6. Ceza Dairesi 2012/30043 E. , 2013/25759 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma, tehdit, tefecilik, suç örgütü kurma, suç örgütüne üye olma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Kısmen mahkumiyet, Kısmen beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü; Hükmedilen cezanın türü ve süresine göre; sanık ... savunmanının duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi gereğince REDDİNE, I-Sanık ... hakkında suç örgütü kurmak, katılan ...'e yönelik yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma; sanıklar ..., ... ve ... hakkında suç örgütüne üye olmak, tefecilik, katılan ...'e yönelik yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma; sanık ... hakkında suç örgütüne üye olmak, katılan ...'e yönelik yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma; sanık ... hakkında suç örgütüne üye olmak, katılan ...'e yönelik yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma; sanıklar ... ve ... hakkında suç örgütüne üye olmak ve tefecilik suçlarından kurulan hükümlerinin incelenmesinde; Oluş ve dosya kapsamında göre; suç örgütünün yöneticisi olan sanık ...'ın, örgüt üyeleriyle birlikte turizm, taşımacılık, araç kiralama ve akaryakıt satışı gibi faaliyetler altında, ortak iş yapma, borç para verme ve benzeri yöntemlerle borçlandırdıkları kişileri ödeme güçlüğü içerisine soktuktan sonra, bu kişilere cebir veya tehdit uygulayarak haksız mal edindikleri, suç örgütü üyelerinden sanık ...'nın, 2004 yılında katılan ...'le tanıştığı, katılanın sattığı bir taşınmazdan yüklü miktarda para elde ettiğini tespit etmesi üzerine, suç örgütünün faaliyeti kapsamında katılana ortak iş yapmayı teklif ettiği, birlikte "... Taşımacılık" isimli bir şirket kurdukları ve yolcu taşımacılığı yapmak amacıyla, şirket adına 263.000 Euro tutarında bir otobüs aldıkları, yakınanın 150.000 Euro ödeme yaptığı, aracın kalan borcu için kredi çekerek şirketi borçlandırdıkları, bu şekilde ...'ın ise hiç bir ödeme yapmaksızın şirkete ortak olduğu, bir süre sonra, sanık ...'ın, işlerin kötü gittiğinden bahisle aracı satıp daha ucuz bir otobüs aldığı ve katılana da kendi payı olduğunu söyleyerek, vade tarihi 2005 yılının Haziran ayı olan 27.000 Euro miktarlı senet verdiği, sanık ...'ın katılan ile ortaklık ilişkisi dışında sözde arkadaşlık kurduğu ve zaman zaman birlikte eğlenmeye çıktıkları, bu kapsamda sanığın katılana tuzak kurup, katılanın bir hayat kadınıyla cinsel ilişkisine dair görüntü kayıtlarını elde ederek, örgüt lideri ...'a ulaştırdığı, sanıklar ... ve ...'nın, bu görüntüleri nişanlısına vereceklerini söyleyip, şantaj yoluyla, katılana verdikleri 27.000 Euro miktarlı senedi geri aldıkları, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen şantaj suçuyla ilgili olarak katılandan birkaç kez para aldıkları, 2005 yılının Ocak ayında, sanık ...'ın, katılana, şirketin paraya ihtiyacı olduğunu bu nedenle de ...'dan borç aldığını söylediği, katılanın aslında hiç alınmayan bu parayı ödemek için 9.900 TL tutarında çek düzenleyerek ...'a verdiği, bir ay kadar sonra ödeme günü geldiğinde ...'ın katılanı ofisine çağırdığı, katılan ofise geldiği sırada iş yerinde sanıklar ..., ..., ..., ... ve kimliği belirsiz bir kişinin daha bulunduğu, sanık ...'in katılana "parayı getirdin mi lan" diye sorduğu, katılan parasının olmadığını söyleyince, iş yerinde bulunan tüm sanıkların katılanı darp ettikleri, katılanın parayı ödemek için süre istediği ancak sanık ...'in kabul etmeyerek iş yerindeki diğer sanıklara talimat verip katılanın üzerini arattığı, çek karnesini bulunca, yeni bir çek imzalamasını istediği, iş yerinde bulunan sanıkların, katılanı ittirerek iş yerinden çıkmasını engelledikleri, katılanın 11.400 TL tutarında yeni bir çek imzaladığı (I.eylem), katılanın bu çeki de ödeyememesi üzerine sanık ...'in 24.03.2005 tarihinde katılanı yeniden bürosuna çağırdığı, ...'ın ... firması üzerine kayıtlı ve kendisinin kullandığı 2004 model Albea marka araçla olay yerine gittiği, sanıklar ..., ..., ... ve ...'in de iş yerinde bulundukları, sanık ...'in diğer sanıklara "bunun arabasını alın" demesi üzerine iş yerinde bulunan sanıkların, elinden aracın anahtarını zorla aldıkları, sanık ...'in otomobile el koyduğunu, noterde de bunun satışını alacağını söyleyerek katılana 24.03.2005 tarihli satış sözleşmesini imzalattığı, daha önce verdiği iki çeki iade etmediği, bu olaydan üç ay kadar sonra yine aynı sanıkların katılanı büroya çağırdıkları, aldıkları aracın paranın faizi olduğunu, daha önce düzenlediği iki çekteki toplam miktar olan 22.000 TL'yi ödemesini yoksa kendisini öldüreceklerini söyleyerek katılanı tehdit ettikleri, katılanın 22.000 TL'yi sanık ...'a ödediği ve daha önce düzenlediği iki çeki sanıktan geri aldığı (II. eylem), 2006 yılının Ağustos ayında sanık ...'ın katılana ulaşarak, şirket hisselerini kendi üzerine devretmesini istediği, katılanın kabul etmediği, 31.08.2006 tarihinde, sanık ...'ın, kullandığı minibüs ile yürüyerek evine giden katılanın önünü kestiği, aracın içerisinde sanık ... ve ... ile maskeli ve silahlı iki kişinin daha bulunduğu, sanıkların katılanı kollarından tutup araca bindirerek ormanlık bir alana götürdükleri, sanık ...'in talimatıyla diğer sanıkların katılanı darp edip ağaca bağladıkları, sanık ...'in katılana silah doğrultarak şirket hisselerini devretmesini istediği, yanındaki maskeli kişilere "bunu şişeye oturtun" şeklinde talimat vermesi üzerine katılanın hisseleri devretmeyi kabul ettiği ve sanık ...'in yanında getirdiği evrakı imzaladığı, sanıkların bağladıkları ipi çözerek katılanı büroya getirdikleri, burada araçtan inen maskeli kişilerden sanık ...'in başındaki bereyi çıkarınca katılan tarafından tanındığı, sanık ...'in, katılana, ertesi gün noterde olmasını söylediği, ... ve ...'ın 01.09.2006 tarihinde noterde buluştukları ve katılanın ... şirketindeki hisselerini ...'a devrettiği (III. eylem) olayda; 20.05.2008 tarihli iddianame anlatımında, katılana yönelik tüm eylemlere açıkça yer verildiği, suç isimlerinin "nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" olarak belirlendiği, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında katılan ...'e yönelik eylemlerinden dolayı 5237 sayılı Yasanın 149/1-a-c-f-g ve 109/2-3-a-b-4 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile katılan ...'e yönelik tüm yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından dava açıldığının anlaşılması karşısında; Açılan davalara konu eylemler için, sanıklar ..., ... ve ... hakkında; hükmün 4-C fıkrasında Cumhuriyet Savcılığına bildirimde bulunulmasına hükmedilmiş ise de; sanıklar hakkında (I). eylem nedeniyle yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, (II). eylemde yağma suçlarından zamanaşımı içinde karar verilmesi olanaklı görülmüştür. Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında, katılana yönelik yağma suçunun maskeli iki kişiyle birlikte işlendiği iddiasıyla 5237 sayılı Yasanın 149/1-a - c - f - g maddesi uyarınca cezalandırmaları istemi ile açılan davada; sanıkların iddianamede sevk maddesi olarak gösterilmeyen ve Cumhuriyet Savcısının esas hakkında mütalaasında uygulanması istenmeyen 149/1-b maddesi ile de uygulama yapılmış ise de; gösterilen gerekçe karşısında sonuç cezaya etki etmeyen bu uygulama için 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmesinin gerekli olmadığı anlaşıldığından tebliğnamede bu yönde bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir. 5237 sayılı TCK’nın 43/3. madde ve fıkrası gereğince zincirleme suç hükmünün yağma suçlarında uygulama olanağının bulunmadığı, sanıklar ... ve ...'