Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

8. Hukuk Dairesi 2012/3540 E. 2012/12790 K.

Yargıtay 2012-12-21 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

8. Hukuk Dairesi 2012/3540 E. , 2012/12790 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil

... müdahil davacı ... ile Hazine ve ... aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair Çermik Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21.06.2011 gün ve 200/185 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını belirttiği ve 1980 yılından önce yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan taşınmazların, 40-50 yıldır vekil edeninin kazandırıcı zilyetliğinde bulundurduğunu açıklayarak, vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Yargılama sırasında 14.06.2011 tarihli yargılama oturumunda ise, teknik bilirkişinin rapor ve ekindeki krokisinde A, C, D, F, H, I ve K1 olarak belirtilen taşınmazların tescilini talep ettiklerini belirtmiştir. Davalı Hazine temsilcisi, nizalı taşınmazların Devlet'in hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu açıklayarak davanın reddine ve TMK'nun 713/6. maddesi kapsamında Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı yararına zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle teknik bilirkişinin 09.06.2010 havale tarihli rapor ve ekindeki krokide A, C, D, F, H, I ve K1 harfleri ile gösterilen sırasıyla 158,89 m², 287.10 m², 833.00 m², 868.59 m²,1250.16 m²,13.448.65 m² ve 874.76 m2 lik taşınmazların davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin taleplerin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; taraflar arasındaki uyuşmazlık nizalı taşınmazların niteliği, zilyetlik yoluyla kazanmaya elverişli olup olmadığı, elverişli ise davacı yararına kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Bu kapsamda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36. maddesine göre, herkes meşru vasıta ve yollarla mahkemelerde iddia ve savunma hakkına sahiptir. TMK.nun 6. maddesine göre ise, iddia eden iddiasını ispatla mükelleftir. Yine 6100 ... HMK.nun 27. maddesinde davanın taraflarının, müdahillerinin ve yargılamanın diğer ilgililerinin kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme haklarının bulunduğu ve bu hakkın açıklama ve ispat hakkını da kapsadığı düzenlenmiştir. Yargılama tutanakları üzerinde yapılan incelemede taraflara tanık ve delillerini bildirmeleri için süre ve imkan tanınmadığı gibi,18.04.2006 ve 09.02.2010 tarihli yargılama oturumlarında verilen keşif ara kararında tanıkların keşif yerine nasıl çağrılacağının da gösterilmediği belirlenmiştir. Bu durum, usul ve yasaya aykırıdır. Öte yandan, dava konusu taşınmazlar 1980 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında tespit harici bırakılmıştır. Ergani Kadastro Müdürlüğü ise 31.07.2007 tarihli karşılık yazısında, uyuşmazlık konusu taşınmazlardan K1 dışındakilerin 766 ... Tapulama Kanununun 2. maddesi uyarınca tarıma elverişli olmayan yer niteliğiyle tespit harici bırakıldığını bildirmiştir. Ne var ki, yapılan keşiflerde dinlenen davacı tanıkları bu yerler bakımından imar ihyadan bahsetmeden tapulama öncesinden bu yana tarım arazisi olarak kullanıldığını açıklamıştır. Bu kapsamda taşınmazların, nitelik itibari ile zilyetlikle kazanılıp kazanılmayacağı ve kazanılabilecek yerlerden ise imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı hususunda tereddüt oluşmuştur. Ayrıca, o yer Tapu Müdürlüğü'nün 02.12.2005 tarihli karşılık yazısında uyuşmazlık konusu taşınmazların bulunduğu köyde iki adet mera parselinin bulunduğu bildirilmiştir. Bu kapsamda, nizalı taşınmazlara ( A, C, D, F, H ve I harfleri ile gösterilen) komşu parsellere tapulama çalışmaları sırasında uygulanan tapu ve vergi kayıtları getirtilerek keşifte uygulanmamış, nizalı taşınmaz yönünün ne ya da kim okuduğunun üzerinde durulmamış, nizalı taşınmazların mera parsellerine komşu olup olmadığı ve kadim mera niteliğinde bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Yine, teknik