T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:... T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A .... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : 2...
BAŞKAN : ... ÜYE :... ÜYE : ... KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : ... KARAR NO : -- KARAR TARİHİ : 16/11/2023 İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : 29/11/2023 DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : ... VEKİLİ : Av.... DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) B.A.M. KARAR TARİHİ : 08/02/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/02/2024
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sırasında mahalli mahkemesince davalıya yönetici kayyım atanmasına ve bu sürede karar alınması yada tesisinin önlenmesi yönünde tedbir kararı verilmesi talebinin reddine dair verilen ara karara süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ... Organize Sanayi Bölgesi yönetimi tarafından 10/05/2023 tarihli olağan genel kurul toplantısı gerçekleştirildiğini, bazı gündem maddeleri ile alınan karar arasında uyumsuzluk bulunduğunu, her ne kadar hazirun cetveline göre toplantı nisabının sağlandığı belirtilmiş ise de, görüşülmeye başlanması ve sonrasında; bulunan kişi sayısı açıkça belirtilmek suretiyle, toplantı ve karar nisabının sağlandığı yönünde bir tespit yapılmadığını, gündemin 7. maddesi ile ilgili olarak oy çokluğu ile alınan kararın, kabul ve ret oy sayısı açıkça belirtilmediğinden hukuken geçerli bir kararın varlığından söz edilemeyeceğini, gündemin 10. maddesi ile yeni yönetim kurulunun seçilmesinde; yeşil listenin beyaz listeye göre oy çokluğu ile seçimi kazandığı belirtildiği halde, kaç kişinin yeşil listeye, kaç kişinin beyaz listeye oy verdiği açıkça belirtilmediğini, bu aşamada da toplantı nisabının denetimi de yapılmadığını, toplantıya ... Makine Taahhüt San. Ve Tic. A.Ş'. yi temsilen katılıp oy kullanan ve bu katılımcı adına davalı yönetim kuruluna da seçilen ... ... isimli şahsın; o gün itibari ile hukuken geçerli bir ticaret sicil tasdiknamesi ve temsil belgesi sunmadığı halde toplantıya katılıp oy kullanması ve yönetime seçilmesinin hukuken mümkün olmadığını, toplantı tutanağında; hazirun cetvelinde imzası olan kişilerden; kaçının gerçek şahıs, kaç kişinin tüzel kişi olduğu ve oy kullananlardan kaç kişinin asaleten, kaç kişinin vekaleten ve temsilen oy kullandığının açıkça belirtilmediğini, toplantı tutanağının 15. maddesi ile ilgili kararda bazı maddeler yönünden açıkça itirazlar olduğu halde, bu itirazlara hiç bir cevap verilmediğini, hiç bir itiraz olmadığı şeklinde gerçeğe aykırı beyanla düzenlendiğini, gündemin 13. maddesine konduğu ve davalının faaliyetlerini yürütebilmesi için zorunlu olan; arsa tahsis ve satış bedelleri, katılımcı ve kiracılardan tahsil edilecek altyapı katılım payları, elektrik, su, doğalgaz bedelleri, gecikme halindeki yaptırımlar vb. konularda karar alınmaması nedeniyle hukuken geçerli bir toplantıdan söz edilemeyeceğini, gündemin 12. maddesi ile yönetim kuruluna devir edilmez yetkilerden olmasına rağmen geçici bütçe yapma yetkisi verildiğini beyanla öncelikle TMK 427/4 maddesi uyarınca davalıya yönetici kayyım atanmasına ve bu işleme kadar yönetim kurulunun görevini yerine getirmemesi yönünde tedbir kararı verilmesine ve davalı tarafından gerçekleştirilen 10.05.2023 tarihli olağan genel kurul toplantısı ile bu toplantıda alınan kararların yok hükmünde ve hükümsüz olduklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafın süresi içinde itiraz etmediğinden Genel Kurul tutanağının kesinleştiğini, Davacı şirket yetkilisi, 10.05.2023 tarihli ... Organize Sanayi Bölgesi olağan genel kurula bizzat katılmış olmasına rağmen, dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu iddialarını olağan genel kurul toplantısı esnasında dile getirmediğini, toplantı tutanağına şerh düşmediğinden davasının aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, 10.05.2023 tarihli olağan genel kurul tutanağının 6. sayfasında tablo halinde alınan oy miktarları, yeşil listenin 24 adet oyu olduğu, beyaz listenin ise 21 adet oyu olduğu, 7. sayfasında ise toplam kullanılan oy miktarının 46 olduğu ve 1 adet oyun geçersiz olduğunun açıkça belirtildiğini, olağan genel kurula katılan katılımcıların hangilerinin vekaletname ile hangilerinin bizzat katıldığının toplantı tutanağında belirtilerek genel kurula açıklanması gerektiğine ilişkin iddiasının hukuksal dayanağı bulunmadığını, toplantıda oy çokluğu ile alınan kararlardan ziyade bu kararlar ile doğrudan bağlantılı yönetim ve denetim kurulunun oy birliği ile ibra edilmesi nedeniyle bağlantılı diğer maddelerin oy çokluğu ile kabul edildiğinin tutanağa geçirilmesinin yeterli olduğunu, davacının iddiasının aksine ... Makine Taahhüt ve Tic. A.