Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E. K.

İlk Derece İlk derece

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ...

HAKİM :... KATİP :...

DAVACILAR : 1-... 2- ... 3- ... 4- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 3- ...

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ :... KARAR TARİHİ : ... GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ...

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyon ile Kayseri ili Sarıoğlan ilçesi Yerlikuyu mahallesi istikametinden Ebulhayır mahallesi istikametine aracı hareket ettirmesiyle karşıdan karşıya geçmekte olan yaya ...'a çarpması neticesinde 22/09/2018 tarihinde ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, ...'un 22/09/2018 günü geçirmiş olduğu trafik kazasında feci şekilde can verdiğini, müteveffanın ailesi ile bağlarının kuvvetli olduğunu, ekonomik olarak da hem emekli hem de tarım işiyle uğraştığını, söz konusu aracın sürücüsünün ... olduğunu, araç sahibi ve sigortalısının ... Enerji İnşaat Ve Turizm İthalat İhracat San. Tic. Aş. olduğunu, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın ... Sigorta A.ş. nezdinde sigortalı olduğunu, Sarıoğlan Asliye Ceza Mahkemesi’nin ... Esas ve... Karar sayılı dosyasının kesinleştiğini, bu davada araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan cezalandırıldığını, müteveffa ...'un vefat ettiği tarihte evli olduğunu, ...’un vefatı nedeniyle eş ...'un müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını belirtmiş, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile davalı ... adına kayıtlı ... plaka sayılı araca ve ...'ın taşınır taşınmaz malları ile bankalardaki ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine, dava sonunda mahkeme tarafından takdir edilecek tazminatların sonuçsuz kalmaması için takdiren teminatsız olarak ve duruşma günü beklenmeksizin talep ettiklerinin alacak para alacağı olduğu için taktiren teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davacılar (... Mirasçılarına) ..., ..., ..., ... yönünden kendi adlarına her biri için şimdilik (200 TL) olmak üzere toplamda (1.000 TL) maddi tazminatın davalılardan (Sigorta poliçesi miktarınca ... Sigorta) ve diğer davalılardan alınarak müşterek ve müteselsilen haksız fiil tarihinden itibaren yürütülecek faizi ile tahsil edilerek davacıya verilmesine, davacılar ..., ..., ..., ... yönünden kendi adlarına her biri için 30.000 Türk Lirası TL olmak üzere toplam 120.000 TL manevi tazminatın davalılardan (Sigorta poliçesi sorumuluk miktarınca ... Sigorta) ve diğer davalılardan alınarak müşterek ve müteselsilen haksız fiil tarihinden itibaren yürütülecek faizi ile tahsil edilerek davacılara verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... Sigorta A.Ş.vekili cevap dilekçesinde özetle: huzurdaki davanın zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açılmış olduğundan zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın reddi gerektiğini, yeni düzenlemeye göre zarar görenlerin doğrudan dava açma hakkının ortadan kaldırıldığını, dava öncesinde sigorta kuruluşuna başvuru zorunluluğu getirildiğini, başvuran tarafın genel şartlarda belirtilen belgeler ile müvekkili şirkete resmi bir başvuru yapmadığını, davacıların doğum tarihleri göz önüne alındığında kaza tarihinde destek yaş aralığında bulunmadıklarını. müteveffanın davacıya destek olduğu hususunun ispatlanmasının zaruri olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirterek, davanın maddi tazminat talebi yönünden reddine, kusur durumunun tespiti için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden rapor alınmasına, tazminat oranı ve miktarının tespiti için, yukarıdaki hususlar tamamlandığında Hazine Müsteşarlığı Aktüerler Sicili’ne kayıtlı aktüer bilirkişiden rapor alınarak gerçek zararın tespit ettirilmesine, görülen davanın ikame edilmesine sebep olunmadığından harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... 29.04.2022 havale tarihli dilekçesinde özetle: 22.09.2018 tarihinde meydana gelen kazada bir kastı bulunmadığını, kazada ölen ...'un feci şekilde can verdiği yazılarak duygu sömürüsü yapıldığını, emekli maaşından başka hiç bir geliri olmadığını belirterek gereğinin buna göre yapılmasını talep etmiştir. DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Dava, Sarıoğlan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...esas... karar sayılı ilamı ile verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi neticesinde mahkememize tevzi edilmiş ve mahkememizin... esas sırasına kaydı yapılmıştır. Sarıoğlan İlçe Jandarma Komutanlığına müzekkere yazılarak dava konusu kaza ile ilgili varsa kamera görüntüsü ve kaza sonrası çekilen renkli fotoğraflar celp edilmiştir. Sarıoğlan Asliye Ceza Mahkemesinin... Esas,... Karar sayılı dosya aslı celp edilmiştir. Kayseri Sosyal Güvenlik Kurumu İl müdürlüğüne müzekkere yazılarak, 22/09/2018 tarihinde trafik kazası nedeniyle SGK tarafından davacılara ve mirasçılara rücua tabi maaş veya gelir bağlanıp bağlanmadığı, yahut ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmuş, 25/07/2023 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Muris ...'un aile nüfus kaydı uyap sistemi üzerinden dosya arasına alınmıştır. Dava dosyası ve ekleri Ankara Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek kusur yönünden rapor alınmış, 25/07/2025 tarihli Adli Tıp Raporunda özetle; A)Davalı sürücü ...'ın %70 (yüzde yetmiş) oranında kusurlu olduğu,

