6. Ceza Dairesi 2019/80 E. , 2019/4716 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs, Nitelikli yağma, Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/12/2018 tarih ve 6-2018/103097 sayılı yazısı ile Dairemize gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık ... savunmanlarından Av....’ın 21.06.2016 günlü gerekçeli temyiz dilekçesinde, yasal süresinden sonra duruşmalı inceleme isteminde bulunduğu anlaşılmakla birlikte; adı geçen avukatın 22.06.2016 günlü dilekçesiyle duruşmalı inceleme isteminden vazgeçtiğinden vaki istem konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
I-) Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında yakınan ...’e yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs; sanık ... hakkında yakınan ...’a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma; suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik açılan temyiz davalarında, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi ışığında lehe yasanın saptanmasında sonuç olarak isabetsizlik bulunmadığı anlaşılarak yapılan incelemede;
Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08/10/2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının TCK’nin 53. maddesinin uygulanması yönünden infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş;
Yakınan ...’e yönelik yağmaya teşebbüs suçuna doğrudan katılan sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK’nin 37/1. maddesi ile uygulama yapılması gerekirken, anılan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 220/5. maddesi yollaması ile hüküm kurulması sonuca etkili olmadığından; yakınan ...’in işyerine 12.06.2003, 13.06.2003 günleri ve 14.06.2003 günü saat 22.00 ile 23.00 saatleri arasında gidip, suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanarak ve örgüte yarar sağlamak amacıyla 10.000 doları tehdit ve zorla almak isteyen sanıkların eyleminin suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan 765 sayılı TCK'nin 497/1, 61/1, 522. maddeleri ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nin 149/1. maddesinin (c-d-f-g-h) bendleri ve 35. maddesine uyan yağmaya teşebbüs suçunu oluştuğu gözetilmeden, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK’nin 149/1. maddesinin (c-d-g) bendleri ve 35. maddesiyle uygulama yapılması kanuna aykırı ise de karşı temyiz olmadığından; anılan hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... savunmanları ile sanık ...’in temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II-) Sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Sanığın eylemine uyan 4422 sayılı Kanunun 1-2. maddesi, 765 sayılı TCK’nin 102/3, 104/2. maddelerine göre; hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nin aynı suça uyan 220/1-3, 62, 66/1-d, 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olması ve aynı Yasanın 102/3 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 15 yıllık kesintili ve uzamış zamanaşımı süresinin, suç tarihi olan 2003 ile inceleme tarihi arasında geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
III-) Sanık ... hakkında yakınan ...’a yönelik nitelikli yağma ve yakınan ...’a yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs; sanık ... hakkında yakınan ...’a yönelik nitelikli yağma; sanık ... hakkında yakınan ...’a yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs; suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesine gelince;
A) Sanık ... hakkında yakınan ...’a yönelik nitelikli yağma ve yakınan ...’a yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükümleriyle ilgili olarak;
5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hükmün, 765 sayılı ve 5237 sayılı Yasaların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı ve her iki Yasaya göre, uygulanan yasa maddeleriyle verilmesi gereken cezalar denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı saptanıp, sonuç cezalar karşılaştırılarak, sanık yararına olan yasanın belirlenip hüküm kurulması gerektiği, hal böyle olunca, somut olaya uygulanacak yasa normlarının karar gerekçesinde gösterilmesine rağmen verilmesi gereken cezaların ayrı ayrı saptanıp sonuç cezaların karşılaştırılması gereğinin dikkate alınmaması kanuna aykırı ise de, sanık ...’ın eyleminin suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nin 499/1, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nin 149/1, 109/2-3-b maddeleri kapsamında kaldığı, temyiz incelemesi sırasında 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca 5237 sayılı TCK’ya göre yapılan uygulamanın açıkça sanık lehine olduğu anlaşılmıştır.
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık ...’ın yakınan ...’ın Beyoğlu’nda ev çalıştırdığını öğrenip bu bölgede çalışmaya devam edebilmesi için haraç vermesi gerektiğini söylemeye başladığı, 21.08.2003 tarihi saat 23.00 sularında sanık ...’ın kimlikleri saptanamayan şahıslarla, bindikleri taksiyle evlerine gitmekte olan yakınan ... ile onun evinde çalışan yakınan ...’ın önünü araçla kesip, yakınanları döverek araçtan indirip yakında bulunan metruk ve harabe bir binanın içerisine zorla götürüp darp ederek tehdit ettikleri, zorla alıkoydukları süre içerisinde yakınan ...’dan her ay kazancından 1.000TL haraç istediği, yakınan ...’ın bu kadar para verecek kadar kazanmadığını söylemesi üzerine istediği miktarı aylık 500 TL'ye indirip, o hafta pazartesi günü ve her ay başı 500 TL parayı vermediği takdirde Beyoğlu ve çevresinde iş yaptırmayacağını söyleyip, kendisine ve yakınlarına zarar vermekle tehdit ettiği, 29.08.2003 günü sanık ...’ın yakınanları tehdit edip Taksim’de bir çay bahçesine çağırdığı, yakınanların saat 23.00 sularında belirtilen yere gittikleri, bir müddet sonra yakınan ...’nin yanlarından ayrıldığı, yakınan ...’ın 200 TL'yi haraç olarak sanığa verdiği olayda; yakınan ...’ın kanuna uygun olmayan iş için çalıştırıp kullandığı ve/veya çalışanlara kullandırttığı evinden elde ettiği aylık kazancından belli bir miktardaki payı süre gelen zaman içerisinde zorla almak kastı ile hareket edip, bir miktarı da tahsil eden sanık ...’ın eyleminin bir bütün halinde tek nitelikli yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde sanık ... hakkında yakınan ...’a karşı nitelikli yağma, yakınan ...’ye karşı nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan olmak üzere iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulması,