Ş.'nin yetkilisi ...n oy kullanma yeterliliği mevcut olduğunu, Organize Sanayi Bölgesi katılımcılarından yalnızca yapı kullanma izin belgesi sahibi olanlar genel kurulda oy kullandığını, diğer maddelere ilişkin iddiaların da gerçeği yansıtmadığını, davacının Organize Sanayi Bölgeleri mevzuatına uygun olarak gerçekleştirilen işlemler nedeniyle Yönetim Kurulunu yıpratmak ve bir ihtimal yönetim Kayyımı atanmasını sağlayarak hukuksuz işlemlerine devam etme amacıyla hareket ettiğini, tedbir taleplerinin hukuki dayanağı bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, 16/11/2023 tarihli ara karar ile; davacı tarafın davalı şirkete yönetim kayyımı atanması ve bu işleme kadar yönetim kurulunun görevini yerine getirmemesi yönünde tedbir kararı verilmesi yönündeki tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, hukuka uygun olarak seçilen bir yönetim kurulundan söz edilemeyeceğini, alınan hukuk dışı kararların uygulanması halinde hem davalı hem de katılımcılar yönünden zararların doğacağını, mahkemece genel kurulda alınmış kararın tedbir talebinin reddine dayanak yapılmasının hatalı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen ara kararın kaldırılmasını ve taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, Organize Sanayi Bölgesi Genel Kurul Kararının iptali istemine ilişkin olup, talep davalıya kayyım atanması ve bu işleme kadar yönetim kurulunun görevini yerine getirmemesi yönünde tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389. maddesi, “(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.” hükmü yer almaktadır. HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) organları, 4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’nun (OSBK) 6. maddesinde belirtilmiş olup, bunlar; müteşebbis heyet (işletme aşamasında genel kurul), yönetim kurulu, denetim kurulu ve bölge müdürlüğü’dür. 4562 Sayılı OSBK’nun 25. maddesini 5. fıkrası aynen; “Genel kurulun teşkilini müteakip bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde, OSB'lerin organları ile ilgili olarak Türk Ticaret Kanununun anonim şirketlerin organları ile ilgili hükümleri kıyasen uygulanır” hükmünü içermektedir. Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ve Uygulama Yönetmeliğinde Yönetim Kurulu kararlarının iptaline ilişkin düzenleme bulunmadığından Genel Kurul Kararları için öngörülen OSBK nın 25/5 maddesindeki düzenleme uyarınca Türk Ticaret Kanunun hükümlerinin kıyasen uygulanması gerekecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda istisnai haller dışında genel olarak yönetim kurulu kararlarının iptaline ilişkin bir düzenlemeye yer vermediği görülmektedir. Yönetim kurulu kararlarının iptalini genel kurul kararlarının iptalini düzenleyen 445. Maddeye atıf yaparak kıyas yoluyla uygulanması gerektiği düzenlenmiştir. Anonim şirketlerin genel kurul kararlarının iptaline ilişkin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 445 maddesi aynen “(1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.” düzenlemesini içermektedir. Aynı Kanunun 460/5 maddesinde “Yönetim kurulu kararları aleyhine, pay sahipleri ve yönetim kurulu üyeleri, 445 inci maddede öngörülen sebeplerin varlığı hâlinde kararın ilanı tarihinden itibaren bir ay içinde iptal davası açabilirler. Bu davaya 448 ilâ 451 inci maddeler kıyas yoluyla uygulanır.” hükmü bulunmaktadır. Yasa metninden açıkça anlaşılacağı üzere 6762 sayılı TTK’nun genel kurul kararlarının ve yollama yoluyla yönetim kurulu kararlarının iptali için dava açılabileceği ve öngörülen sürenin üç ay olduğu kabul edilmelidir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2015/15471 Esas, 2016/2316 Karar ve 2011/321 Esas 2011/5105 Karar) Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin " Genel kurul kararlarının iptali " başlıklı 22 nci