B)Müteveffa yaya ...'un %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirir rapor sunulmuştur. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin itiraz dilekçesi, davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür. Tüm deliller toplandıktan sonra aktüerya konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, nitelikli hesap bilirkişisi 15/01/2025 tarihli raporunda özetle; Davaya konu kazada desteğini yitiren davacılar murisi eş ...'un destek zararının 15.226,71 TL olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 360.000,00 TL) kapsamında kaldığı yönünde kanaatini bildirmiştir. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. Mahkememizin 25/03/2025 tarihli duruşmasında davacı tanığı...'nın beyanı alınmıştır. Davacının itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasına karar verilmiş, 07/05/2025 tarihli ek raporda özetle; kök raporumuzdaki tespit ve hesaplamalarda bir değişiklik bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. Davacı vekilinin 22/07/2025 tarihli ıslah dilekçesi sunduğu, harcını tamamladığı, ıslah dilekçesinin davalılara tebliğ edildiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle, 6098 sayılı TBK'nun 54. maddesi gereğince maddi tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir. Zira dava ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketleri ile birlikte araç sürücüsüne ve işletenine karşı açılmıştır. Taraflar arasında uyuşmazlık noktaları; 22/09/2018 tarihinde gerçekleşen ve ...'un vefatı ile sonuçlanan trafik kazasında kusurun kimde olduğu, kusur oranının ne olduğu, söz konusu kaza nedeni ile davacıların davalılardan talep edebileceği maddi tazminat alacağının olup olmadığı, var ise miktarının ne olduğu, hususlarına ilişkin olduğu tespit edildi. Kusur durumunun değerlendirmesinde; Dava dosyası ve ekleri Ankara Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek kusur yönünden rapor alınmış, 25/07/2025 tarihli Adli Tıp Raporunda özetle; A)Davalı sürücü ...'ın %70 (yüzde yetmiş) oranında kusurlu olduğu, B)Müteveffa yaya ...'un %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirir rapor sunulmuştur. Bu rapor dosya kapsamında bulunan tüm delillerle örtüşmekte olup mahkememizce benimsenmiştir. Destekten yoksun kalma zararına ilişkin değerlendirmede; Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle "Destekten yoksun kalma zararı" ile "Destekten yoksun kalma tazminatı" kavramaları incelenmelidir. Trafik kazası, bir kişinin ölümü sonucunu doğurabilir. Böyle bir durumda, bazı kişiler onun ekonomik desteğinden, malî yardım ve bakımından yoksun kalabilirler. İşte; ölenin destek ve yardımından yoksun kalanlarının uğradıkları bu zarara, destek kaybından doğan zarar denir. Destekten yoksun kalma zararı TBK'nun 53. maddesinde yer almaktadır. Madde aynen; "Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar." şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü gibi destek zararları sayılırken "özellikle şunlardır" demekle madde metninde sayılan zararlar ile sınırlandırılmamıştır. Madde de çok dar kapsamlı sayılan zararların ne tanımı ne de şartları yer almıştır. Desteğin ölümünden önce kurulmuş olan veya destek yaşasaydı, kurulması muhtemel olan bir bakım ilişkisinin tespit edilmesi, ardından bu bakım ilişkisinin destek yaşasaydı gelecekte göstereceği değişim neticesinde, destekten yoksun kalanın uğradığı zarar miktarının ve ödenecek tazminat miktarının tespit edilmesi, tahminlere ve varsayımlara dayalıdır. TBK'nun 53. maddesinin öngörmüş olduğu hâl, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna "destekten yoksun kalma tazminatı" denir. Destekten yoksun kalma tazminatı, bir şahıs öldüğünde, ölenin sağlığında destek olduğu veya ileride destek olacağı kimseleri korumayı, desteklerinin ölümünden önceki sosyal ve ekonomik durumlarına uygun hayat sürdürebilmeleri için, ölüm sebebiyle mahrum kaldıkları yardımı, ölüme sebebiyet verenden tazmin edebilmelerini amaçlayan bir tazminat türüdür. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK’nun 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Davalı destekten yoksun kalmadan ileri gelen somut zararı gidermek zorundadır. Bu nedenle tazminat hesabından önce zarar tutarını belirlemek gerekir. Bunun yanında amaç zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi giderme olduğuna göre, ölüm nedeniyle desteğini yitirenin elde ettiği çıkarlar varsa, bunların da zarar tutarından indirilmesi gerekir. Aksi hâlde zarar görenin malvarlığında olaydan önceki duruma göre bir artış meydana gelmiş olur. Buradaki amaç zarar görenin malvarlığını zenginleştirmek değil, desteğini yitiren kişiye ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme imkânı tanımaktır. Destek zararından bahsedebilmek için destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli imkânlardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma şartı gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, davacının ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir. "Destekten yoksun kalanların meydana gelen zararlarını tazmin hakkı ölenden intikal eden bir hak olmayıp doğrudan doğruya desteğini yitiren kişinin kendisinde doğan, asli ve bağımsız nitelikte bir haktır. Ölenle ya da mal varlığı ile bir bağıntısı bulunmadığı için bağımsız bir talep hakkı yaratır, Bu nedenledir ki ölen kimse ile destekten yoksun kalan arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisi bulunması gerekmemektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı talebi miras yoluyla kazanılan, mirasçılık sıfatına bağlı bir hak olmadığından desteğin veya mirasçılarının da herhangi bir tasarruf hakkı bulunmamaktadır." (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22/06/2018 tarihli ve 2016/5 E., 2018/6 K. sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15/06/2011 tarihli ve 2011/17-142 E., 2011/17-411 K.; 20/04/2011 tarihli ve 2011/17-34 E., 2011/216 K.; 14/03/2019 tarihli ve 2017/1089 E., 2019/294 K. sayılı kararları). Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06/03/1978 tarihli ve 1/3 sayılı kararında destekten yoksun kalma tazminatı; "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminattır." şeklinde tanımlanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30/11/2005 tarihli ve 2005/4-648 E., 2005/691 K. sayılı kararında da aynı esaslar benimsenmiştir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nun 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Burada sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O hâlde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç içerisinde bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/04/1982 tarihli ve 1979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/04/1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06/03/1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu" hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30/11/2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Somut uyuşmazlık irdelendiğinde; müteveffanın destek tazminatı isteyen davacılar müteveffa ...'un eşi olduğu, ölümü ile ...'un destek zararı oluştuğu değerlendirilmiştir. Aktüer bilirkişi raporuna ilişkin değerlendirmede; Tüm deliller toplandıktan sonra aktüerya konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, nitelikli hesap bilirkişisi 15/01/2025 tarihli raporunda özetle; Davaya konu kazada desteğini yitiren davacılar murisi eş ...'un destek zararının 15.226,71 TL olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 360.000,00 TL) kapsamında kaldığı yönünde kanaatini bildirmiştir. