Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

11. Hukuk Dairesi 2013/4987 E. 2013/20164 K.

Yargıtay 2013-11-11 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

11. Hukuk Dairesi 2013/4987 E. , 2013/20164 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.11.2012 tarih ve 2012/125-2012/243 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin ''Saray'' markasının tanınmış marka olduğunu, davalının Türkiye'de hiç kullanmadığı çeşitli şekil ve markaları tescil ettirerek müvekkilinin benzeri tescillerine engel olduğunu, davalı adına 97/017166 sayılı şekil markasının Türkiye'de hiç kullanılmadığını ileri sürerek, davalı adına kayıtlı markanın hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının hukuki menfaatinin bulunmadığını, hükümsüzlük davasını zarar gören kişilerin açabileceğini, dava konusu markanın müvekkili tarafından kullanıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, iptali istenilen marka ibaresinin davacının tanınmış markasının emtia grubu ile doğrudan bağlantılı olmadığı, davacının kullanılmama sebebiyle hükümsüzlüğünü talep ettiği marka dolayısıyla davalı marka sahibinin davacıya herhangi bir surette zarar verdiğine dair somut iddiada bulunmadığı gibi, somut belge de sunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 43. maddesine göre hükümsüzlük davasını zarar görenin açacak olması ve davacı yanın da zarar gören konumunda bulunmaması sebebiyle davayı açmakta doğrudan hukuki yararının bulunmadığı, davacının dava açma sıfatını taşımadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, kullanılmama sebebiyle markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. 556 sayılı KHK'nın 43. maddesi uyarınca zarar gören kişiler markanın hükümsüzlüğünü isteyebilir. Davalı ile aynı sektörde faaliyet gösteren davacının da, tescilli olduğu mal ve/veya hizmetlerin tamamı yada bir kısmı bakımından 5 yıllık süre boyunca haklı bir neden olmaksızın kullanılmadığı halde sicilde davalı adına kayıtlı olan markanın hükümsüzlüğünü istemekte hukuki yararı bulunduğunun ve bu durumdan zarar gören kişi olduğunun kabulü gerekir.

O halde tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delillerin değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.