maddesi; "(1) Aşağıda belirtilen kişiler, kanun, yönetmelik, kuruluş protokolü ve ana sözleşmede belirtilen hususlar ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiasıyla genel kurul kararları aleyhine, toplantı tarihinden itibaren 3 ay içinde, OSB’nin bulunduğu yerdeki ilgili mahkemeye başvurabilir: a) Toplantıda hazır bulunup da kararlara muhalif kalarak durumu tutanağa geçirten, oyunu kullanmasına haksız olarak izin verilmeyen, toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını veya gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini iddia eden katılımcılar, b) Yönetim kurulu, c) Kararların yerine getirilmesi yönetim veya denetim kurulu üyelerinin şahsi sorumluluklarını gerektirdiği takdirde, bunların her biri. 2) Genel kurul kararına karşı iptal davası açıldığı hususu ve duruşmanın yapılacağı gün, yönetim kurulu tarafından usulen ilan olunur. 3) Genel kurul kararının iptali, bütün katılımcılar için hüküm ifade eder. İptal kararının kesinleşmesi halinde, bu husustaki ilam, Bölge Müdürlüğünde 5 gün süreyle ilan edilir ve askı süresinin sonunda Bakanlığa gönderilir. "hükmü ile; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun İptal davası açabilecek kişiler başlıklı 446 maddesinde, a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri iptal davası açabilir hükmü mevcuttur. Gerek Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu, gerekse Uygulama Yönetmeliğinde yönetim kurulu kararlarının iptali için kimlerin dava açacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından yukarıdaki açıklamalar uyarınca yönetim kurulu kararlarının iptalini açacak kişilerin Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği ve Türk Ticaret Kanunun Anonim Şirketin Genel Kurul Kararının iptaline ilişkin hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. 6102 Sayılı TTK'nın 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. TMK'nun 426. maddesinde temsil kayyımlığı, 427. maddesinde ise yönetim kayyımlığı düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunun 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D. 1988 tarih 65-3848 sayılı kararı) kabul görmektedir. Bir şirketin yasal temsilcisinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunduğu taktirde kendisine o iş için temsil kayyımı atanabileceği gibi, şirketin zorunlu organlarından olan yönetim kurulunun mevcut olmaması halinde de TTK'nun 530. maddesi gereğince bu durumun feshe sebep olabileceği de gözetilerek bir yönetim kayyımı atanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/(2) ve (3). maddelerinde de; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir. Anılan maddelerde müdürün yetkisinin sınırlandırılabileceği belirtilmiş olup, maddedeki sınırlandırmanın amacı müdürün yetkisi dahilinde yaptığı işlerin kayyım onayına tabi tutulması değildir. Böyle bir yorum, TMK'da düzenlenen kayyımlık müessesesi ile bağdaşmadığı gibi TTK'nın 629/1. maddesinin atfıyla limited şirketlerede uygulanması mümkün olan TTK'nın 371/3. maddesi gereğince, ancak temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin özgülendirilmesine veya birlikte kullanılmasına ilişkin sınırlandırılmalar geçerli olup, TTK'nın 630/2 ve 3. fıkralarında belirtilen sınırlandırmada ancak kanunda belirtilen bu hallere ilişkin olarak yapılabilir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/01/2021 tarih 2020/1490 Esas 2021/593 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, Organize sanayi bölgesi genel kurulu ile yönetim kurulunun seçildiği, yönetim kurulunun oluşumu ve genel kurula katılımın yasalara aykırı olduğu savının ancak yargılamanın sonucunda ortaya çıkacağı, açılan davada verilecek karar ile ulaşılacak sonuca ihtiyati tedbir kararı ile ulaşılamayacağı gözetilerek, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamıştır. HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-...r Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/11/2023 tarih ve...esas sayılı ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının peşin olarak alınan 269,85 TL'den mahsubu ile eksik kalan 157,75 TL 'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-f. hükmü uyarınca kesin olmak üzere 08/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
.. Başkan ...
... Üye ...
... Üye ...
... Katip ...