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. Mahkememizin 25/03/2025 tarihli duruşmasında davacı tanığı ...'nın beyanı alınmıştır. Davacının itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasına karar verilmiş, 07/05/2025 tarihli ek raporda özetle; kök raporumuzdaki tespit ve hesaplamalarda bir değişiklik bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK'nun 90. ve 92. maddelerinde "Genel Şartlara" atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte,Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nce zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 22/12/2020 tarihli, 2019/5206 Esas ve 2020/8874 Karar sayılı ilamı). Yukarıda sözü edilen tüm nedenlerden ötürü aktüer bilirkişinin raporu dikkate alınarak hükme esas alınmıştır. - Manevi tazminata dair değerlendirmede; Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği TMK'nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Somut olayda, ekonomik ve sosyal durum araştırması, kazanın oluş şekli, davalı tarafın kusuru, çekilen ızdırap ve yukarıda açıklanan kıstaslar çerçevesinde ... için 15.000,00-TL, ... için 15.000,00-TL, ... için 15.000,00-TL, ... için 15.000,00-TL,manevi tazminatın uygun olduğu değerlendirilmiştir. Davacıların talep arttırım dilekçesi incelendiğinde; Davacılar vekili 22/07/2025 tarihli talep arttırım dilekçesinde maddi tazminat yönünden taleplerini arttırdığını beyan etmiş, tamamlama harcı yatırmış, bu dilekçenin birer örneği davalılara tebliğ edilmiştir. Davalıların sorumluluğuna ilişkin değerlendirmede; Bilindiği üzere; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, "İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur."; 85/1. maddesinde, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."; 85/son. maddesinde ise, "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerine yer verilmiştir. Yine, aynı sorumluluk olgusu Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir. 2918 Sayılı Yasanın 91. maddesi gereğince yaptırılması gereken Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigorta şirketi, bir motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğraması ile oluşan ve işletenin sorumluluğunu gerektiren zararları, sigorta limiti dahilinde ve kanun ile belirlenen teminat dışında kalan haller haricinde karşılamayı üstlendiği ve Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 1. maddesinde ise, sigortacının, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar zararı karşılamayı üstlendiği dikkate alındığında sigorta şirketinin üçüncü kişilerin uğradığı zarardan sorumluluğunun poliçedeki limiti ile sınırlı sıralı sorumluluktur. İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/6031, K. 2015/13494) Dosya kapsamına göre davalı ... Sigorta ZMMS poliçesi nedeniyle, davalı RMS Madencilik...A.Ş'nin işleten sıfatı ile, davalı ...'ın ise sürücü olması nedeniyle haksız fiil hükümlerine göre meydana gelen zararlardan sorumluluğunun bulunduğu değerlendirilmiştir. Temerrüt tarihi ve faiz türü yönünden yapılan değerlendirmede; 2918 Sayılı Yasa'nın 91. maddesi gereğince yaptırılması gereken Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigorta şirketi, bir motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğraması ile oluşan ve işletenin sorumluluğunu gerektiren zararları, sigorta limiti dahilinde ve kanun ile belirlenen teminat dışında kalan haller haricinde karşılamayı üstlendiği ve Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 1. maddesinde ise, sigortacının, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar zararı karşılamayı üstlendiği dikkate alındığında sigorta şirketinin üçüncü kişilerin uğradığı zarardan sorumluluğunun poliçedeki limiti ile sınırlı sıralı sorumluluktur. Davalı sigorta şirketleri kazaya neden olan aracın ZMMS sigortacısı olup, 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B 2/a maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Bu durumda, ilke olarak davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmış ise bundan 8 iş günü sonrasında, başvuru yapılmamış ise dava tarihi itibarıyla, belirlenen tazminat alacağının tamamı için anılan tarihlere uygun faiz uygulanması gerekir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar'ın ek 6. maddesinde tazminat ödemelerinde istenilecek belgeler düzenlenmiştir. Buna göre bedeni zarar halinde istenilecek belgeler anılan maddede "A) Sakatlık (Değişik başlık:RG-4/12/2021-31679) • (Değişik ibare:RG-4/12/2021-31679) Kurul Raporu (artan sakatlık oranına bağlı tazminat taleplerinde ilk ödemeye esas alınan Yönetmeliğe göre düzenlenen rapor), • Epikriz Raporu, • Genel adli muayene raporu, • Tüm tetkik ve tedavilere ilişkin raporlar, • Mağdura ait kimlik belgesi fotokopisi, • Kaza raporu, varsa bilirkişi raporu veya keşif zaptı veya mahkeme kararı, • Mağdura ait kaza tarihi itibarıyla son gelir durum belgesi (Ek ibare:RG-4/12/2021-31679) (Bordro, Gelir Vergi Beyannamesi vb.) ve güncel SGK hizmet dökümü belgesi ile varsa hesap tarihi itibarıyla son gelir durum belgesi, • Hak sahibine ait banka hesap bilgileri (banka - şube adı, Iban numarası), • Sağlık verilerine erişim, işleme ve aktarım konusunda mağdur tarafından verilen açık rıza beyanı " şeklinde sayılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut uyuşmazlıkta dosya kapsamındaki delillere göre; sigorta şirketinin 29/12/2020 tarihinden itibaren temerrüte düştüğü anlaşılmıştır. Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Haksız fiilin faili ihtara veya ihbara gerek olmaksızın zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylemin işlendiği tarihten itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Haksız fiil faili olan borçlu temerrüde düştüğünden artık faiz haksız fiil tarihinden itibaren ve kazaya sebebiyet veren araç dikkate alınarak avans faiz istenebilir. Buna göre eldeki davada işleten ve sürücü olan davalı gerçek şahısların hükmedilen tazminatlardan trafik kaza tarihi olan 22/09/2018 tarihinden itibaren faizi ile birlikte sorumlu olduğu değerlendirilmiştir. Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2615 Esas, 2024/7426 Karar sayılı ilamı)

