4. Hukuk Dairesi 2011/5380 E. , 2012/16309 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVACI - KARŞI DAVALI - KARŞI
Davacı-karşı davalı ... vd. vekili Avukat ... tarafından, davalı-karşı davacı ... aleyhine 09/05/2005 gününde verilen dilekçe ile trafik kaydının iptali, eski malik adına tescili, araç teslimi istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın reddi, karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen 12/11/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı-karşı davalılardan ...'ın tüm, ... mirasçılarının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacı-karşı davalı ... mirasçılarının diğer temyiz itirazına gelince; Asıl dava, haksız müdahalenin önlenmesi, araç teslimi ve tescili; karşı dava, sahte belgelerle yapılan noter satışına istinaden oluşturulan trafik kaydının iptali ile tescili istemlerine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm; davacı-karşı davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar, dava konusu aracın davacılardan ... tarafından, kendini ... olarak tanıtan şahıstan noter nezdinde düzenlenen satış sözleşmesi ile satın alındığını ve trafikte tescil ettirildiğini, bir süre sonra diğer davacı ...'ya noterde satışının yapıldığını, aracı satın aldıklarında trafik kaydında çalıntı şerhi bulunmamasına rağmen, trafikte davacı ... adına tescil ettirmek isterken çalıntı olduğu iddiası ile araca el konulduğunu, davalı ...'ın aracını rızaen 3. kişiye vadeli olarak satıp teslim etmesine rağmen parasını alamayınca aracın çalındığını iddia ederek suç duyurusunda bulunduğunu belirterek, muarazanın giderilmesi ile aracın davacılardan ...'ya teslimi ve adına tescilini talep etmişlerdir. Davalı-karşı davacı ..., dava konusu minibüsün kendi adına tescilli iken, sahte sürücü belgesi düzenlenerek davacılardan ...'a satışının yapıldığını, satışın sahte belgelerle yapılması nedeniyle hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, diğer davacı ...'nın aracı satın aldığı tarihte trafik kayıtları üzerinde tedbir bulunduğunu ileri sürerek, trafik kaydının iptali ile kendi adına tescili ve aracın teslimini talep etmiştir.
-/- -2- 2011/5380-2012/16306
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; sahte belgeler kullanılarak araç maliki olmayan 3. kişi tarafından yapılan işlemin yok hükmünde olduğu, davalı-karşı davacı ... ile dava dışı 3. şahıs ... arasında yapılan harici satış sözleşmesinin 2918 sayılı kanunun 20/d maddesi uyarınca araç mülkiyetini nakle elverişli olmadığı ve mülkiyet devrinin gerçekleşmediği, ancak aracın ruhsatı ile birlikte güvene dayalı olarak kayıt malikinin elinden çıktığını, gerek ..., gerek ... ve ...'nın kendini ... olarak tanıtan kişi ile birlikte ve diğerlerini zarara uğratmak maksadı ile hareket ettiğine dair herhangi bir delil ve kanaat verici emare bulunmadığı, bu nedenle emin sıfatıyla zilyetten araç iktisap eden ... ve ...'nın iyiniyetli olup olmadıkları sorununun çözümlenmesi gerektiğini, davacı-karşı davalıların Savcılık dosyasındaki ifadeleri ve noter satış belgeleri ve tüm dosya kapsamına göre iyiniyet koşulları oluşmadığı kanaatine varılarak asıl davanın reddi ile karşı davada ... adına oluşan trafik kaydının iptali ile araç malikinin ... olduğunun tespitine ve aracın aynen teslimine karar verilmiştir. Türk Medeni Kanunu 988. maddesi; bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur hükmünü öngörmektedir. Bir malın zilyedi, onu