7. Hukuk Dairesi 2012/5856 E. , 2012/8114 K.
"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 110 ada 14 parsel sayılı 2017,32 m² yüzölçümündeki taşınmaz aynı kuvvette ve mahiyette belgelerin bulunduğundan söz edilerek 3402 sayılı Kadastro Kanununun 10. maddesi gereğince malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş, tutanak maliki belirlenmek üzere Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 110 ada 14 parsel sayılı taşınmazın davacılar ... ve ... adına eşit paylarla tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece davacılar ... ve ...'nun tutunduğu 28.04.1993 tarihli satış senedinin usulüne uygun olup geçerli olduğu,taşınmazın satıcı ... ... zilyetliğinde olduğunun muhtar ve azalar tarafından tasdik edildiği, söz konusu satış senedi ile taşınmazın zilyetliğinin adlarına tescil hükmü verilen davacılara devir edildiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunun 10.maddesi gerekçe gösterilerek maliki resen belirlenmek üzere tutanak Kadastro Mahkemesine gönderilmiş olup böylesi bir durumda aynı yasanın 30/2.maddesi gereği mahkemece gerçek hak sahibi malikin resen belirlenmesi zorunludur.Somut olay bu kapsamda değerlendirildiğinde mahkemece zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturma yetersiz olduğu gibi taşınmazın öncesinde maliki olduğu belirtilen dava dışı ... ... mirasçıları arasında taşınmazın usulüne uygun olarak paylaşılıp paylaşılmadığı yönünden yapılan araştırma ve soruşturma da yetersiz olup, keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanları soyut nitelikte gerekçesiz olaylara dayanmayan sözlerden ibarettir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz . O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle taşınmazın öncesinde maliki ve zilyedi olduğu belirtilen dava dışı ... ...'nın bir kısım mirasçılarının annesi olan ...'nin ölü olup olmadığı belirlenmeli, akabinde yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişiler ile uzman bilirkişi fen elemanı ve uzman ziraatçi bilirkişisi, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, ayrıca ... ... terekesinin usulüne uygun olarak mirasçıları arasında paylaşılıp paylaşılmadığı,paylaşılmış ise taşınmazın hangi mirasçının payına isabet ettiği belirlenmeli, bu cümleden olarak mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaştırmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlı olduğu, ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka dava dışı ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa bunların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaştırma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı yada mirasçıların miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, taşınmaz bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın fotoğrafları çektirilmeli, somut olayın özelliğine göre dava konusu taşınmazın malik hanesinin boş olduğu ve 3402 Sayılı Yasa'nın 30/2.madesi gereği resen malik belirlenmesi gerektiği gözönüne alınarak taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı ve somut olayda zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, yine davalı ...'nun satın almaya ve zilyetliğine dayanarak miras bırakan ... ...'nın dava dışı diğer mirasçılarının da devir ve teslim eden olarak imza atmak suretiyle bu satışa icazet verdiklerini ileri sürdüğü 06.07.2005 tarihli zilyetlik ilmühaberi başlıklı belgenin sahih olup olmadığı, ... ... mirasçılarının tümünün bu belgede imzalarının bulunup bulunmadığı ve mirasçıların isimleri karşısında bulunan imzaların adı geçen ... ... mirasçılarına ait olmadığı,bir diğer deyişle imzaların sahte olup olmadığı duraksamasız belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmadır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi davada taraf olmayan ve kendisine husumet yöneltilmeyen Kadastro Müdürlüğünün karar başlığında davacı olarak gösterilmesi dahi isabetsiz, davalı ...'nun temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalı ...'na iadesine, 20.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.