Vekalet ücreti taktiri sırasında yapılan değerlendirmede; Anayasa Mahkemesi Başkanlığı tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 326. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla iptaline ilişkin 2024/29 E. 2024/226 K. sayılı ve 25/12/2024 tarihli kararı 14.03.2025 tarihinde 32841 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. HMK'nun 326/2 maddesinde yer alan; ''Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.'' hükmünü "manevi tazminat davaları" yönünden Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle AYM tarafından iptaline oyçokluğuyla karar verilmiştir. İptal ve muhtemel hak ihlallerine sebebiyet vermemek için yargılama gideri davalı üzerinde bırakılmıştır. (Ankara BAM 25. HD 2025/666 E. 2025/904 K, Bursa BAM 13. HD. 2024/1143 E. 2025/687 K. Ve Adana BAM 3. HD. 2023/834 E. 2025/1142 K. Sayılı ilamları.) HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davacı ... mirasçılarının maddi tazminat davasının KABULÜ ile 15.226,71-TL destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş'nin ZMMS poliçesinin sakatlık/ölüm teminatına göre temerrüt tarihi olan 29/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, davalı ..., ...... A.Ş'nin ise trafik kaza tarihi olan 22/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile sorumlu olması koşulu ile bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... mirasçılarına miras payları oranında verilmesine, 2-Davacı ...'nın manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile, 15.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 22/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile sorumlu olması koşuluyla davalı ..., ...... A.Ş den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, 3-Davacı ...'nın manevi tazminat davasının KISMENKABULÜ ile, 15.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 22/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile sorumlu olması koşuluyla davalı ..., ...... A.Ş den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, 4-Davacı ...'nın manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile, 15.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 22/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile sorumlu olması koşuluyla davalı ..., ...... A.Ş den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, 5-Davacı ...'nın manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile, 15.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 22/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile sorumlu olması koşuluyla davalı ..., ...... A.Ş den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine,

