6. Ceza Dairesi 2013/19863 E. , 2013/15075 K.
"İçtihat Metni"
Katılan ...'a yönelik nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçlarından sanıklar ..., ... ve ... hakkında yapılan yargılama sonucunda Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince sanıkların ayrı ayrı TCK 149/1-a-c-h, 62, 53/1 maddeleri gereğince 10'ar yıl 10'ar ay, TCK 109/2, 109/3-a,d, 62, 53. maddeleri gereğince 3'er yıl 4'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, bu kararın sanıklar müdafilerinin temyizi üzerine Dairemizin 08.05.2013 gün ve 2012/15970 Esas, 2013/10534 Karar sayılı ilamı ile Düzelterek Onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2013 gün ve 6–2012/157907 temyiz sayılı yazıları ile özetle:
“Sanıklar hakkında yağma suçundan kurulan hükümlerin onanmasına ilişkin Yüksek Dairenizin kararı usul ve yasaya uygun olmakla birlikte;
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçuna ilişkin olarak;
TCK'nın 109. maddesinin 1. fıkrasında; “Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye ... cezası verilir” şeklindeki düzenleme ile kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun tanımlandığı, hem de suçun basit şekli yaptırım altına alındığı,
Bu suç ile yaptırıma bağlanan husus, bireylerin hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde kaldırılması ya da kısıtlanmasıdır. Nitekim bu husus madde gerekçesinde de, “bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir” şeklinde belirtilmiştir.
Fail, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasına yönelik fiili, doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanarak gerçekleştirebilir. Bu suç serbest hareketli bir suç olduğundan, bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması sonucunu doğurabilecek her türlü hareket ile işlenebilir. Sonuç ise, mağdurun bir yere gitme ya da bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması biçiminde ortaya çıkar.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun manevi unsuru, failin, mağduru kişisel özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi istemesi ve bilmesi, yani genel kasttır.
Suçun oluşumu açısından geçmesi gereken süreye ilişkin olarak, 5237 sayılı TCK'da herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Ancak, kişisel özgürlükten yoksun bırakma kavramı, anlık olmayan bir süreyi zorunlu olarak içerdiğinden fiil ile sonucun hukuken kabul edilebilecek bir zaman müddetince sürmesini gerektirir. Bu bakımdan, her olayda sürenin, hem fail hem mağdur açısından kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakma niteliğini taşıyıp taşımadığının hâkim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Dolayısıyla suçun oluşumu açısından önceden bir zaman uzunluğunun belirlenmesi olanaklı değildir.
Somut olayda;
Sanıkların önceden yaptıkları plan üzere, kendisini bir kadınla tanıştıracakları bahanesi ile katılanla Antalya'da buluşmak üzere sözleştikleri, katılanın kendi rızası ile aracıyla Antalya'ya geldiği, sanıklardan ...'ın yönetimindeki araçla katılanın yanına gelerek kendi aracını takip etmesini istediği, yol üzerinde diğer iki sanığı aracına aldığı, olay yerine geldiklerinde, sanıkların araçları arızalanmış gibi davrandıkları, katılanın yardım etmek amacıyla yanlarına geldiğinde, darp ederek yağmaladıktan sonra olay yerinden ayrılmaları şeklinde gerçekleşen eylemde, mağdurun hareket serbestisinden mahrum edilen sürenin yağma suçunun işlenmesi için gerekli sürenin ötesine geçmediği, sanıkların yakınanı özgürlüğünü kısıtlayarak başka bir yere götürme, belli bir süre yanlarında tutma ya da bağlama gibi bir eylem de bulunmadıklarının anlaşılması karşısında, sanıkların unsurları yönünden oluşmayan bu suçtan beraati yerine mahkumiyetlerine ve açıklanan nedenlerle Yüksek Dairenizin kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçundan kurulan hükümlerin düzeltilerek onanmasına dair kararının usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.” gerekçesi ile itiraz yasa yoluna başvurulması üzerine:
Dosya Dairemize gönderilmekle okunarak gereği düşünüldü;
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Sanıkların önceden yaptıkları plan gereği mağduru bir kadınla tanıştıracakları bahanesiyle Antalya'da buluşmak üzere sözleştikleri, katılanın kendi rızası ile ve kendi aracıyla Antalya'ya geldiği, sanıklardan ...'ın idaresindeki araçla katılanın yanına gelerek kendi aracını takip etmesini istediği yol üzerinde diğer iki sanığı aracına aldığı, olay yerine geldiklerinde sanıkların araçları arızalanmış gibi davrandıkları katılanın yardım etmek amacıyla yanlarına geldiğinde katılanı darp ederek yağmaladıktan sonra olay yerinden ayrıldıkları mağdurun da olay yerinden kendi aracıyla ayrıldığı mağdurun hareket serbestisinden mahrum edilen sürenin yağma suçunun işlenmesi için gerekli sürenin ötesine geçmediği, sanıkların yakınanı özgürlüğünü kısıtlayarak başka bir yere götürme, belli bir süre yanlarında tutma ya da bağlama gibi bir eylemde bulunmadıklarının anlaşılması karşısında sanıkların unsurları yönünden oluşmayan özgürlüğü kısıtlama suçundan beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi bozmayı gerektirdiği anlaşılmakla;
Yukarıda açıklandığı üzere;
1)Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2)Dairemizin 08.05.2013 gün ve 2012/15970 Esas, 2013/10534 Karar sayılı Düzeltilerek Onama kararının hürriyeti tahdit suçu yönünden KALDIRILMASINA, yağma suçu yönünden aynen KORUNMASINA,
3)Sanıkların önceden yaptıkları plan gereği mağduru bir kadınla tanıştıracakları bahanesiyle Antalya'da buluşmak üzere sözleştikleri, katılanın kendi rızası ile ve kendi aracıyla Antalya'ya geldiği, sanıklardan ...'ın idaresindeki araçla katılanın yanına gelerek kendi aracını takip etmesini istediği yol üzerinde diğer iki sanığı aracına aldığı, olay yerine geldiklerinde sanıkların araçları arızalanmış gibi davrandıkları katılanın yardım etmek amacıyla yanlarına geldiğinde katılanı darp ederek yağmaladıktan sonra olay yerinden ayrıldıkları mağdurun da olay yerinden kendi aracıyla ayrıldığı mağdurun hareket serbestisinden mahrum edilen sürenin yağma suçunun işlenmesi için gerekli sürenin ötesine geçmediği, sanıkların yakınanı özgürlüğünü kısıtlayarak başka bir yere götürme, belli bir süre yanlarında tutma ya da bağlama gibi bir eylemde bulunmadıklarının anlaşılması karşısında sanıkların unsurları yönünden oluşmayan özgürlüğü kısıtlama suçundan beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi bozmayı gerektirdiğinden sanıklar ..., ... ve ...'ın katılan ... ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçundan Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.09.2011 gün ve 2011/82 Esas, 2011/607 Karar sayılı hükmünün CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.