Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

7. Hukuk Dairesi 2012/3064 E. 2013/9334 K.

Yargıtay 2013-05-21 Yüksek mahkeme 2 karar bu kararı anmış
Bu kararla araştırma hazırlayın

7. Hukuk Dairesi 2012/3064 E. , 2013/9334 K.

"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi katılan Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 2, 3, 4, 5, 6, 7, 13, 14, 15,16, 17, 21, 22, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 33, 34, 35, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 54, 58, 60, 61, 62, 63, 66 ve 67 parsel sayılı sırasıyla 158000,00 m2, 32500,00 m2, 43125,00 m2, 57875,00 m2, 141250,00 m2, 34000,00 m2, 33000,00 m2, 33000,00 m2, 8750,00 m2, 115250,00 m2, 33500,00 m2, 91250,00 m2, 18000,00 m2,27375,00 m2, 80300,00 m2, 10850,00 m2, 20500,00 m2, 11750,00 m2,51250,00 m2, 18400,00 m2, 8600,00 m2, 6200,00 m2, 20000,00 m2, 227750,00 m2, 25500,00 m2, 14750,00 m2, 163500,00 m2, 359500,00 m2, 215500,00 m2, 67000,00 m2, 46000,00 m2, 3900,00 m2, 2900,00 m2, 41750,00 m2, 39000,00 m2, 80500,00 m2, 52500,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar davalı olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespit gününden önce davacılar ... ve arkadaşları tarafından davalılar ... ve arkadaşları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Hazine taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının sabit sınırlı olmadığını öne sürerek miktar fazlasına yönelik olarak, ... ise miras yoluyla gelen hakka dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece özetle “ taraf koşulunun oluşturulması” gereğine değinen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda katılan Hazine ile davacılar ... ve arkadaşlarının davalarının reddine, katılan ...'nin davasının kısmen kabulüne ,dava konusu 2,5,13,14 ve 33 parsel sayılı taşınmazların ... adına, 3,4 ve 48 parsel sayılı taşınmazların ...(...) adına, 6 parsel sayılı taşınmazın ... ve paydaşları adına ,15 parsel sayılı taşınmazın ... ve paydaşları adına,25 ve 26 parsel sayılı taşınmazların ... ve paydaşları adına 17 ve 29 parsel sayılı taşınmazların ... ve paydaşları adına,7,28,30,52 ve 58 parsel sayılı taşınmazların ... ve paydaşları adına ,51 ve 66 parsel sayılı taşınmazların ... adına, 16, 34, 46 ve 47 parsel sayılı taşınmazların ... ve paydaşları adına ,21,27,61 ve 63 parsel sayılı taşınmazların Mehmet Kılıç ve paydaşları adına, 22, 60, ve 62 parsel sayılı taşınmazların ... ve paydaşları adına ,35,49,50,54 ve 67 parsel sayılı taşınmazların Ali Bayramoğlu ve paydaşları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş;hüküm, katılan hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava ve temyize konu taşınmazların tespitlerine esas alınan tapu kayıtları kapsamında kaldığı ,tapu kayıt miktar fazlası yönünden ise tespit tarihinde adlarına tescile karar verilen gerçek kişiler yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki ; tarafların dayanağı ile taşınmazların tespitlerine esas alınan tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersiz olduğu gibi dava konusu taşınmazların malik hanesinin öncesinin davalı olması nedeni ile boş bırakıldığı, bu halde 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 30/2.maddesi gereği mahkemece resen malik belirlenmesinin zorunlu olduğu,hal böyle iken ve bir kısım dava konusu taşınmazların sınırında eylemli olarak mera niteliği ile sınırlandırılan 69 ve 70 parsel sayılı taşınmazlar bulunmasına rağmen mahkemece usulüne uygun bir mera araştırması dahi yapılmamıştır. Öte yandan mahkemece zilyetlik yönünden yapılan araştırma dahi yetersiz olduğu gibi dava konusu taşınmazların bir kısmı üzerinde kamulaştırma kararı bulunup somut olayda aktarılan davanın olduğu hususu gözardı edilerek kamulaştırma kapsamında kalan taşınmaz kesimlerinin ve irtifak hakkı tesisleri hakkında hüküm kurulmaması dahi isabetsizdir. Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi yada taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır. O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753-5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılmış ise Özel İdare Müdürlüğünden, 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırma, 4342 sayılı Yasa uyarınca, mülki amirlikten sorulup saptanması zorunludur. Kuşkusuz 4753 ve 5618 sayılı Yasalar ile 4342 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise, aynı doğrultudaki araştırma dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile uyuşmazlık çözümlenecektir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle tarafların tutunduğu taşınmazların tespitlerine esas alınan tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte varsa haritaları da Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı İl Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı İl Tarım Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazların tamamı ya da bir bölümünün tarafların tutunduğu tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, taşınmazların ya da taşınmazların bir bölümünün dayanak tespite esas tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde öncesinde usulüne uygun olarak mera araştırması yapılmalı, bu cümleden olarak bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tespit tutanağı bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı, dava konusu taşınmazların Ya da taşınmazların bir bölümünün tarafların tutunduğu tapu kayıtları kapsamında kalmadığı gibi tahsisli veya kadim mera da olmadığı saptandığı takdirde tapu kayıtları kapsamında kalmayan taşınmaz Ya da taşınmaz bölümleri yönünden usulüne uygun ve yeterli zilyetlik araştırması yapılmalı, bu cümleden olarak dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tutanak bilirkişileri dinlenerek tespitte saptanan hukuksal olgu ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, taşınmazlar bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tesbitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, somut olayda aktarılan davanın tarihine göre her bir taşınmazda zilyedinin 100 dönüm taşınmaz kesimini zilyetlikten kazanabileceği düşünülmeli, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece böylesine bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz , katılan Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,21.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi .