Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

5. Ceza Dairesi 2012/8107 E. 2013/6530 K.

Yargıtay 2013-06-13 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

5. Ceza Dairesi 2012/8107 E. , 2013/6530 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zimmet HÜKÜM : Sanık ...'nün atılı suçtan, sanık ...'in denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme suçundan mahkümiyetine

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Şikayetçi Hazine vekilinin 20-30/04/2012 tarihlerinde tebliğ edilen hükmü süresinden sonra 09/05/2012 tarihinde temyiz ettiği anlaşıldığından CMUK'nın 317. maddesi uyarınca temyiz talebinin REDDİYLE incelemenin sanık ... ile sanık ... müdafiin temyiz istemleriyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Mahkemenin olayı kabulüne ve tebliğnamedeki olayın oluş ve kabul şekline göre suçun görevi kötüye kullanma olarak nitelendirilmesi mümkün görülmediğinden bu hususta bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiştir. Gerekçede Kayseri 2. İcra Müdürlüğünün 2007/7281 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; sanık ... hakkında ... Bankası ... Şubesi tarafından toplam 5.765,59 TL için icra takibine başlanıldığı, Yozgat İcra Müdürlüğünün 2007/526 Talimat nolu dosyasına ... Belediyesi tarafından toplam 2.767.83 TL'nin yatırıldığı ifade edilip, bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere; 2007 ve 2008 yıllarında toplam olarak sanık ...'in icra borcuna karşılık yatırılmak üzere bankadan toplam 10.235.23 TL çekildiği ancak İcra Dairesine 2.767.83 TL'nin yatırıldığı, geriye kalan 7.467.40 TL'nin ise sanıkların uhdesinde gözüktüğü, sanık ... tarafından bankadan çekilen ve İcra Dairesine yatırılmayan tutarın toplam 7.467.40 TL olduğu, bunun 3.000,00 TL civarındaki parayı sanık ...'e verdiği ve bunun fazla kesilen miktarın iadesi olduğunun belirtildiği, geri kalan tutarın ise sanık ...'nün uhdesinde kaldığı ve bu parayı sanık ...'nün zimmetine geçirdiği, sanık ...'nün zimmet eyleminin basit zimmet niteliğinde olduğu, yine alınan bilirkişi raporu doğrultusunda sanık ...'in Belediyenin ita amiri (harcama yetkilisi) olması nedeniyle maaşından yapılan kesintileri zamanında İcra Dairesine yatırıp yatırılmadığını takip etmediği ve bu şekilde denetim görevini ihmal ederek sanık ...'nün zimmet suçunu işlemesine imkan sağladığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; Sanık ...'in icraya olan borcu nedeniyle sanık ... tarafından yapılan ve icra dairesi hesabına yatırılması gereken paranın bir kısmının maledinilmesi bir kısmının ise sanık ...'e verilmesi eyleminin iştirak halinde zimmet suçunu, sanık ...'in hesabından icra borcuna yapılacak ödemeden fazla bir miktarın kesilip maledinilmesi ve fazla miktarın sanık ...'e iadesi eyleminin ise sanık ... açısından zimmet suçunu oluşturacağı ancak sanık ... açısından suç oluşmayacağı gözetilerek; bilirkişi raporu ve suç duyurusu ekindeki yazı içeriklerine göre, Ahmet'in hesabından 14.643,32 liralık kesinti yapılmasına rağmen, ... icra borcuna karşılık bankadan ... tarafından 10.235,23 liranın çekildiğinin ifade edilmesi karşısında, öncelikle Ahmet'in hesabından ... tarafından çekilen para miktarının tespiti, sanık ... müdafiin 23/05/2011 havale tarihli dilekçesinde belirtildiği şekilde kesintiden ödenek yokluğu nedeniyle bütçe emanetinde para kalıp kalmadığının belirlenmesi, dosya arasında sureti bulunan Kayseri 2. İcra dairesinin dosyasına göre 12/05/2009 tarihli 3.115,00 liralık reddiyat makbuzunun bulunması, yine katılan Belediyeye alacaklı vekilince gönderilen 15/10/2009 tarihli föy raporunda takip sonrası tahsilat miktarının 5.588,83 lira olduğunun belirtilmesi karşısında, sanık ... müdafiin anılan dilekçesindeki itirazlarda nazara alınarak, sanıkların uhdesinde para bulunup bulunmadığı, kesinti yapılan aylara göre Ahmet'in icra borcundan daha fazla kesinti yapılıp yapılmadığının tespiti amacıyla bilirkişiden ek rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması, Kanuna aykırı, sanık ... ve sanık ... müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanık ... yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 13/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.