Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

7. Ceza Dairesi 2010/4641 E. 2012/31713 K.

Yargıtay 2012-12-05 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

7. Ceza Dairesi 2010/4641 E. , 2012/31713 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : 4389 sayılı Yasaya aykırılık HÜKÜM : Davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 1) 18.06.1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 24/2. maddesine göre "Bu maddeye göre açılacak davalar, ilgili bankanın merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemelerde görülür." 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanun ile maddede yapılan değişiklikle, "22. maddenin (3) ve (4) numaralı fıkrası kapsamında veya bu suçlarla bağlantılı olup da ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara ait davalar ilgili bankanın bulunduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemelerinde görülür. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığı'nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer ağır ceza mahkemeleri de görevlendirilebilir veya yeni ağır ceza mahkemesi de kurulabilir" hükmü getirilmiştir. Bu değişiklik uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı ile davaya bakma görevinin İstanbul dışında birden fazla ağır ceza mahkemesi olan yerler için 2. ağır ceza mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 15.01.2004 gün ve 2 sayılı kararı ile, 610 sayılı kararı kaldırılarak İstanbul için 8 nolu ağır ceza, diğer iller için 2 nolu ağır ceza mahkemeleri ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirilmiştir. 01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 164. maddesinde de 5020 sayılı Kanun ile değişik 4389 sayılı Kanun'un 24/2. maddesindeki düzenleme korunmuş, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında da önceki kararlar ile 4389 sayılı Kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 1. maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar gözetildiğinde, gerek 5020 sayılı Kanun ile değişik 4389 sayılı Kanun'un 24/2. maddesi hükmü ve buna dayalı olarak alınan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı, gerekse 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 164. maddesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 08.12.2005 tarih ve 861 sayılı kararlarına göre, Bankalar Kanunu'ndan doğan zimmet suçunda görevli mahkemenin İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesi olduğu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde esastan hüküm kurulması, Kabul ve uygulamaya göre de ; 2-) 13.07.2001 ve 30.10.2001 tarihli iddianamelerle sanıklar hakkında İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinde, 2007/53 Esas sayılı dosyada, zimmet suçundan açılmış bulunan kamu davalarının, dairemizin 17.07.2012 gün ve 2011/12735 Esas, 2012/22611 Karar sayılı ilamı ile verilen bozma kararı üzerine, halen derdest olduğundan, inceleme konusu olan dava ile İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte bulunan davaların birleştirilerek delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgı ile yazılı şekilde hüküm tesisi, 3-)Etibank A.Ş.nin mali bünyesinin 1999 yılı içerisinde ciddi bir şekilde zayıflamakta olduğunun tespiti üzerine, mülga 3182 sayılı yasanın 64.maddesindeki yetkiye dayanılarak, Hazine Müsteşarlığı tarafından banka yönetim kuruluna gönderilen 02.03.1999 gün ve 14911 sayılı yazıda, "Bankanın sermayedar gruplarına ve bu gruplara dahil gerçek ve tüzel kişilere yapılmış bulunan plasmanların dondurulması, bunlara bundan sonra nakdi ya da gayri nakdi kredi dahil doğrudan veya dolaylı, hiçbir şekil ve suretle, her ne ad altında olursa olsun kaynak aktarılmaması, açılmış kredilerin kullandırılmaması ve sermayedar gruplara ait mevcut risklerin gruplara dahil gerçek kişilerin kefaletleri de alınmak suretiyle teminata bağlanması ve belirli bir takvime bağlanarak sermayedar grupların bankaya olan borçlarının tasfiye edilmesi "istenmiştir. Etibank A.Ş.nin mali bünyesinin 1999 yılı başlarından itibaren, mali yönden zor durumda bulunmasına ve Hazine Müsteşarlığının 02.03.1999 tarihli yazısı ile her ne ad altında olursa olsun grup şirketlerine kaynak aktarımının yasaklanmasına rağmen, 1999-2000 yıllarında Etibank tarafından ... grubuna ait gazete ve dergilere reklam gideri adı altında 11.862.510.457.096 TL tutarındaki kaynağın aktarıldığı, ayrıca bankaya el konulmadan kısa bir süre önce alınan yönetim kurulunun 21.07.2000 gün ve 27 sayılı kararı ile de, ... grubuna ait ATV isimli televizyon kanalında ileride yayına başlayacak olan GREED isimli yarışma programının sponsorluğunun, bankanın mali güçlük çekmesine rağmen Etibank tarafından üstlenilerek, henüz yayınına başlanılmamamış olan yarışma programı için 3 Milyon Amerikan Doları + KDV ödemesi yapılması kararına varılarak, televizyon kanalı ile sözleşme imzalanması, bu kapsamda 2 Milyon Dolar + KDV'nin Satel, Sabah Televizyon Prodüksiyon A.Ş.'ye peşin olarak ödenmesi kararlaştırılarak, yönetim kurulunun bu kararına istinaden, ... grubuna ait Satel Televizyon Prodüksiyon A.Ş.'ye 25.07.2000 ve 08.08.2000 tarihlerinde toplam 1 Trilyon 886 Milyar 780 Milyon Lira'nın avans olarak ödendiği cihetle, banka kaynaklarının ... grubuna ait basın, yayın ve medya şirketlerine reklam harcaması ve sponsorluk adı altında gösterilerek, sermayedar gruba banka zararına olacak şekilde kaynak aktarıldığı ve bu şekilde gelişen olayda, 4389 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, ... gurubuna yapılan haksız ödemeler nedeniyle oluşan eylemlerin zimmet suçunu oluşturduğu halde, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi, Yasaya aykırı, müdahil vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, 05.12.2011 günü oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

3182 sayılı yasanın 64.maddesinden kaynaklanan yetkiye istinaden, Hazine Müsteşarlığının banka yönetim kuruluna gönderdiği, 02.03.1999 gün ve 14911 sayılı yazıda, banka mali kaynaklarının bankacılık mevzuatına uygun kullanılması amacıyla alınan önlemler cümlesinden olarak, banka kaynaklarının her ne ad altında olursa olsun, hakim hissedarların grup şirketlerine aktarılmasını yasaklandığı halde, 11.862.510.457.096 TL. tutarındaki kaynağın reklam ve sponsorluk harcamaları olarak, Hazine Müsteşarlığına bildirilmeden, grup şirketlerine aktarıldığı, belirtilerek, BDDK tarafından 4389 sayılı yasanın, 14. maddesi delaletiyle, anılan yasanın 22/2.maddesine aykırılıktan soruşturma talebinde bulunulmasını müteakip, yapılan bu şikayet ve başvuru üzerine, sanıklar hakkında 4389 sayılı yasanın 22/2.maddesine aykırı davrandıkları iddiası ile dava açıldığı cihetle, sanıkların gurup şirketlerine usulsüz kredi açmaları ve bu yolla para aktarmaları da söz konusu olmayıp, ticari faaliyetlerinin devamı için gerekli olduğu düşüncesiyle yaptıkları reklam ve sponsorluk harcamalarını, Hazine Müsteşarlığının talimatlarına aykırı olacak şekilde kendi firmalarına yaptırarak, 4389 sayılı yasanın, 14. maddesi delaletiyle, anılan yasanın 22/2.maddesine aykırı davrandıklarını ve mahkemenin bu yöndeki kararının isabetli olması nedeniyle hükmün onanması gerektiğini düşündüğümden, sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.