Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

11. Hukuk Dairesi 2011/12507 E. 2013/15533 K.

Yargıtay 2013-09-12 Yüksek mahkeme 1 karar bu kararı anmış
Bu kararla araştırma hazırlayın

11. Hukuk Dairesi 2011/12507 E. , 2013/15533 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08.03.2011 tarih ve 2010/35-2011/70 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.09.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmış olup, Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalıya sigortalı olan ve müvekkilince yapımı üstlenilen baraj inşaatında meydana gelen hasarın geç tazmininden dolayı yüksek faizli krediler kullanma nedeniyle munzam zarara uğranıldığını ileri sürerek, (240.000) TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, ek sigorta tazminatına ilişkin dava henüz sonuçlanmadan açılan munzam zarar davasının dinlenemeyeceğini savunmuştur. Mahkemece, Dairemize ait 21.07.2009 tarihli ilama dayanılarak, davacının temerrüt faizi ile karşılanmayan zararının (281.189,16) TL olduğu ve bunun munzam zarar olarak davalıdan talep edilebileceği, ancak davacının dava dilekçesi ile (240.000) TL talep ettiğinden ve daha önce alınan bilirkişi raporu ile belirlenen (232.199,55) TL tutarındaki munzam zarar alacağına itirazı olmadığını bildirdiğinden bu durumun davalı lehine usulü kazanılmış hak oluşturduğu, davacının talebi ile bağlı kalınarak (232.199,55) TL tutarında munzam zarar alacağına hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (232.199,55) TL maddi tazminatın dava tarihi olan 21.12.2001 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dava tarihinden sonraki ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davacı tarafın ticari faiz talebinin reddi gerektiği hususunun, 26.12.2006 tarihli ilk karar ile bu karara karşı başvurulan temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçmek suretiyle kesinleşmiş bulunmasına göre, davalı vekilinin tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, BK'nın 105. maddesine dayalı munzam zararın tazmini istemine ilişkindir. Anılan hüküm uyarınca alacaklının duçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir. Dolayısıyla munzam zarar, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl borcun ifasına kadar zaman içinde artarak devam eden, ancak asıl borç ilişkisinden tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Somut uyuşmazlıkta da davacı tarafça davalı ... aleyhine, aynı sigorta alacağının tahsili için Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan dava sonucunda 10.000 TL'nin, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan dava sonucunda da bakiye 79.267,64 TL'nin tahsiline hükmedilmiş, işbu dava ile de hasarın geç tazmin edilmesinden kaynaklanan munzam zarar talebinde bulunulmuştur. Mahkeme ise işbu dava tarihinden sonra yapıldığı gerekçesiyle 08.06.2002 tarihli 34.991,66 TL ve 21.06.2002 tarihli 300.000 TL olmak üzere toplam 334.991,66 TL ödemenin, öncelikle 79.267,65 TL'nin anapara borcundan, kalan miktarın ödeme tarihine kadar olan dönem için temerrüt faizinden, yine kalan olursa işbu davada hükmedilen munzam zarar alacağından mahsup edilmesine karar vermiştir. Oysa mahkemenin belirttiği, davalı vekilinin de kabul ettiği üzere bu ödemeler, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülüp sonuçlanan 79.267,64 TL sigorta alacağına karşılık yapılmıştır. Dolayısıyla anılan ödemelerin ne kadarının faiz alacağına, ne kadarının yargılama giderlerine, ne kadarının harç ve vekalet ücretine ilişkin bulunduğu belli olmadığından, konusu ve sebebi farklı olan işbu davada belirlenen alacak miktarından düşülmesi de doğru değildir. Her bir ilam için girişilen icra takibinin ayrı ayrı yürütülmesi, infaz aşamasında karışıklığa yol açılmaması açısından da en uygun yoldur. Bu itibarla mahkemece, infazda tereddüt yaratacak şekilde 79.267,64 TL sigorta alacağına kaşılık yapılan ödemelerin, işbu davada hükmedilen alacaktan düşülmesine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm ve davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 12.412,55 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.