6. Hukuk Dairesi 2012/16265 E. , 2012/15629 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar Dairemizin 10/7/2012 gün ve 5143-10420 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmesi üzerine bu defa davalılar tarafından yasal süresinde karar düzeltme isteminde bulunulmuş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Mahkemenin kararında ve Yargıtay ilamında yazılı sebeplere göre 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 440.maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE ve aynı yasanın 442.maddesi gereğince takdiren 200.00.-TL para cezasının karar düzeltme isteyenlerden alınmasına, karar düzeltme harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına 28/11/2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, şufa nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece 14.05.2008 tarihli ilk kararında davanın kabulüne, davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, karar kesinleştiğinde 13.450 TL satış bedelinin davalıya ödenmesine karar verilmiş, davalı tarafın temyizi üzerine Dairemiz 04.11.2008 tarihli ilk kararında davalı ...'ya yapılan bağışın satış olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozma kararı üzerine davacı karar düzeltme isteminde bulunmuş, davacının karar düzeltme istemi 31.03.2009 tarihinde reddedilmiştir. Yerel Mahkeme 17.06.2009 tarihli kararıyla davanın kabulüne ilişkin kararında direnmiştir. Direnme kararının davalılar vekilince temyizi üzerine HGK. 11.11.2009 tarihli ilk kararında özel daire kararına uyulmak gerektiğinden mahkeme kararının bozulmasına karar vermiş, davacı vekilinin karar düzeltme istemi üzerine ise 24.02.2010 tarihli kararında "somut olayda, muvazaalı şekilde yapılan ve bağış olarak gösterilen işlemin; davacı yönünden geçersiz ve asıl amacın davacının şufa hakkının kullanımının engellenmesi olduğuna, bu nedenle yapılan ilk satış nedeniyle davacının şufa hakkını kullanabileceği belirtilmiş, daire kararı bozularak sair yönlerin incelenmesi için dosyanın daireye gönderilmesine karar verilmiştir. Dairemizce HGK kararından sonra yapılan inceleme sonucunda, "Hukuk Genel Kurulunca davacının önalım hakkının bulunduğu belirtilerek son durum itibariyle temlikin muvazaalı olduğu, bağışlanan payın aslında davalı ...'a satıldığı sonucuna varıldığı, gerçek satış bedeli belirlenemediğine göre keşfen saptanan değer üzerinden önalım hakkının tanınmasına karar verilmesi gerekirken tapuda beyan edilen değerin esas alınması yerinde değildir. Bilirkişi aracılığıyla belirlenen 382.528,96.TL bedelin depo edilmesi için davacıya süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi" gerektiğinden 07.12.2010 tarihinde karar bozulmuştur. Davacı ve davalı tarafça verilen bu bozma kararına karşı karar düzeltme isteminde bulunulmuş, Dairemizce 24.03.2011 tarihinde karar düzeltme istemi reddedilmiştir. Yerel mahkemece 17.06.2011 tarihli celsede usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasına karar vererek davacı vekiline 382.528,96 TL üzerinden önalım hakkını kullanıp kullanmayacağı sorulmuş, davacı vekilinin depo ettikleri 13.450,00 TL bedel üzerinden davalarının kabulüne karar verilmesini istemesi üzerine mahkemece, 16.12.2011 tarihinde, davacının uyulan bozma ilamında belirtilen 382.528,96 TL şufa bedelini yatırmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Yerel mahkemenin redde ilişkin kararının davacı tarafça esasdan, davalı tarafça vekalet ücreti yönünden temyizi üzerine, Dairemizce 01/07/2012 tarihli kararında, "Davacı başından itibaren davalı ...'a bağış şeklinde yapılan temlikin gerçek bir bağış olmadığını sırf önalım hakkının kullanılması engellemek amacıyla muvazaalı olarak yazıldığını ileri sürmektedir. HGK, bağışın davacı yönünden geçersiz olduğuna karar vermiştir. HGK kararının gerekçesine göre bağışın muvazaalı olduğu kabul edilmesine rağmen Dairemizin iddianın gerçekte payın satıldığı, bunu gizlemek amacıyla hibe yapıldığı şeklindeki kabulünün maddi hataya dayandığı, kural olarak bozma kararına uyulmakla lehine bozma yapılan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğar ise de, usul hukukunda benimsenen bir ilke olarak maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması ile usulü kazanılmış hak doğmaz. Bu durumda davalı ...'ya yapılan bağış geçersiz olduğuna göre, davalı ...'e yapılan satış nedeniyle davacının depo ettiği 13.450.TL önalım bedeli üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bozulmuştur. Davalılar vekilinin karar düzeltme istemi üzerine daire çoğunluğu bozma ilamında yazılı sebeplere göre karar düzeltme isteminin reddine karar vermiş ise de, tarafımızca bu görüşe katılmak mümkün olmamıştır. HGK.nın 24.02.2010 tarihli bozma ilamındaki sonuç bölümünde "ilk satış nedeniyle davacının şufa hakkını kullanabileceğine ilişkin yerel mahkemenin direnme kararı yerindedir." şeklinde bozma yapılmış, ancak önalım bedeline ilişkin bir ifade kullanılmadan, diğer temyiz itirazların incelenmesi için dosyanın daireye gönderilmesine karar verilmiştir. Dairemizce 07.12.2010 tarihli bozma ilamında ise önalım hakkının doğduğu benimsendikten sonra her ne kadar çoğunluk maddi yanılgı olduğunu benimsenmiş ise de, hukuki yanılgı sonucu keşfen belirlenen 382.528,26 TL üzerinden önalım hakkının kullanılabileceği belirtilerek mahkeme kararı bozulmuş, bu karara ilişkin karar düzeltme talebi de reddedilmiştir. Yerel mahkemece, önalım hakkının 382.528,26 TL bedel üzerinden kullanılabileceğine ilişkin bozma ilamına 17.06.2011 tarihinde uyulmakla şufa bedeli yönünden davalılar lehine usulü kazanılmış hak doğmuştur.Davacı ancak davalı lehine kazanılmış hak teşkil eden 382.528,26.TL'yi depo ederek önalım hakkını kullanabilir. Ancak davacı bu bedel üzerinden önalım hakkını kullanmamıştır. Bozma ilamında belirtilen önalım bedelinin davacı tarafça yatırılmaması ve depo edilen 13.450,00.TL üzerinden önalım hakkını kullanacaklarına ilişkin beyanı karşısında mahkemenin red kararı vermesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu durumda dairemizin 10.07.2012 tarih ve 2012/5143 esas, 2012/10420 karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak yerel mahkemenin 16.02.2011 tarih ve 2011/180 esas, 2011/424 karar sayılı red kararının onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun karar düzeltme isteminin reddine ilişkin değerli görüşlerine katılamıyorum. 28/11/2012