Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

8. Hukuk Dairesi 2012/6403 E. 2013/1872 K.

Yargıtay 2013-02-21 Yüksek mahkeme 1 karar bu kararı anmış
Bu kararla araştırma hazırlayın

8. Hukuk Dairesi 2012/6403 E. , 2013/1872 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katkı payı alacağı

... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının reddine dair ... 3. Aile Mahkemesi'nden verilen 184/779 ... hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de;duruşma talebinin değer yönünden reddine karar verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı ... vekili dava dilekçesinde tarafların evli iken 2008 yılında boşandıklarını, davacının bütün hayatı boyunca çalışarak yapmış olduğu birikimlerle 1221 ada 7 parsel 5 nolu bağımsız bölüm ile ... ilinde bulunan 6 ada 6 parsel ... taşınmazı edindiğini, her iki taşınmazın da davalının manevi baskısı ve evliliğin devamı amacıyla tapuda davalı adına tescil edildiğini açıklayarak, taşınmazların edinmesindeki % 50 katkısı nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili 1221 ada 7 parsel 5 nolu bağımsız bölüm davalının terzilikten kazandığı para, altınları ve Hasan adlı şahıstan alınan borçla edinildiğinden ve ...'da davalı adına kayıtlı taşınmaz bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davacı tarafça kendi parası ile edinilen taşınmazlar davalıyı mutlu etmek amacıyla davalı adına tescil edilmekle her iki taşınmazın da davalıya bağışlandığından davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar 20.03.1951 tarihinde evlenmişler, 06.06.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin kararın 03.12.2009 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında evlilik tarihinden 4721 ... TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 ... TKM.nin 170.maddesi uyarınca eşler arasında mal ayrılığı rejimi, 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 06.06.2007 tarihine kadar 4722 ... Kanunun 10. maddesi gereğince, eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden TMK'nun 202. maddesine göre edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Dava dilekçesinin içeriği davacının talebi ve dava konusu taşımazların edinme tarihine göre davacının isteği katkı payı alacağına ilişkindir. Davacı ... 25.02.2011 tarihli yargılama oturumunda ...'da bulunan taşınmazın ( 6 ada 6 parsel ) 1972 yılında satın aldığını ve davalıya hibe ettiğini açıkça bildirmiş olup, taşınmaza ait akit tablosundan taşınmazın davacı adına kayıtlı iken 06.09.1977 tarihinde davalıya yaptığı satış sonucu davalı adına tescil edildiği saptanmış olduğuna, dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin bu taşınmaza yönelik yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün bu bölümünün ONANMASINA, Davacı vekilinin 1221 ada 7 parsel 5 nolu bağımsız bölüme ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece bağış nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz üçüncü kişi adına kayıtlı iken taraflar arasında 743 ... TKM'nun 170. maddesi uyarınca mal ayrılığının bulunduğu dönemde 1984 yılında, satın alma yoluyla davalı adına tescil edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında taşınmazın kendisi tarafından satın alındığını bildirmiş ancak, taşınmazın davalıya bağışladığı sonucunu doğuracak herhangi bir beyanda bulunmadığı gibi davacı da bağış iradesi ve kastıda bulunmamaktadır. Kaldı ki, bu husus davalı tarafından dahi ileri sürülmemiştir. Bağış hususu kabul edilemeyeceğinden taraflar arasındaki bu uyuşmazlığın Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Kural olarak, Mülga 743 ... TKM'nin yürürlükte olduğu; 1.1.2002 tarihinden önce eşler arasında yasal mal ayrılığının geçerli olduğu dönemde, karı ve kocanın diğerinden katkı payı karşılığı isteyebilmesi için mutlaka parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir değer koymak suretiyle katkısının bulunması gerekir. Dosyada bulunan belge ve bilgilere göre davacının evlilik süresince çalışmasından kaynaklanan bir geliri bulunmaktadır. Buna karşılık davalı kadının çalışması ve geliri hakkında taraf beyanlarından net bir sonuç elde edilememiş, ancak taşınmazın edinmesi sırasında davalının ziynet eşyalarının satımından elde edilen para ve borç olarak almış olduğu paranın kullanıldığı saptanmıştır. Bu halde öncelikle taraf tanıkları arasındaki çelişkinin HMK'nun 261. maddesine göre giderilerek davacı kadının evlilik birliği içinde çalışıp çalışmadığının belirlenmesi, çalıştığının tespiti halinde ise her iki tarafın evlilik tarihinden taşınmazın edinme tarihine kadarki gelirlerinden ayrı ayrı saptanması, taşınmazın alındığı tarihe kadarki toplam gelirinden tarafların sosyal statüleri ile konumlarına göre yapabilecekleri kişisel harcamaları ile davacı kocanın 743 ... TKM'nin 152. maddesi uyarınca evi geçindirme yükümlülüğü uyarınca yapması gereken harcamalar toplam gelirlerden ayrı ayrı çıktıktan sonra yapabilecekleri tasarruf miktarının ne olacağının tespit edilmesi, daha sonra toplam tasarruf miktarı karşısında davacı eşin katkı oranının bulunması, davalının taşınmazın edinilmesi sırasında kullandığı ziynet değeri ve üçüncü şahıstan almış olduğu borç miktarının davalının kişisel malı olduğu gözetilerek, dairenin dava tarihindeki sürüm değerinden çıkarıldıktan sonra, kalan miktarın davacıya ait katkı oranı çarpılarak sonucu katkı payı alacağının bulunması ve HMK'nun 26. maddesi (HUMK'nun 74) gereğince talepten fazlasına karar verilemeyeceği göz önünde bulundurularak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüne, yerel mahkeme hükmünün 6100 ... HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 ... HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4., HMK'nun m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 21.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.