(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/7644 E. , 2013/15618 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Hükmüne uyulan Dairemizin bozma ilamında özetle; somut olayda dava konusu tasarrufların hangi hukuki gerekçeye dayanılarak iptal edildiğinin Yargıtay denetimine imkan verecek biçimde karar yerinde tartışılmadığı, HUMK'nun 388 ve Anayasa'nın 141.maddesi gereğince Mahkeme kararlarının gerekçeli ve denetime açık olması gerektiği, diğer yandan borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması dava ön şartı olup mahkemece res'en değerlendirilmesi gerektiği, takip dosyası içerisinde ödeme emrinin davalı borçlu ...'e tebliğine ilişkin evraklar yer almadığından borçlU hakkındaki takibin kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenemediği, mahkeme gerekçesinde de bu yönde bir tespitin bulunmadığı, öncelikle mahkemece bu yönde bir araştırma yapılarak dava ön şartının varlığının araştırılması gerektiği, davalı ... vekili borçlu muris ...'in terekesinin borca batık olduğunu MK'nun 605.maddesi gereğince mirası reddettiklerinin kabulü gerektiğini dolayısıyla husumet yöneltilemeyeceğini savunduğundan bu savunmanın hadise şeklinde incelenerek karara bağlanması gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisinin isabetli olmadığı gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleştiği, davacı tarafından aciz belgesinin sunulduğu, borçlu ... mirasçıları yönünden mirasın reddine ilişkin talep ve beyanlarının hadise olarak incelendiği, yapılan araştırmada murisin adına kayıtlı menkul ve gayrımenkul mala ulaşılamadığı, ayrıca mirasçılardan Sevda ve Dilek'in mirasın reddine ilişkin karar aldıkları, mahkemece yapılan araştırma sonunda da yapılan icra takipleri sonucu terekenin borca batıl olduğunun tespit edildiği, TMK'nunu 35.maddesine göre ölüm gününde terekenin borca batık olduğu şayi veya sabit olursa mirasın reddedilmiş sayılacağı, bu nedenle mirasçılar yönünden mirasın reddi hükümlerinin uygulanabileceği, davalı ... yönünden açılan davanın, davalı borçlu ile adı geçen davalının kayınpeder-damat olaması nedeniyle aralarındaki tasarrufun İİK 278/2 ve 280.maddelere göre iptale tabi olduğunun kabulü gerektiği, diğer davalı ...'ün dava konusu taşınmazı diğer davalı ...'dan banka kredisi ile aldığı, bilahare kredi borcunu ödeyemediği, alacaklı Kuveyt Türk AŞ. tarafından taşınmazın satıldığı, bu davalının kötüniyetli olduğunun davacı tarafından ispatlanamadığı, davalı ...'ın taşınmazı banka kredisi ile alması, alınan kredi miktarı ile bilirkişi tarafından belirlenen gerçek bedelin birbirini doğruladığı,banka hesap hareketleri ile de geri ödemesi yapılmayan borçla ilgili müdahil bankanın taşınmazın satışını sağladığı dikkate alındığında her nekadar davalı ...'ın borçlunun damadı olması nedeniyle tasarrufun iptale tabi olduğu düşünülse de İİK'nun 282 maddesi gereğince iyiniyetli 3.şahsın sunduğu delillerle bu karineyi çürüttüğü bu yönü ile 3.şahıs yönünden tasarrufun iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davalı ... mirasçıları ... ve diğer mirasçılar hakkında açılan davanın terekenin borca batık olduğu tespit edilmiş olmakla MK'nun 605/1-2 maddeleri gereğince reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile dava konusu taşınmaz satılmış olduğundan İİK 283/2 madde gereğince dava tazminata dönüşmekle satış tarihindeki rayiç değeri olan 140.000,00 TL'nin takip konusu alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak adı geçen davalıdan tahsiline, dava konusu taşınmazın satış bedeli üzerine konan tedbirin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.Aynı yasanın 282. maddesi; “iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir”hükmünü içermektedir. Somut olayda davalı borçlu ...'in eldeki dava açıldıktan sonra 7.7.2006 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının davaya dahil edildiği, mirasçılardan Beyhan, Sevda ve Dilek Yiğit'in kesinleşen mahkeme kararı ile murisin mirasının reddettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda bozma ilamında belirtilen şekilde araştırma yapılmış; borçlu ... mirasçıları yönünden mirasın reddine ilişkin talep ve beyanları hadise olarak incelenmiş,yapılan araştırmada murisin adına kayıtlı menkul ve gayrımenkul mala ulaşılamadığı,ayrıca mirasçılardan Sevda ve Dilek'in mirasın reddine ilişkin karar aldıkları, mahkemece yapılan araştırma sonunda da yapılan icra takipleri sonucu terekenin borca batık olduğunun tespit edildiği, TMK'nun 35.maddesine göre ölüm gününde terekenin borca batık olduğu şayi veya sabit olursa mirasın reddedilmiş sayılacağı,bu nedenle mirasçılar yönünden mirasın reddi hükümlerinin uygulanabileceği belirtildiğinden tüm mirasçılar yönünden terekenin borca batık olduğu kabul edilerek mirası reddettikleri kabul edilmiştir. Mahkemenin bu yöndeki (terekenin borca batık olması nedeniyle mirasın tüm mirasçılar yönünden reddetmiş sayılacağı)kabulü doğru olduğundan bu durumda, mahkemece zorunlu hasım olan borçlunun en yakın mirasçıları mirası reddettiğinden ve reddetmiş sayıldığından konunun miras hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gereklidir. Bu durumda mahallin Sulh Hukuk Hakimine durum bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesinin sağlanmalı, anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunmalıdır. Açıklanan nedenlerle taraf teşkili sağlanmadan kurulan hüküm isabetli görülmemiştir. Zira mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerdendir. Talep üzerine yapılabilirliği bu özelliğini ortadan kaldırmaz.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 27.1.1995 gün ve 1995/13145,1995/947;HGK'nun 29.1.1975 gün 1682-100 ve 3.7.2002 gün 15/572-577 sayılı kararları aynı doğrultudadır) SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekili ile davalı ... vekilinin sair temyiz itirazların şimdilik incelenmesine yerolmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı ...'ya geri verilmesine 12.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.