmış derece mahkemelerinin

takdirindedir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak

üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

35. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yetkili yargı

merciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlal sonucu açısından yeterli bir

giderim sağladığı anlaşıldığından başvurucuların tazminat taleplerinin reddine

karar verilmesi gerekir.

36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ekli tabloda belirtilen

harçların ayrı ayrı olmak üzere; ayrıca 1.980 TL vekâlet ücretinin de müştereken

başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli

tabloda belirtilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. Ekli tabloda belirtilen harçların BAŞVURUCULARA AYRI AYRI ÖDENMESİNE,

F. 1.980 TL vekâlet

ücretinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

29/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Eşref Uğur

ŞENOL

Başvurucular

:

1. Barış

AYTEKİN

2. Enver

AYTEKİN

Vekili

:

Av. Mehmet

İhsan AYTEKİN