6-Maddi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 1.040,14-TL karar ve ilam harcından davacıdan peşin olarak alınan 413,28-TL peşin dava harcı ile 250,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 663,28-TL'nin mahsubu ile bakiye 376,86-TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-Manevi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 4.098,60-TL karar ve ilam harcının davalı ..., ...... A.Ş den müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-14. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.400,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 9-Davacı tarafından peşin yatırılan 80,70-TL başvurma harç, 413,28-TL peşin harç ve 250,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 743,98-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... Sigorta A.Ş'nin 150,59-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olmak koşuluyla) alınarak davacı tarafa verilmesine, 10-Davacı tarafından yapılan; ATK rapor ücreti 3.375,00TL, bilirkişi ücreti 5.000,00-TL, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri 2.530,00-TL olmak üzere toplam 10.905,00-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 6.066,49-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... Sigorta A.Ş'nin 1.227,92-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olmak koşuluyla) alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 11-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 12-Maddi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden: karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 15.226,71-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, 13-Manevi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden: karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 15.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ..., ...... A.Ş den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ya ödenmesine, 14-Manevi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden: karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 15.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ..., ...... A.Ş den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye ödenmesine, 15-Manevi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden: karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 15.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ..., ...... A.Ş den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 16-Manevi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden: karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 15.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ..., ...... A.Ş den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 17-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 18-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/12/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır