Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

9. Ceza Dairesi 2013/10480 E. 2013/14669 K.

Yargıtay 2013-11-26 Yüksek mahkeme 1 karar bu kararı anmış
Bu kararla araştırma hazırlayın

9. Ceza Dairesi 2013/10480 E. , 2013/14669 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması Hüküm : TCK'nın 268. maddesi yollamasıyla 267/1, 51/1-3. maddeleri uyarınca mahkumiyet, erteleme

Dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- 5237 sayılı TCK'nın 268. maddesinde tanımlanan suçun oluşması için, failin, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği, somut olayda; yapılan asayiş uygulaması nedeniyle görevli polis memurları tarafından kimliği sorulan sanığın, hakkındaki yakalama kararlarının infazını engellemek amacıyla ...'in kimliğini ibraz etmekten ibaret eyleminin; TCK'nın 206. maddesindeki "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabul ve uygulamaya göre de; 2- Sanık hakkında tayin edilen cezadan takdiri indirim yapılırken uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, 3- Hüküm tarihinde yürürlükte olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik CMK'nın 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenleme karşısında suçun niteliği, hükmolunan cezaların tür ve miktarı gözetilip dosyada bulunan adli sicil kayıtları da değerlendirilerek sanık hakkında anılan madde hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 26.11.2013 tarihinde 1 nolu bozma nedeninde oyçokluğuyla 2. ve 3. bozma nedeninde oybirliğiyle karar verildi.

KARŞI OY:

Sayın çoğunluk ile aramızdaki hukuki uyuşmazlık sanığın eyleminin TCK'nın 268. maddesindeki başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu mu yoksa TCK'nın 206. maddesindeki resmi belge düzenlenmesi sırasında yalan beyan suçunu mu oluşturduğuna ilişkindir. 01.10.2010 tarihli tutanağa göre; karşılıksız çek keşide etmek ve taahhüdü ihlal suçlarından kesinleşmiş mahkumiyet kararları nedeniyle yakalamaları ile GBT'den beş arama kaydı bulunan sanığı yakalamak için asayiş ekipleri önce şahsın ikamet adresini tespit etmişler, sanığın başkasına ait kimliği kullandığı ve bu şekilde GBT uygulamalarından kurtulduğu bilgisine ulaşılması üzerine suç tarihinde sanığı aracına binerken görüp yanına giderek kimliğini sormuşlar, sanık görevlilere yanında işçi olarak çalışan ... isimli şahsa ait kimliği ibraz etmiş, şahsın gerçek kimliğini bilen polis görevlileri asıl kimliğini istediklerinde sanık araması olduğu için ... isimli kişinin kimliğini kullandığını itiraf etmiştir. TCK'nın 268. maddesindeki başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun uygulanma koşullarının kısaca şu şekilde sıralamak mümkündür: -Sanık önce bir suç işlemelidir. -İşlediği suçun soruşturmasını veya kovuşturmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik (gerçek veya sahte) veya kimlik bilgilerini kullanmalıdır. -Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kamu görevlilerine ibraz veya beyan edilmelidir. - Kimlik veya kimlik bilgileri ibraz veya beyan edilen kişi gerçekte var olan bir kişi olmalıdır. -Kovuşturmayı engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak da bu suçun oluşması için yeterlidir. TCK'nın 206. maddesinde yer alan resmi belge düzenlenmesi sırasında yalan beyanda bulunma suçunun uygulanma koşulları ise şunlardır: -Öncelikle sahte olarak düzenlenmiş resmi bir belge olmalıdır. -Kamu görevlisine gerçeğe aykırı bir beyanda bulunulmalıdır. -Kamu görevlisi resmi belge düzenlemeye yetkili olmalıdır. -Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçu oluşmamış olmalıdır. Somut olayda, sanık İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2010 tarih 2008/715 Esas nolu ceza dava dosyasından yakalama kararı ile aranmaktadır. Sanık hakkında mevcut kovuşturmanın devamını engellemek amacıyla, polis memurlarına gerçekte var olan başka bir kişinin kimliğini ibraz ederek başkasına ait kimlik veya kimlik kullanmak suçunu işlemiştir.01.10.2010 tarihli tutanak sahte olarak düzenlenen bir tutanak olmayıp, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun delili niteliğinde bir belge olduğundan ve dosya içindeki bütün belgeler sanığın gerçek ismiyle düzenlendiğinden, resmi belge düzenlenmesi sırasında yalan beyanda bulunma suçu oluşmamıştır. Bu nedenle yerel mahkemenin suç nitelendirilmesi doğru olup, sayın çoğunluğun sanığın eyleminin TCK'nın 206. maddesindeki resmi belge düzenlenmesi sırasında yalan beyan suçunu oluşturduğuna ilişkin 1 nolu bozma gerekçelerine katılmıyorum. 26.11.2013