başkasına emanet etmiş olmayıp, çaldırma, gasp, unutma gibi bir sebeple elinden çıkarmış bulunuyorsa, 3. şahıs böyle bir malı iyiniyetle iktisap etmiş olsa dahi onun iktisabı geçerli değildir. Gerçekten Medeni Kanunun 902/1. maddesi bu hususta gayet açıktır: Yedinden sirkat olunan veya kendisi tarafından kaybedilen veya rızası olmaksızın diğer herhangi bir suretle elinden alınan bir menkulün zilyedi beş sene müddet zarfında istihkak davası ikame edebilir. Görülüyor ki kanun iyi niyetin korunması hususunda, emaneten bırakılan mallarla, sahibinin elinden rızası olmadan çıkan mallar hususunda bir ayırım yapmıştır. Bu ayırım şu düşünceye dayanmaktadır; malı başkasına emaneten bırakan kimse az çok risk altına girmiş ve emaneten verdiği şeyin alan tarafından başkasına geçirilmesi tehlikesini göze almış sayılabilir. Oysa bir malı rızası olmadan elinden çıkaran kimsenin böyle bir riske önceden katlandığı söylenemez. Böyle olunca, bir malı iyiniyetle iktisap eden 3. şahsın menfaati, malı emaneten veren kimsenin menfaatine tercih edilmekte, rızası olmadan malını elinden çıkaran kimsenin menfaatine ise feda edilmemektedir. Sahibinin elinden rızası olmadan çıkan bir şeyi, iyiniyetli 3. şahıs bir açık artırmadan, pazardan veya bu gibi eşyayı satan bir kimseden iktisap ederse asıl mal sahibinin gerek bu şahıs, gerekse daha sonraki müktesipler aleyhinde açacağı iade davasını kazanabilmesi şöyle bir şarta bağlanmıştır; Böyle hallerde, iyiniyetli 3. şahsın bu malı iktisap etmesi için verdiği bedel, iadeyi isteyen davacı, yani asıl mal sahibi tarafından ona iade edilmelidir. Eğer bu şart yerine getirilmezse, yargıç, asıl mal sahibinin açacağı iade davasını kabul edemez. Hukuk Genel Kurulunun 25/09/2002 tarih, 2002/4-608 E, 2002/643 K sayılı ilamında da aynı hususlara değinildiği görünmektedir. Somut olayda davalı-karşı davacı ..., kendi adına kayıtlı minibüs ve ruhsatı, kendini ... olarak tanıtan bir şahsa harici satış sözleşmesi ile devretmiş, dolayısıyla araç malikinin elinden rıza ile çıkmıştır. O halde emin sıfatı ile zilyetten araç iktisap eden davacı-karşı davalı ... ve ...'nın iyiniyetli olup olmadıkları hususunun irdelenmesi gerekir. Gerek Savcılık soruşturması, gerek mahkemenin kabulüne göre davacı-karşı davalıların kendini ... olarak tanıtan kişi ile birlikte ve
-/- -3- 2011/5380-2012/16309
diğerlerini zarara uğratmak maksadı ile hareket ettiğine dair herhangi bir delil ve kanaat verici emare bulunamamış, haklarındaki ceza soruşturması takipsiz bırakılmıştır. Mahkemece, deliller ve dosya kapsamı yanlış değerlendirilerek iyiniyetli olmadıkları sonucuna ulaşılması doğru değildir. O halde, davalı-karşı davacı ...'in iade davasını kazanabilmesi için davacılardan ...'nın noter satış bedeli olarak ödediği 26.000,00 TL bedeli, kendisine iade etmesi gerekir. Mahkemece, bedelin ödenmemesi halinde iade davasının reddine karar verilmesi gerekirken, ödeme gerçekleşmeden aracın ... adına tespit ve teslimine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamış kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda (2) no'lu bentte gösterilen nedenlerle davacı-karşı davalı ... mirasçıları yararına BOZULMASINA, davacı-karşı davalı ...'ın tüm, ... mirasçılarının diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) no'lu bentte gösterilen nedenlerle reddine, ve temyiz eden davacı-karşı davalı ... mirasçılarından peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.