Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

10. Hukuk Dairesi 2011/14690 E. 2012/26348 K.

Yargıtay 2012-12-20 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

10. Hukuk Dairesi 2011/14690 E. , 2012/26348 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :106-85

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Dava, 19.07.2005 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının; 51.. 922 plakalı araç sürücüsü davalı ... ile aynı aracın kaydi malik/işleteni davalı ...’dan ve yine, 06.. 6207 plakalı araç sürücüsü ... ile aynı aracın kaydi malik/işleteni ...’den rücuan tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece, kusuru bulunmayan davalı kaydi malik ve işletenler ... ile ... hakkındaki davanın reddine karar verilirken; toplamda %100 kusurlu bulunan diğer davalı sürücüler yönünden ise, istemin kabulüne karar verilmiştir.

Her ne kadar 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 39. maddesinde; “üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malül veya vazife malülü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurum zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edilir” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 1479 sayılı Kanunun 63. maddesidir.

1479 sayılı Kanunun 63.maddesi kapsamında rücu edilecek kişilerin sorumlulukları; öncelikle üçüncü kişinin suç sayılan hareketi ile yasada belirtilen sosyal sigorta yardımlarının yapılmasını gerektiren bir halin doğması ve sigortalı ya da hak sahiplerine bu yardımların yapılması koşuluna bağlanmıştır. Diğer taraftan, davalı araç malikinin sorumluluğuna dayanak kılınan 1479 sayılı Kanunun 63. maddesinin 3396 sayılı Kanunla değiştirilen 2. fıkrasında yer alan "...araç maliklerine..." ibaresi; Anayasa Mahkemesinin 27.03.2000 tarih ve 2001/343 E. 2002/41 K. sayılı kararıyla iptal edilmiş ve iptal kararı 13.11.2002 gün ve 24935 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Bu durumda, araç malikinin 1479 sayılı Kanunun 63. maddesi kapsamında Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak anılan yasanın öngördüğü "diğer sorumlular" kavramı kapsamında 2918 sayılı Kanunun 3.maddesi hükmünde öngörülen tanım çerçevesinde işleten sıfatına haiz bulunması; bir başka anlatımla trafik sicilinde adına kayıtlı bulunan araç üzerindeki fiili hakimiyeti ile aracın tehlikesi kendisine ait olmak üzere kendi nam ve hesabına işletiyor olması halinde mümkündür.

Dava konusu somut olayda, davalı ... ve ...’e kaydi malik ve işleten sıfatıyla husumet yöneltmiş olması da dikkate alınarak, anılan davalıların diğer davalı sürücülerin kullandığı kazaya konu araçların işleteni olup olmadığı yöntemince araştırılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.

Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.