Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

Birinci Bölüm 2017/27308 E. K.

AYM 2018-10-31 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

BÜLENT EREN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/27308)

Karar Tarihi: 31/10/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanına

ayrılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/6/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu

alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden

incelenmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucuların maliki olduğu başvuruya konu taşınmaz 1/1000

ölçekli revizyon uygulama imar planında kamu hizmeti alanına ayrılmıştır.

Başvurucular, bu taşınmazın kamulaştırılması istemiyle Belediyeye başvurmuş

fakat bu yoldan bir sonuç elde edememişlerdir.

9. Başvurucular, bunun üzerine imar planında kamu hizmeti

alanına ayrılan taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi istemiyle Belediye aleyhine

tam yargı davası açmışlardır.

10. Derece mahkemelerince uyuşmazlığın esası hakkında karar

verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Kararda 20/8/2016 tarihli ve 6745

sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi İle Bazı Kanun ve Kanun

Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la 4/11/1983 tarihli

ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na birtakım hükümler eklendiği

vurgulanmıştır. Bu bağlamda uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî

kurumlara ayrılan taşınmazların kamulaştırılması için öngörülen beş yıllık

sürenin 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. madde gereğince bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayacağı ve bu maddenin yürürlüğe

girdiği tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı

kesinleşmeyen davalara da bu madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Başvurucular tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge

İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesi tarafından istinaf talebinin

reddine karar verilmesi sonucunda hüküm kesinleşmiştir.

11. Başvurucular, nihai kararın tebliği üzerine bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

12. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Hüseyin Ünal, B. No: 2017/24715, 20/9/2018, §§ 17-29.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 31/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

14. Başvurucular; taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanına

ayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini, bu müdahale sebebiyle

taşınmazını dilediği gibi kullanamadığını belirtmişlerdir. Başvurucular,

taşınmazının kamulaştırılmamasının mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını

ifade etmişlerdir. Başvurucular bunun yanında dava sürecinde yapılan yasal

değişikliklerin geriye yürütülmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı, eşitlik

ilkesi ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini de ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

15. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular; mülkiyet hakkı dışında adil

yargılanma hakkı, eşitlik ilkesi ve hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini

ileri sürmektedirler. Ancak somut olayda eşitlik ilkesinin ihlaline yol

açabilecek farklı muamelenin varlığı başvurucular tarafından

temellendirilmemiştir.

17. Diğer taraftan başvurucuların asıl şikâyetinin imar

uygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılması sebebiyle maliki oldukları

taşınmazdan dilediği gibi yararlanamadıklarına, taşınmazı kullanamadıklarına ve

onu tasarruf edemediklerine yönelik olduğu anlaşılmakla başvurucuların bütün

şikâyetleri mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

19. Anayasa Mahkemesi aynı konu ile ilgili şikâyetleri daha önce

incelemiş ve uygulanacak ilkeleri ortaya koymuştur (Hüseyin Ünal, §§ 34-62).

20. Hüseyin Ünal

kararında imar uygulamasına konu edilen taşınmazın, başvurucu adına tapuda

kayıtlı olduğundan dolayı Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil ettiği

belirtilmiştir (Hüseyin Ünal, §

37). Bu taşınmazın uygulama imar planında kamu hizmeti alanı olarak

ayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği kabul edilmiş, söz konusu

müdahalenin niteliği sebebiyle mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin genel

kural çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Hüseyin Ünal, §§ 38-41).

21. Anayasa Mahkemesi 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar

Kanunu hükümleri ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. maddeye dayalı olan

müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığını değerlendirmiş, ayrıca taşınmazın

kamu hizmetine tahsis edilmesine yönelik müdahalenin kamu yararına dayalı meşru

bir amacının bulunduğu açıklanmıştır (Hüseyin

Ünal, §§ 44-50). Ölçülülük yönünden yapılan değerlendirmede ise

uygulama imar planının onaylanmasından itibaren beş yıldan fazla süre geçmesine

rağmen imar planında kamu hizmetine ayrılan taşınmazın kamulaştırılmaması ve

herhangi bir tazminat da ödenmemesinin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir

külfet yüklediği kanaatine ulaşılmıştır. Bu sebeple başvurucunun mülkiyet

hakkının korunması ile kamunun yararı arasında olması gereken adil dengenin

başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı kabul edilmiştir (Hüseyin Ünal, §§ 51-62).

22. Somut başvuruda da başvuruculara ait taşınmazın uygulama

imar planında kamu hizmeti alanına ayrılmasına rağmen beş yılı aşkın bir

süreden beri kamulaştırılmadığı ve kendilerine herhangi bir tazminat da

ödenmediği dikkate alındığında bu ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durumun

söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla başvurucuların mülkiyet

hakkına yapılan müdahale ölçülü değildir.

23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

25. Başvurucular, maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

26. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

27. Somut olayda başvuruculara ait taşınmaz imar planında kamu

hizmeti alanına ayrılmıştır. Başvurucuların açmış olduğu tazminat davasında

derece mahkemeleri, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren kanun maddesini

gerekçe göstererek dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar

vermiştir. Sonuç olarak müdahalenin temeli olan taşınmazın imar planında kamu

hizmetine ayrılması idari bir işlem niteliğindedir. Başvurucuların mülkiyet

hakkının idari bir işlem nedeniyle ihlal edildiği anlaşılmaktadır. Ancak somut

olayda ihlale yol açan idari eylem ve işleme karşı başvurulabilecek kanun yolu

tüketildikten sonra bireysel başvurunun yapıldığı anlaşıldığına göre ilgili

mahkemenin yeniden yargılama yoluyla tespit edilen ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırma imkânı bulunmaktadır.

28. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, ihlal

sonucuna uygun olarak tazminata hükmedilmesinden ibarettir. Tazminat miktarının

belirlenmesi hususu ise bu konuda uzmanlaşmış derece mahkemelerinin

takdirindedir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak

üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

29. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yetkili yargı

merciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlal sonucu açısından yeterli bir

giderim sağladığı anlaşıldığından başvurucuların tazminat taleplerinin reddine

karar verilmesi gerekir.

30. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 1.980 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.237,50

TL yargılama giderinin başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Bursa

1. İdare Mahkemesine (E.2016/1037, K. 2016/1756) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 257,50 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.237,50

TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

31/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör

:

Eşref Uğur

ŞENOL

Başvurucular

:

1. Bülent

EREN

2. Ekrem

EREN

3. Mehmet

EREN

4. Mehti EREN

5. Merve

AYDIN

6. Recep

DEMİREL

7. Sabriye

İLHAN

8. Suat EREN

9. Şaban

DEMİREL

10. Şükran

EREN

11. Tenzile

DEMİRLEK

12. Ülkenur EREN

13. Ümran

EREN

Vekili

:

Av. Çayan

Elif SÜZER