4. Hukuk Dairesi 2011/14706 E. , 2012/17810 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Sanayi A.Ş. aleyhine 27/05/2010 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25/07/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, kum ocağı işleten davalı şirketin, davacının izni olmaksızın ... yatağından aldığı kumun bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtıkları Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/362 Esas sayılı dosyasında, bozma sonrası alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davalarını ıslah etmelerine rağmen bozma sonrası ıslah yapılamayacağından dolayı mahkemece dava dilekçesinde talep edilen miktarla bağlı kalınarak hüküm verildiğini, bu bakımdan iş bu dava ile bilirkişi raporuna göre daha önce hüküm altına alınmayan miktarın tazminini istemiştir. Davalı, cevap dilekçesi ile zamanaşımı ve esas yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/362 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporu hükme esas alınarak daha önce hüküm altına alınmayan miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı şirketin Antalya'da bulunan adreslerine çıkartılan dava dilekçesi ekli duruşma gün ve saatini bildirir tebligatların bila tebliğ iade edilmesinden sonra Ankara Ticaret Sicili Memurluğundan davalı şirketin adresi sorulmuş, bildirilen adrese 24/05/2011 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ yapılmış ise de, bu adrese daha önceden usulüne uygun bir tebligat yapılmadığından yapılan tebligatın usulsüz olduğu, usulüne uygun herhangi bir tebligat olmamasına rağmen davalı vekilinin ilk defa 21/07/2011 tarihli duruşmaya katıldığı ve 25/07/2011 tarihli cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili zamanaşımı defi'nin süresi içerisinde yapılmadığını belirterek karşı koymuş ise de, davalıya yapılan usulüne uygun bir tebligatın bulunmaması ve davalı vekilinin dosyadan haberdar olmasından sonra yasal süre içerisinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ileri sürdüğü zamanaşımı definin süresi içerisinde ileri sürüldüğünün kabul edilmesi gerekmiştir. Zamanaşımı defi, bir hakkın istenebilirliğini önlediği için öncelikle ve ön sorun olarak çözümlenmesi, zamanaşımının gerçekleştiğinin anlaşılması halinde işin esasına girilmeden davanın sonuçlandırılmasını gerektiren bir hukuki yoldur. Bu nedenle yerel mahkemece, davalının zamanaşımı defi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden işin esası hakkında hüküm tesis edilmiş olması doğru olmayıp kararın bozulması gerekmiştir. -/-
-2- 2011/14706-2012/17810 SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 26/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.