ın, katılana yönelik farklı zamanlarda işledikleri (I) ve (II) numaralı eylemlerin ayrı ayrı yağma suçlarını oluşturduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde uygulama yapılması karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunma doğrultusunda yapılan incelemede: Sanıklara yükletilen dava konusu eylemlerin yasada öngörülen suç tiplerine uygun olarak nitelendirildiği, İddiaya, savunmalara ve toplanıp karar yerinde gösterilen yeterli kanıtlara göre belirtilen suçların sanıklar tarafından işlendiği, Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ileri sürülen iddia, itiraz ve savunmaların incelenip tartışıldığı ve kanıtlara uygun olarak değerlendirildiği, Yasal ve takdiri arttırıcı ve indirici nedenlerin gözetildiği, Duruşma sonunda oluşan vicdani kanı ve uygulama maddeleri uyarınca cezanın doğru olarak belirlendiği, Anlaşıldığından, katılan ... vekili, sanık ... ve savunmanı ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz dilekçelerinde; sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve savunmanları ile sanık ... savunmanının duruşmada ileri sürdükleri itiraz ve savunmaların reddiyle, kısmen tebliğnamaye uygun olarak, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında yağma suçu yönünden duruşmalı temyiz incelemesi yapılan hükmün ONANMASINA, II-Sanık ... hakkında suç örgütüne üye olmak ve tefecilik suçlarından kurulan beraat hükümlerinin incelenmesinde; Beraat eden ve kendisini Avukat ... ile temsil ettiren sanık ... yararına karar tarihdeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/son madde ve fıkrası uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan ... vekili ve sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasına “hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5.madde ve fıkrası uyarınca 2.400,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanık ...'e verilmesine” cümlesi yazılmak suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, III-Sanık ... hakkında tefecilik ve katılan ...'a yönelik tehdit suçlarından kurulan hükmün incelenmesine gelince; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; tefecilik suçunun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-) 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 241. maddesinde, tefecilik suçunun; “Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi” biçiminde tanımlandığı, bu düzenlemeye göre, suçun oluşması için, sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup, bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin öneminin bulunmadığı, bu nedenle, suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyeceği, dosya kapsamı ve 03.09.2010 tarihli vergi inceleme raporuna göre; sanık ...'ın birden fazla zamanda birden fazla kişiye kazanç elde etmek amacıyla ödünç para verdiğinin kabul edilip anlaşılması karşısında; eylemini değişik tarihlerde zincirleme şekilde gerçekleştirmiş olan sanık ... hakkında TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 2-) Katılan ...'a yönelik tehdit suçuna, iddianamede yüklenen suç olarak yer verilmediği, uygulanması istenen yasa maddeleri arasında, anılan suça ilişkin sevk maddesinin de yazılmadığının anlaşılması karşısında, iddianamede gösterilen yüklenen suçlar ve uygulanması istenen yasa maddelerine göre; sanık ... hakkında, katılan ...'ye yönelik tehdit suçundan, 5271 sayılı CMK’nın 170. maddesine uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı gibi, ek iddianame düzenletilerek atılı suçtan dava açılması da sağlanmadan, yargılamaya devam edilip, hükmün konusunun iddianamede yüklenen suç ve uygulanması istenen Yasa maddeleriyle birlikte gösterilen eylemle sınırlı olan davanın konusu dışına çıkılarak, 5271 sayılı CMK’nın 225/1. maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, katılan ... vekili ve sanık ... savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle kısmen isteme uygun olarak BOZULMASINA, ilişkin oybirliğiyle alınan karar 25.12.2013 günü Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ...'ın katıldığı oturumda, sanık ... savunmanı Av. ...'ın yüzüne karşı, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve savunmanlarının yokluklarında açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.