6. Ceza Dairesi 2010/4356 E. , 2013/5480 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Sanık ... için yapılan incelemede:
Hırsızlık suçunu birlikte işlemeye karar veren sanık ...' ın diğer sanık ... ve kimliği tespit edilemeyen bir kişi ile birlikte yakınana ait iş yerinin bulunduğu sokağa sanık ...'nin kullandığı aracı ile geldikleri, sanık ...'nin aracını park ederek, diğer sanıkların yakınanın iş yerine muhkem nitelikteki asma kilitlerini kırıp, kapıyı da zorlamak suretiyle içeri girerek hırsızlık yapmalarını beklediği, sonrada hırsızlığa konu eşyaları aracına yükleyerek, diğer sanıklarla birlikte olay yerinden ayrılmaları biçiminde gerçekleşen olayda, eylem sırasında el ve işbirliği içinde davranarak olay yerine giden ve aracı ile hırsızlık mallarını taşıyan sanığın eyleminin, muhkem eşyayı ikiden fazla kimse ile birlikte sağlam maddelerle ve muhkem surette yapılmış eşyaları yıkmak suretiyle gerçekleşen hırsızlık suçunun 765 sayılı TCK' nın 493/1-son ve 64/1.maddesini oluşturduğu halde yazılı şekilde hüküm kurulması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, sanık ...' ın temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II- Hükümlü ... için yapılan incelemede:
Urla Asliye Ceza Mahkemesi’nin 04.07.2003 gün ve 2002/184 Esas, 2003/246 sayılı kararı sanık ...'ın savunmanı tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemenin
hükmü sanık ... yönünden Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 21.11.2005 gün ve 2004/18920-2005/16251 sayılı kararı ile “Lehe yasanın belirlenmesi” için diğer yönleri incelenmeden bozulmuş ve bozmanın 1412 sayılı CMUK’nın 325.maddesi gereğince sanık ...'un yararlanmasına karar verilmiştir.
1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesine göre, sanık bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır. Ancak, temyiz etmişcesine faydalanmanın kabul edilmesi, bu kimsenin bozmadan sonra yeniden verilecek yeni ve son kararı da temyiz edebilmesine olanak tanımamaktadır. Çünkü, sirayet, yasa gereği kabul edilmiş bir haldir. Bu bağlamda sanık sadece bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır. Sanık ... savunmanının belirtilen nedenle bozmadan sonra yeniden kurulan hükmü temyize yetkisi yoktur.
Ancak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.11.2010 gün ve 2010/7-229 esas, 2010/240 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere, sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri uyarınca yapılacak uyarlama yargılaması ve sonuçları özel olarak düzenlendiğinden, 1412 sayılı CMUK'nın 325.maddesi hükmünün, lehe yasanın değerlendirilmesi gerekçesiyle yapılan bozmalarda uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; genel yargılama ile uyarlama yargısının koşulları ve sonuçları birbirinden farklı olduğundan, hakkındaki hüküm kesinleşmekle “hükümlü” konumuna giren sanık ...’un lehe yasanın değerlendirilmesi gerekçesiyle yapılan bozmalarda, yargılaması devam eden diğer sanıkla birlikte yargılanmasının yasal olarak olanaklı olmadığı ve adı geçen hükümlü sanık hakkındaki davanın ayrılarak uyarlama yargısının yapılması gerekirken, her iki yargılamaya birlikte devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 20.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.