11. Ceza Dairesi 2016/11738 E. , 2020/875 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Defter ve belgeleri gizleme, sahte fatura düzenleme HÜKÜM : Mahkumiyet
I-Sanık ... hakkında 2010, 2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz nedenlerinin incelenmesinde; Sanık hakkında 2010, 2011 ve 2012 takvim yıllarında “sahte belge düzenleme” suçlarından kamu davası açıldığı ve her bir takvim yılının birbirinden bağımsız ve ayrı suçlar olduğu gözetilmeden yazılı şekilde tek suçtan hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yapılan yargılamada, toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığa yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonucuna uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanığın yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
II-Sanık ... hakkında defter belge gizlemek suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz nedenlerinin incelenmesinde ise; 213 sayılı VUK’nin 139/2. maddesine göre, incelemenin dairede yapılmasını gerektiren nedenlerden birinin varlığı önceden belirlenmeden, faaliyetini sürdüren mükelleflere defter ve belgelerin ibrazı için yapılan tebligatların hukuki sonuç doğurmayacağı dikkate alınarak; sanığın iş yerinin tebliğ tarihi itibarıyla faal olup olmadığı yönünde dosyada herhangi bir tespit bulunmaması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, defter ve belgelerin istendiği 25.06.2012 tarihi itibarıyla işyerinin faal olup olmadığının araştırılması, hesapların dairede incelenmesine imkan veren 213 sayılı VUK’nin 139/2. maddesindeki istisnalardan birinin varlığının önceden belirlenip belirlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorulması, varsa buna ilişkin belgenin istenmesi, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması, Kabule göre de; a)213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/a-2. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılan sanık hakkında; düzenlenen vergi inceleme raporunda somut bir zarara yer verilmediği, vergi ve cezaların eylemden doğan zarar niteliğinde olmadığı; sanık hakkında "defter ve belgeleri gizlemek" eylemi nedeniyle CMK'nin 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmasına engel oluşturabilecek somut bir zararın meydana geldiğinin kanıtlanamadığı gözetilmeden; engel sabıkası bulunmayan, sabıkasız geçmişi nedeniyle hakkında takdiri indirim nedeni uygulanan ve hükmolunan hapis cezası “bir daha suç işlemekten çekineceği” kanaatiyle ertelenen sanık hakkında, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 08.02.2008 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 562. maddesiyle değişik CMK'nin 231. maddesinin uygulanmaması, b)TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, III-... hakkında 2010, 2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz nedenlerinin incelenmesinde; sanığın “.. Atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben herhangi bir şekilde İstanbul'da vergi mükellefi olmadım. Şirket kurmadım. Ayrıca ortak olarak gözüken ... isimli şahsı ise tanımam. 2009 yılında kimliğimi kaybettim. Kimliğimi kaybettikten sonra bu işler başıma geldi. 1,5-2 ay önce Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulundum. 2009 yılı dokuzuncu ayda kimliğimi kabyettiğime dair Zeytinburnu Emniyet Müdürlüğüne bildirimde de bulundum ve daha sonradan şu anda size ibraz ettiğim 03/11/2010 tarihli nüfus cüzdanımı aldım. Hakkımda yine bu sahte kimlik kullanılarak yapılan işlemlerle ilgili çok sayıda dava açılmıştır. Vergi Dairesinden 12.000,00 TL'lik borç çıkarılmıştır. Olay nedeniyle mağdurum...” şeklindeki savunması, aşamalardaki beyanlarında üzerine atılı suçlamayı ısrarla kabul etmemesi ve dosya içerisinde yer alan rapor içeriklerinden, suça konu şirket işlerine iştigal ettiği yönünde bir belirleme yapılmaması karşısında gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; a) Sanık tarafından düzenlendiği iddia edilen 2010, 2011 ve 2012 takvim yıllarına ait fatura asıllarının getirtilmesi, sanığa gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını söylemesi halinde; faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması, b) Faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ait olmadığının anlaşılması halinde ise; aa)Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorularak, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi, bb)Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığını araştırılması; dava açılmış ise dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, cc)Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK'nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanığı tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması, c) Gerektiğinde, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi için; aa) Sanığın mükellefiyetiyle ilgili iş yerine ait mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim ve tesellüm belgeleri, bedelinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun ve kanıtlama yeterliliği olan banka hesapları ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgeler olup olmadığının araştırılması, bb) Daha sonra, sanığın iş yeri ile faturaları kullanan şirket ve kişilerin ticari defterleri ve belgeleri üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması, Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Kabule göre de; a)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, b) Her bir takvim yılının birbirinden bağımsız ve ayrı suçlar olduğu gözetilmeden yazılı şekilde tek suçtan hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, mahkumiyet hükmü yönünden ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 05.02.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.