11. Hukuk Dairesi 2011/13030 E. , 2012/20110 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.05.2011 tarih ve 2008/263-2011/285 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davalının ısınma gereçleri imalı ve satışı ile uğraştığını, ISIKES markasını da davalının 05.08.2004 tarihinden itibaren tescilli olarak kullandığını, müvekkilerinin imal ettiği benzer ürünler üzerinde ısıkes markasını izinsiz olarak kullandıkları iddiası ile cezalandırılmaları için 556 sayılı KHK'nin 66/c uyarınca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduğunu, şikayet sonucunda müvekillerine ait işyerinde arama yapıldığını, makinalar ve mamullerinin yediemine teslim edildiğini, bilirkişiden alınan rapor sonucunda markaya tecavüz olmadığı kanaatine varılarak savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davalı tarafın, tam satış yapılacak mevsimde müvekilleri hakkında asılsız suç duyurusunda bulunması, müvekillerinin müşterilerine giderek veya arayarak satışların yasal olmadığını, üretilen mamullerin toplatıldığı yönünde asılsız iddialarda bulunulması ve mal iadeleri nedeniyle müvekillerinin maddi zarara uğradığını ileri sürerek, 28.000 TL manevi, 2.000 TL maddi zararın davalıdan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, şikayet ile zarar arasında illiyet bağının ıspatlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava, tescilli markaya tecavüz edildiğine ilişkin haksız şikayet nedeniyle uğranılan zararın tahsiline yönelik olduğu, davalının yaptığı şikayet üzerine bilirkişi raporuna istinaden savcılıkça davacıların eylemlerinin 556 sayılı KHK'nin 61/a-c maddesinde yazılı fiili oluşturmadığından takipsizlik kararı verildiği, davalı cevabında da davacıların tescilli markaya tecavüz ettiklerini iddia ettiği, bu hali ile davada davalının tescilli markasına tecavüz olup olmadığının tartışılması gerektiği, 556 sayılı yasanın 71. maddesine göre de, iş bu davaları bakmaya Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi görevli olduğu, gerekçesiyle dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, marka hakkına tecavüz iddiası ile yapılan şikayet nedeni ile zarara uğrandığı iddiası ile tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, tescilli markaya tecavüz iddiası ile yapılan şikayet nedeniyle uğranılan zarar istenilmekle, 556 sayılı KHK'nin 71. maddesi uyarınca Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesi ile görev yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, iddianın ileri sürülüş biçimi itibari ile sadece markaya tecavüz nedeni ile yapılan şikayet ve müşterilere karşı satışların yasal olmadığı, ürünlerin toplatıldığı yönünde asılsız iddialarda bulunulması sonucu uğranılan zarar istenilmiş olmakla, dava haksız şikayet nedeni ile tazminat istemi niteliğinde bulunmakla, ticaret mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından işin esasına girilerek sonuçlandırılması gerektiğinden görev yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabülü ile hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 06.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.