bilirkişinin krokisinde K1 ile gösterilen kısım bakımından; ziraatçi bilirkişi 25.05.2006 tarihli raporunda, taşınmaz üzerinde 6 yerde toplanmış taş yığınları, 35 adet 1-2 yaşlarında kavak ağaçları ile 3 kayısı ağacının bulunduğunu bildirmiş, ancak taşınmazın dava tarihinden geriye en az kaç yıldır tarım amaçlı olarak kullanıldığını açıklamamıştır. Bu kapsamda, taşınmazın imar ve ihyasının tamamlandığı tarih ve kullanım süresi bakımından tereddüt oluşmuştur. Tüm açıklamalar kapsamında, bir taşınmazın kullanım süresi, niteliği ve zilyetlik süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Ne var ki, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde hava fotoğraflarından faydalanılmamıştır. Öte yandan; mahkemece, teknik bilirkişinin krokisinde A, C, D, F, H ve I harfleri ile gösterilen kısımlar bakımından taşınmazın çapa bağlı olup olmadığı araştırılmamıştır. Her ne kadar teknik bilirkişiler az yukarıda belirtilen bu yerlerin tapulama çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığını açıklamış iseler de, hali hazırda çapa bağlı olup olmadıklarını belirtmemişlerdir. Taşınmazların tapulama çalışmaları sonrasında hükmen veya idari yolla çapa bağlanma ihtimali bulunmaktadır. Bu durum çifte tapunun önlenmesi bakımından gereklidir. Hal böyle iken; Mahkemece, davalı Hazine'ye tanık ve delillerini bildirmesi için yöntemine uygun biçimde süre ve imkan tanınması, hava fotoğrafı incelemesi yapılabilmesi bakmından, davanın açıldığı 2005 yılından geriye doğru en az 20 yıl öncesine ait (1980-1985 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından, anılan tarihler arasında düzenlenen foto plan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek dosyaya eklenmesi, yapılacak keşifte ziraat mühendisi, kadastro fen bilirkişisi, jeodezi ve fotoğrametri uzmanı harita mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle inceleme yaptırılarak taşınmazların niteliği ve kullanım süresinin ne zaman başladığının denetime olanak verecek şekilde belirlenmesi, taşınmazın tahsisli meralardan olup olmadığının araştırılması bakımından öncelikle bu yerde mera tahsisinin bulunup bulunmadığının İl Özel İdare Genel Sekreterliğinden ve İl/İlçe Tarım Müdürlüğünden sorulması, varsa mera norm kararı ile tahsis tutanağı ve paftası getirtilerek mahallinde uygulanıp nizalı taşınmazın bu belgeler kapsamında kalıp kalmadığı, taşınmazın öncesinin kadim mera niteliğinde olup olmadığının araştırılması bakımından ise, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre, komşu köylerden yerel bilirkişilerin tespit edilmesi, taraflara bu konuda tanıklarını ve delillerini bildirmeleri için süre ve imkan tanınması, tespit edilen komşu köy ile diğer yerel bilirkişileri ile tüm taraf tanıklarının HMK. nun 243 ve 244.maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, aynı Kanunun 259 ve 290/2.maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların mümkün olduğunca taşınmaz başında dinlenilmesi, dava konusu taşınmazların öncesinde ne niteliğinde bulunduğunun, taşınmazda imar ihya çalışmaları yapılmış ise, kim ya da kimler tarafından ne şekilde hangi tarihte imar-ihya çalışmalarına başlandığı, imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihinin, zilyetliğin dava tarihine kadar ne şekilde ve kim tarafından sürdürüldüğünün yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, beyanlar arasındaki çelişkinin HMK.nun 261.maddesi gereğince giderilmesi, bundan başka komşu parsellere tapulama çalışmaları sırasında uygulanan tapu ve vergi kayıtları getirtilerek keşifte uygulaması yapılarak, nizalı taşınmaz yönünün ne ya da kim okuduğunun belirlenmesi, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen kroki gönderilmek suretiyle taşınmazların tapulu olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulması, ondan sonra iddia ve savunma kapsamında tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesidir. Eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 ... HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.