11. Hukuk Dairesi 2011/9993 E. , 2012/21365 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.03.2011 tarih ve 2009/461-2011/130 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.12.2012 günü hazır bulunan davacı Şirket temsilcisi ... ve Şirket vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında 25/10/2010 tarihinde Adana, merkez, ilçeler, beldeler ve köylerin elektrik dağıtım şebekesinin numaralandırılması hizmet alımı işi ile ilgili olarak sözleşme imzalandığını, müvekkilinin sözleşme gereği tüm edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen, davalı idarenin sözleşme gereği edimlerini yerine getirmediğini, davalı idarece temin ve tedarik edilmesi gereken 1/25.000'lik harita, imar ve hali hazır planlar dahil tüm resmi belgelerin müvekkili yüklenici firmaya tevdii olunmadığını ileri sürerek teminat olarak verilen Bank Asya Mecidiyeköy Şubesine ait 24/10/2007 tarih 348755 sayılı 85.000 TL bedelli teminat mektubunun dava sonuna kadar paraya çevrilmesinin önlenmesi açısından tedbir kararı verilmesini ve dava sonunda teminat mektubunun müvekkiline iadesini, ayrıca dava konusu sözleşmeden kaynaklanan ödemelerin süresinde yapılmamış olması nedeniyle uğranılan zararların ve alacağın tespiti ile şimdilik 100.000 TL'nın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 13/12/2010 tarihli ıslah dilekçesi toplam 892.346,51 TL iş bedeli alacağının faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca müvekkili idarenin tüm edimlerini yerine getirdiğini, davacı firmanın işin başından beri gerekli harita, altlık ve sair teçhizatlara sahip olduğunu, ayrıca davacıya 7 defa hakediş yapılarak yaklaşık 416.651,13 TL hakediş ödemesi gerçekleştirildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 23/11/2007 tarihinde işe başladığı, işin keşif bedelinin 1.311.130,74 TL olduğu, davacının yapmış olduğu işlerin bedelinin 1.192.604,62 TL olarak hesaplandığı, davacıya ödenen hak ediş 416.651,13 TL düşüldüğünde bakiye alması gereken tutarın 892.346,51 TL olduğu, 8. hak edişin ödenmesi için 28/08/2009 tarihinde davalıya başvurulduğunu, 30 gün tahakkuk ve 30 gün ödeme süresi verildiğinde, sürenin 28/10/2009 tarihinde dolduğu, davacının yapmış olduğu işler bedeli olarak teknik bilirkişilerce hesaplanan alacak tutarı 892.346,51 TL'den 8 nolu hak ediş tutarı olan 623.812,89 TL düşüldüğünde bakiye kalan alacağın 268.533,62 TL olduğu, davacı vekilinin ıslah talebinin 623.812,89 TL’lik kısmının henüz dava tarihi itibariyle muaccel hale gelmemiş, 8. hakediş alacağına ilişkin olup, muaccel olmayan bu alacağa yönelik talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava tarihi itibariyle muaccel hale gelen sadece 7 nolu hakediş nedeniyle bakiye kalan toplam 268.533,60 TL yönünden davanın kabulü ile bu tutarın 100.000 TL'na dava tarihi olan 06/10/2009, kalan 168.533,60 TL'na ise ıslah tarihi olan 13/12/2010 tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 25/10/2010 tarihinde Adana, merkez, ilçeler, beldeler ve köylerin elektrik dağıtım şebekesinin numaralandırılması hizmet alımı işi ile ilgili olarak düzenlenen sözleşme nedeniyle davacının ne kadar hizmet bedeline hak kazandığına ilişkindir. Anılan sözleşme davacının ihale dökümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak taahhüdünü yerine getirmediğinden davalı tarafından 27.10.2009 tarihinde feshedilmiş ve kesin teminat mektubu da irat kaydedilmiştir. Davacı sözleşmenin feshine kadar işin ihale kapsamına uygun yapıldığını ileri sürerek düzenlediği hak ediş bedellerinin tahsilini talep etmiş, davalıda hak ediş bedellerinin gerçeği yansıtmadığını, hatalı ve yanlışlıklar taşıdığını zira, eksik ve hiç yapılmayan işler olduğunu, bu işler için de hak edişler düzenlediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Bu işleri de bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ayrıntılı olarak göstermiştir. Mahkemece bu hususun çözümüne ilişkin olarak bilirkişi raporu alınmıştır. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 275 ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, anılan 275. maddede, mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 286. maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği düzenlenmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise, mahkeme HUMK’nun 283. maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama yeni ek rapor isteyebileceği gibi, 284. madde gereğince de, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir rapor alınabilir. Karar tarihinden sonra yürürlüğe giren HMK'da da benzer hükümler bulunmaktadır. Davada bilirkişi raporu alınmış, davalı vekili bu rapora 13.12.2010 tarihli dilekçesi ile itiraz etmiştir. Mahkemece, davalı vekilinin, itirazları üzerine ek rapor alınmış ise de, bilirkişi incelemesi için oluşturulan ara kararında “ itirazlar doğrultusunda özetle faiz alacağına yönelik davacı itirazları yönünden ek rapor alınmasına” denilmiş ve 17.02.2011 havale tarihli bilirkişi raporunda davalı vekilinin yaptığı ciddi itirazlar üzerinde durulmadan rapor düzenlenmiş ve mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda da karar verilmiştir. Bu durumda, mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta haritacılık ve coğrafi bilgi sistemleri (GIS) işlemlerinde uzman öğretim üyesinin de yer aldığı yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak ve gerektiğinde mahallinde keşif yapılarak, ihale dökümanına göre yapılacak işin kapsamı belirlenerek, davalı vekilinin savunma ve itirazları tek tek incelenmek suretiyle davacının alacak miktarının Yargıtay denetimine elverişli şekilde tesbiti için bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.