B) Sanık ... hakkında; 19.12.2003 günlü iddianamede yakınan ...’a yönelik eylemle ilgili olarak 765 sayılı TCK’nin 495/1, 61/1, 522, 4422 sayılı Kanunun 1/6, TCK'nin 31, 33 ve 40 dan cezalandırılması istemi ile kamu davasının açıldığı; Cumhuriyet Savcısının esas hakkında mütalaasında 5237 sayılı TCK’nin 149/1-c-f-g, 35. maddelerinden cezalandırılması istenildiği halde, sanık hakkında usulüne uygun olarak ek savunma hakkı verilmeden, 5237 sayılı TCK’nin 149/1-c-d, 62. maddeleri ile tamamlanmış yağma suçundan uygulama yapılmak suretiyle CMK’nin 226. maddesine aykırı davranılarak sanık ...’ın savunma hakkının kısıtlanması,
C) Yakınan ...’ın 18.09.2003 günlü kolluk beyanında; 7-8 yıldır işlettiği çay ocağında arkadaşlarının oyun oynaması için bir masa koyduğunu, üzerinde genellikle silah taşıyan sanık ...’nin sürekli olarak dükkanına gelip gittiğini, sanığın ayda birkaç kez gelerek kendisinden haraç olarak 30-50 TL arasında haraç olarak zorla para aldığını, korkusundan bu tarihe kadar şikayetçi olamadığını, en son 30.08.2003 günü dükkanına gelen sanığın 50 TL haraç istediğini, parası olmadığı için veremeyeceğini söylemesi üzerine sanığın sinirlenip kendisine küfür edip tehdit ettiğini 5 dakika sonra gelip dükkanını dağıtacağını ve dükkanında bulunan herkese zarar vereceğini söyleyip gittiğini, 5 dakika sonra yanında 2-3 kişi ile birlikte geri gelen sanığın elini beline götürmesi üzerine silahlı olduğunu tahmin edip korkmaları ve zarar vermelerini engellemek amacıyla silahı göstermek için belinden çıkarttığını, ancak silahın kaza ile patlaması üzerine sanık ...’ın yaralandığını, şikayetçi olduğunu,
Mahkemedeki beyanlarında; şikayetçi olmadığını, Beyoğlu’nda küçük bir çay ocağı daha doğrusu bitirimhanesinin olduğunu arada bir burada kumar da oynattığını, sanığın sık sık işyerine gelip kendisinden zorlama ile para istediğini, bunun üzerine kendisine 10-15 kez ödemede bulunduğunu, ancak hiç birisini kendisine geri ödemediğini, sanık ...’nin işyerine gelip arkadaşlarını dövüp, küfür ettiğini, bunların bir nevi tehdit olduğunu, olay günü de sanığın geldiğini, kumar oynanacağını, sanığın para istediğini, olmadığını söylemesi üzerine küfür edip tehdit ettiğini, herkesi dışarı çıkarmak için küfürlü konuşmalara başladığını, korkup yanında taşıdığı ruhsatsız silahla sanığın ayağına ateş ettiğini, daha doğrusu korktuğu için bir el ateş ettiğini, daha sonra sanık ...’ın yaralandığını öğrendiğini, ifade ettiği,
Sanık ...’ın aşamalardaki savunmalarında özetle; yakınandan sadece kumar oynamak için 50-60 TL borç para istediğini, vermemesi üzerine sinirlenip sitem edip “Görüşürüz geleceğim” diyerek oradan ayrıldığını, ancak para vermesi için tehdit etmediğini ve haraç almadığını, dışarı çıkıp cep telefonunu satıp geri dönüp içeri girecekken yakınanın kendisine silahla bir el ateş etmesi üzerine sol ayağından yaralandığını, suçlamaları kabul etmediğini, savunduğu,
Birleşen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi (5190 sayılı Yasa ile yetkili) 2003/347 esas sayılı dosyasının 07.12.2004 günlü oturumunda; “Beyoğlu 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/506 esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde sanık ... hakkında mağdur ...’ye karşı silahla müessir fiil suçundan cezalandırılması sebebiyle kamu davası açıldığı suç tarihi olarak 30.08.2003 olarak gösterildiği, yargılamasının 03.03.2005 gününe bırakıldığının anlaşıldığı” belirtilerek sözkonusu dava dosyasına ait iddianamenin bir suretinin alınıp dosya içerisine konulup mahkemesine iadesi yönünde karar verildiği,
Beyoğlu 9. Asliye Ceza Mahkemesinin söz konusu 2003/506 esas sayılı dosyasında, aynı tarihte (30.08.2003) ...’nin yaralanması olayı ile ilgili görülen ve sanığı ... olan ceza davasının bulunduğu, bu dosyanın akıbetine ilişkin ise dosyaya yansıyan bilgi, belgenin bulunmadığının anlaşılması karşısında;
Öncelikle anılan dosyanın akıbeti araştırılıp, denetime olanak sağlaması açısından dosyanın onaylı sureti dosya içerisine konulup, gerektiğinde ve mümkün olması halinde yakınan ...’a yönelik olayla ilgili hazırlık aşamasında beyanına başvurulan gizli tanığın mahkeme huzurunda usulüne uygun şekilde andlı beyanı alındıktan sonra kanıtların bir bütün halinde değerlendirilmesi ve sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun takdiri gerekirken eksik inceleme ile yetinilip yargılamaya devamla genel geçişli ifadeler kullanılıp yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde sanık ... hakkında mahkumiyet kararı verilmesi,
D) 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün, 2014/140- 2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK'nin 53. maddesinde yazılı, “Seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması nedeniyle karar yerinde yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, sanık ... yönüyle diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 08.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.