7. Hukuk Dairesi 2012/4090 E. , 2012/9001 K.
"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, kanal katılım payı ve şebeke hissesi nedeni ile ödenen paranın istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payı başlığı altında 87.maddesi "Belediyelerce ve belediyelere bağlı müesseselerce, aşağıdaki şekilde kanalizasyon tesisi yapılması halinde, bunlardan faydalanan gayrimenkullerin sahiplerinden, kanalizasyon harcamalarına katılma payı alınır: a)Kanalizasyon tesisi yapılması, b)Mevcut tesislerin sıhhi ve fenni şartlara göre ıslah edilmesi iki ve daha fazla yol kenarında bulunan gayrimenkuller hangi yoldaki kanalizasyona bağlanmış ise, payın hesabında yola ait kanalizasyon giderleri nazara alınır." düzenlemesi getirmiştir. Aynı Yasanın 88.maddesi su tesisleri için 87.maddeye paralel bir düzenleme öngörmüştür. 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 89.maddesine göre de, harcamalara katılma payları, bir program dahilinde veya istek üzerine doğrudan doğruya yapılan işlerde, bu hizmetler dolayısıyla yapılan giderlerin tamamıdır. Şu kadar ki yapılacak giderler peşin ödendiği takdirde bu paylar ilgililerden yüzde yirmibeş noksanı ile alınır. Ancak, bu tür hizmet giderleri Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile İller Bankası tarafından tespit edilen ve yayınlanan rayiç ve birim fiyatlara göre hesaplanan tutarları aşamaz. Belediye Gelirleri Kanuna dayalı olarak çıkarılan ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinin 39.maddesinde de gerek yeni bir kanalizasyon tesisi yapılması ve gerekse mevcut tesisin ıslahı durumunda taşınmaz sahiplerinden katılma payı alınacağı öngörülmüş; bunun belli bir oranının inşaat ruhsatı alınma aşamasında avans olarak tahsil edileceği, bakiyesinin de su aboneliği aşamasında bina değeri esas alınmak ve %2 oranını geçememek üzere tahsil edileceği belirlenmiştir. Öte yandan, İmar Kanununun 23/6. maddesinde, toplu mesken alanlarında alt yapı tesisleri Belediyelerce onaylı projesine göre ilgili satış ya da kurumlarınca yapılmışsa belediyece alt yapı hizmetleri nedeniyle "hiçbir bedel alınmaz" hükmü bulunmaktadır. Yine 2985 Sayılı Toplu Konut Kanununa 5492 Sayılı Kanunun 2. maddesiyle eklenen Ek 9. maddesinin 2. fıkrasında, Toplu Konut İdaresince yapılacak veya yaptırılacak her türlü alt yapı ve üst yapı inşaatlarıyla ilgili olarak 26.5.1981 tarihli Belediye Gelirleri Kanunu'nun ek 6. maddesinde yer alan bina inşaat harcı ve 84. maddesinin (1) ve (2) numaralı bentlerinde yer alan çeşitli harçlar kanunundaki tarifesinde belirtilen en az tutarlar üzerinden alınır. Bu harçlar dışında her ne olursa olsun hizmet karşılığı olsa dahi başka ücret veya bedel alınamaz" düzenlemesi bulunmaktadır. Bu düzenlemelerle kanun koyucunun amacının toplu konutların maliyetini düşürmek ve sosyal devlet ilkesinin gereği olarak daha ucuz konut üretip konut açığını kapatmak olduğu anlaşılmaktadır. Burada alınması gereken bir kısım bedellerin asgari hadden alınması, bunun dışında kalanların ise hiç bir şekilde alınmaması ve böylelikle konut maliyetinin düşürülmesi amaçlanmaktadır. Ancak bu düzenlemeyle konutun üretilmesi, inşaat ve iskan aşamalarında alınması gerekenler olduğunda tereddüt olmamalıdır. Toplu konut bölgelerinde alt yapının tamamlanarak konut üretiminin yapılması bu aşamalardan sonra yerel yönetimlerin, Belediyelerin veya Belediyeye bağlı kuruluşların altyapıyı ıslah etmesi, yeni alt yapı tesisleri yapması mevcutları iyileştirmesi, konut alanı dışında olan tesis ve ilavelerini değiştirip yenilemesi ve ihtiyaca cevap verecek hale getirmesi gelişen teknolojiyle paralel hizmetler yapması durumunda gerek Belediye Gelirleri Kanununda gerekse ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinde açıklanan bedelleri isteyebileceği kabul edilmelidir. Aksi halde, bu bölgede mülkiyet sahibi olanlara ayrıcalık tanınmış olur ki, bunu hukuk düzeninin koruması düşünülemez. İdarenin hizmetleriyle ilgili olarak Yasa ve Yönetmelikte öngörülen şekilde katkı bedeli alması kaçınılmazdır. Konut satılırken öngörülen muafiyetin sürekli olması düşünülemez. Yüksek Yargıtay HGK'nun 06.06.2012 tarih 2012/13-157-2012/345 esas karar sayılı ilamı ile Yüksek Yargıtay 13 HD'nin 31.5.2012 tarih 2011/21139-2012/14121 esas karar sayılı ilamları da bu yöndedir. Somut olayda, mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de mahkemece davaya konu yerde yeni kanalizasyon tesisi yapılıp yapılmadığı veya mevcut tesislerin sıhhi ve fenni şartlara göre ıslah edilmesi yönünde bir çalışmanın var olup olmadığı hususunda yeterli araştırma yapılmamıştır. Bu yön gözetilmeksizin karar verilmiş olması yerinde görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. Hal böyle olunca; mahkemece yapılacak iş bu konuda konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak heyet ile birlikte mahallinde inceleme ve araştırma yapılmalı ve özellikle davalı kurumun anılan konut alanında ve alan dışında yeni bir tesis yapıp yapmadığı ve ıslah çalışmasının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, toplanan ve toplanacak delillere göre bir karar vermelidir. Sonuç; yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, davalıdan alınan peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 06.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.