Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

22. Hukuk Dairesi 2012/21534 E. 2012/22750 K.

Yargıtay 2012-10-15 Yüksek mahkeme 2 karar bu kararı anmış
Bu kararla araştırma hazırlayın

(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/21534 E. , 2012/22750 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanmadığını ileri sürerek feshin geçersizliğin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın süresinde açılmadığını, iş akdinin işlerde daralma nedeniyle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davacının iş akdinin 28/11/2011 tarihinde sebep bildirilmeden sözlü olarak feshedildiği, kendisinden 30/11/2011 tarihinde geçmişe yönelik olarak 19/10/2011 tarihli fesih bildiriminin imzalatıldığı, davacıya ihbar tazminatının ödenmiş olmasının ve kanuni hakları ödenmeden ibraname ve vazgeçme dilekçesi alınmasının dilekçelerin önceden imzalatıldığını gösterdiği, buna göre davanın süresinde açıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. Taraflar anlaşırlarsa işçi aynı sürede uyuşmazlığı özel hakeme götürebilir. Bir aylık dava açma süresi hak düşürücü nitelikte olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınır. Dairemizce bir aylık dava açma süresinin başlangıcı fesih iradesinin işçiye ulaştığı tarih olarak kabul edilmektedir. Somut olayda, davacı duruşmada alınan beyanında fesih bildirimindeki “Tebellüğ ettim, 19.10.2011, ...” yazı, tarih ve imzasının kendisine ait olduğunu açıkça beyan etmiş olup dava tarihinin de 26.12.2011 olması karşısında davanın yasal süre içinde açıldığının kabul edilmesi hatalıdır. Bu itibarla, davanın yasal süre içerisinde açılmaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece işin esasına girilerek feshin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulü hatalı olmuştur. Bu nedenle hüküm bozmayı gerektirmiştir.

Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 108,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 15.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.